Bu Makaleyi Paylaş

Kişilerin Haksız İcra Takibinden Dolayı Tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.Kanunda belirtildiği şekilde bu tazminatın şartlarını ve dava türünü ayrıntılı açıklayacağız.

Haksız İcra Takibi Nedir?

İcra takibi, borçlunun borcunu herhangi bir sebepten dolayı ifa etmemesi yani yapmaması, vermemesi gibi hallerde alacaklının bu borcu Devlet gücü ile tahsil etmek üzere İcra Müdürlüğü tarafından başlatılan takiptir. İlamsız icra takibinde haciz koyduran alacaklı haksız çıkarsa borçlunun ve üçüncü kişilerin haksız icra takibinden kaynaklanan zararlarını tazmin etmelidir. Bu sebeple haksız icra takibi yaptıran alacaklı, borçlunun ve üçüncü kişinin zararlarından sorumludur.

Haksız icra takibi yapıldığı takdirde haksız takibin borçlusu itiraz sürelerini kaçırmadan sebeplerini de belirterek İcra İflas Kanununa uygun olan itiraz dilekçesiyle borca itiraz etmelidir. İtiraz takibinde dava açma yükü alacaklıdadır. Ancak bu aşamadan sonra takibe devam edilebilmesi dava ile için yapılan itirazın kaldırılması ya da iptaline karar verilmesi gerekir.

Haksız icra takibine uğrayan alacaklı kendisine dava açılmasını beklemeden alacaklının haksız icra takibi yaptığı gerekçesiyle zararlarını tazmin ettirmek için alacaklıya karşı tazminat davası açabilir. Bu tazminat davası genel mahkemelerde açılır. İcra takibinin haksız olarak açıldığının ve zararların ispatı gerekmektedir. Haksız icra takibinden dolayı açılacak tazminat davaları iki türlü olabilir;

  • Haksız İcra Takibi Sebebiyle Maddi Tazminat Davası
  • Haksız İcra Takibi Sebebiyle Manevi Tazminat Davası

Haksız İcra Takibi Sebebiyle Maddi Tazminat Davası

Maddi tazminat davası, hukuka aykırı bir eylem veya işlem nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen maddi zararın yani malvarlığındaki eksilmenin giderilmesidir.

Haksız icra takibi sebebiyle maddi tazminat davası ile haksız icra takibine maruz kalan borçlu haksız icra takibi sebebiyle uğradığı maddi zararları talep edebilmektedir. Tazminat davası açılabilmesi için mevcut bir zarar veya mağduriyetin olması gerekir. Bunun ispatı davayı açan kişinin sorumluluğundadır. Tazminat davası ile mağduriyetin giderilmesi amaçlanmaktadır. Haksız icra takibi sebebiyle maddi tazminat talep edilebilmesi için;

  • Haksız icra takibi
  • Haksız icra takibinde tazminatı doğuran bir zararın varlığı
  • Zararın haksız icra takibi nedeniyle doğması
  • Haksız icra takibi ile ileri sürülen maddi zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı

Maddi zararın belirlenmesinde kriter olarak;

  • Doğrudan uğranılan maddi zarar
  • Tarafların kusur oranı
  • Maluliyet varsa maluliyet oranı esas alınır.

Haksız İcra Takibi Sebebiyle Manevi Tazminat Davası

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Manevi tazminat ise manevi zararın giderim biçimidir. Manevi tazminat davası, hukuka aykırı bir eylem veya işlem nedeniyle bireyin yaşadığı üzüntü ve elemin yol açtığı manevi zararın giderilmesini amaçlayan davadır.

Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Haksız icra takibi sebebiyle manevi tazminat davası ile haksız icra takibine maruz kalan borçlu bu sebepten ötürü yaşadığı üzüntü ve elemin yol açtığı manevi zararı talep edebilecektir. Haksız icra takibi sebebiyle manevi tazminat açılıp açılamayacağı ile ilgili Yargıtay haksız icra takibi sebebiyle manevi tazminat davası açılacağını belirtmektedir. Haksız icra takibi sebebiyle manevi tazminat talep edilebilmesi için;

  • Haksiz icra takibi
  • Manevi zarara uğranması
  • Zarar ile haksız icra takibi arasında uygun nedensellik bağı bulunması gereklidir.

Haksız icra takibi sebebiyle manevi tazminat davasında hakim tazminat miktarını belirlerken saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında  şunları da dikkate alır;

  • Tarafların kusur oranı
  • Tarafların sıfatı
  • İşgal edilen makam
  • Tarafların sosyal durumları
  • Tarafların ekonomik durumları

Haksız icra takibi sebebiyle talep edilen manevi tazminat miktarı;

  • Kişilik haklarını ihlal eden fiille tazminat miktarı arasında makul bir oran olmalı
  • Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurmamalı
  • Uğranılan manevi zararla orantılı, üzüntüyü hafifletici nitelikte olmalı
  • Haksız icra takibi sebebiyle zarara uğrayan kişinin manevi huzurunu doğurmayı gerçekleştirecek miktarda olmalıdır.

Haksız İcra Takibi Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat Davalarını Kimler Açabilir?

Haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat davalarını haksız icraya maruz kalan kişi veya kişiler açabilir. Davalı yani kendisine dava açılan kişi ise haksız icra takibine sebep olan yani icra talebinde bulunan kişidir.

Haksız İcra Takibi Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süresi

Haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresi için tazminat istemi, zarar  ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Yani haksız icra takibinin öğrenilmesinin üzerinden iki yıl geçmediği sürece dava açılabilir. Haksız icra takibinin öğrenilmesinin ardından iki yılın dolması halinde zamanaşımı sebebiyle tazminat davası açılamaz. Haksız icra takibinin gerçekleştiği on yıl içinde her halukarde dava açılmazsa da on yılın dolmasıyla zamanaşımı sebebiyle dava açılamaz.

Haksız İcra Takibi Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme tazminat davalarında genel yetkili olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Kişi tacirse görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat davalarında yetkili mahkeme ise haksız icra takibine uğrayan kişinin ikamet ettiği yer mahkemesidir.

Haksız İcra Takibi Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat Davasıyla İlgili Yargıtay Kararları

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/8548- K. 2014/4964 –T. 24.3.2014
‘…Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Davacı aleyhine yapılan haksız icra takibi sonrası takibe konu borç ödenmiş; daha sonra, açılan istirdat davası kabul edilmiş; haksız olarak tahsil edilen miktar ve faizleri ile kötü niyet tazminatı davacıya ödenmiştir.

Davacı, hakkındaki başka icra takipleri sırasında ödemek zorunda kaldığı faizleri ve ayrıca banka kredi faizlerini ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.

Haksız olduğu saptanan icra takibi ile; ileri sürülen maddi zarar arasında, uygun nedensellik bağı bulunmamaktadır. Davacının maddi tazminat isteminin reddi gerekir…’

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/12811- K. 2014/13983- T. 27.10.2014

‘…Dava, haksız icra takibine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı tarafından davalı banka aleyhine açılan menfi tespit davası sonucunda, kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı belirlendiğinden davanın kabulü ile takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kesinleşen menfi tespit davası sonucu davacı aleyhine yapılan icra takibinin haksız olduğu anlaşılmaktadır.

Hakkındaki haksız icra takibi nedeniyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilerek uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir…’

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/1041- K. 2016/7609 –T. 8.6.2016

‘…Dava, haksız icra takibi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Kanun’un 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davaya konu olayda, olay tarihi, olayın gelişimi, takip talebinde istenen alacak miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, hüküm altına alınan manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir…’