AVUKAT SOR
HEMEN ARAYIN

Boşanma Sürecinde Mal Kaçırma

19 Nisan 2018

Boşanma Sürecinde Mal Kaçırma Nedir? Toplumuzun en küçük ve en önemli birimi olan aile toplumsal anlamda huzur ve sükunun korunması bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle Türk toplumunda, eşler boşanma yoluna genellikle en son çare olarak başvurmaktadır zira hiç kimse bir evliliği ayrılmak maksadı ile gerçekleştirmez. Boşanma ise eşlerden birinin veya ikisinin isteği üzerine, hakimin kararıyla evlilik bağının ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir. Boşanma süreci hukuki anlamda evliliğin sona ermesinin yanı sıra, eşler açısından maddi ve manevi anlamda sonuçlar doğuran bir süreçtir. Boşanma sürecinde, özellikle sonraki süreçte maddi açıdan büyük kayıplar yaşanmaması bakımından sürecin taraflarının dikkat etmesi gereken çok önemli hususlar bulunmaktadır. Bu makalemizde esasen, boşanma sürecinde eşleri maddi açıdan hukuken nasıl korunabileceğini anlatmaya özen göstereceğiz. Evliliğin hukuken sona erdirilmesini ifade eden boşanma, maddi ve manevi sonuçlar doğuran bir aile hukuku kurumudur. Boşanma süreci manevi anlamda taraflar açısından oldukça zorlu ve sancılı geçen bir süreçtir. Bu anlamda boşanma sürecinden önce süreçle ilgili yapmanız gerekenler ve yasal anlamda haklarınız hususunda bir avukat aracılığı ile hukuki destek almanızı tavsiye ediyoruz. Ayrıca boşanma sürecinin özellikle çekişmeli boşanma süreçlerinin ruhen taraflar üzerinde oluşturduğu etkininde bu süreçte ani kararlar verme ve aleyhine tutum ve davranış sergileme gibi sonuçları meydana getirebilmesi ihtimaline karşı süreçten önce ve boşanma sürecinde psikolojik yardım almanızı tavsiye ederiz. Özellikle çekişmeli boşanma süreçleri bakımından bu yardım, sağlıklı düşünmenizi ve dolayısı ile hukuki anlamda yasal haklarınızı müdafaa etmek bakımından acele ve aleyhinize kararlar almamanıza faydalı olacaktır. Boşanmanın maddi anlamda sonuçları, nafakalar (iştirak, tedbir, yoksulluk) ve kusurlu olan taraf aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlardır. Dolayısı ile boşanma sürecinde hukuka aykırı olarak yani bir eşe söz konusu nafakaları ödememek veya ekonomik durumunu daha az göstermek suretiyle düşük nafaka ödemek veya maddi ve manevi tazminatları ödememek yahut daha az ödemek maksadı ile mal varlığının düşük gösterilmesi durumları doğrudan boşanmanın maddi sonuçlarını etkilemektedir. Aleyhine nafaka ve/veya tazminata hükmolunan eski eş, boşanma sürecinde diğer eş tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırı mal kaçırma nedeniyle maddi anlamda zarar görmektedir. Boşanma sürecinde eşten mal kaçırmak maksadı ile yapılan muvazaalı satış, bağışlama ve benzeri sözleşmelerin sonradan geçersiz addedilmesi bu açıdan oldukça elzemdir. Boşanma Sürecinde Mal Kaçırma Nasıl Engellenir? Mal kaçırma genel olarak boşanma neticesinde eşlerin Medeni Kanun’da öngörülen mal rejimi hükümleri gereğince yapacakları mal paylaşımında bir eşin daha az pay alması için yapılan, taşınır ve taşınmaz malları ucuza elden çıkarma, bağışlama, muvazaalı satış ve hileli satış sözleşmeleri olarak ifade edilebilir. Bu anlamda bir eşin diğer eşten mal kaçırması çok çeşitli ve farklı yollar ile yapılabilir. Burada önemli olan husus eşin kendi mal varlığından yaptığı bu tasarrufları, diğer eşin aleyhine olarak ve kötü niyetle yapmış olmasıdır. Zira bu iki hususta yapılan sözleşmelere ve elden çıkarmaların geçersiz addedilerek mal paylaşımına konu edilmesi sonuçlarını doğurması konusunda mahkemece değerlendirilecektir. Boşanma sürecinde eşinizin mal kaçırdığından şüpheleniyorsanız mali haklarınızı korumak maksadı ile hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Örneğin boşanma sürecinde mal kaçırmayı engellemek maksadı ile eşlerin daha önceden birlikte oturduğu yer yani ailece yaşamın sürdüğü ev olan aile konutu üzerine şerh koydurarak olası bir satış işlemine karşı haklarınızın korunmasını talep edebilirsiniz. Aile konutu şerhi, eşlerden birinin talebi üzerine ailece birlikte yaşanılan konutun bir satış işlemi ile karşı karşıya kalması ihtimaline karşı Tapu Kütüğü’ne düşülen ve taşınmazın satım işlemi […]

Read more

Nafaka İçin İcra Takibi Nasıl Yapılır?

12 Nisan 2018

Nafaka Nedir? Nafaka, boşanma davası devam ederken veya  boşanma davasının sona ermesinin sonrasında  maddi anlamda olarak zorluğa düşecek olan eşe bağlanan ve diğer eş tarafından her ay ödenmesi gereken parayı ifade etmektedir. Nafakayı Kimler Talep Edebilir? Boşanma davası devam ederken veya dava sonuçlandıktan sonra maddi anlamda zorluk yaşayacak olan eş diğer eşten nafaka talebinde bulunabilir. Örnek kabilinden açıklarsak; aylık geliri olmayan yada dar gelirli olan veyahut geçici işlerden çalışmasından dolayı düzenli bir gelire sahip olmayan eş/eski eş kural olarak kendisine uygun bir miktar nafaka ödenmesini talep edebilir. Örneğin ev hanımı olan A ’nın geçimini eşi B sağlamaktadır. A, B’ye açtığı boşanma davasında davam devam ederken mahkemeden kendisine tedbir nafakası bağlanmasını yani B tarafından her ay belirli bir miktar para ödenmesini talep etme hakkına sahiptir. Nafaka İçin İcra Takibi Nasıl Yapılır? İcra takibi, borçların devlet kuvveti yardımı ile (zorla) yerine getirilmesi maksadıyla yapılmaktadır. Kural olarak alacaklının icra dairesine yapacağı bir takip talebi ile başlamaktadır. Nafakanın ödenmemesi durumunda ödenmeyen nafaka alacakları, cebri icra yolu ile nafaka borçlusundan tahsil edilebilir. Nafaka alacaklarına yönelik takibin başlatılması için gerekli kanuni prosedür ve sürelere uyulması bakımından alacaklının herhangi bir hak kaybına uğramaması için söz konusu işlemlerin icra hukuk bilgisini haiz bir avukat aracılığı ile takip edilmesinde muhakkak fayda vardır. Bu anlamda ödenmeyen nafaka alacaklarınıza yönelik olarak icra takibi başlatmak için hukuk büromuz avukatları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Tedbir Nafakasına Yönelik Cebri İcra Tedbir nafakası; boşanma davası devam ederken Mahkeme tarafından ailenin geçiminin sağlanması amacı ile hükmedilen nafakayı ifade etmektedir. Eşlerden her biri kural olarak hem kendileri hemde çocukları için tedbir nafakasına hükmolunmasını talep edebilir. Ancak bilinmelidir ki eşlerin talebi olmaksa dahi mahkeme ailenin geçimi ve çocuklar bakımından zaruri görüyor ise her halükarda tedbir nafakasına hükmedebilir. Tedbir nafakasına boşanma davası esnasında mahkemece hükmedildiği için, ödenmeyen tedbir nafakası borçlarına karşı icra takibi başlatmak istiyorsanız mahkemenin tensip zaptının onaylı bir örneği ile (henüz kesin hüküm kurulmadığından) icra müdürlüğüne başvurmak suretiyle nafaka borçlusu aleyhine ilamsız icra takibi başlatabilirsiniz. Takip işlemleri hususunda bir avukattan hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Yoksulluk Nafakasına Yönelik İcra Takibi Yoksulluk nafakası; boşanma davası sonucunda eski eşin boşanmanın gerçekleşmesinden dolayı yoksulluğa düşecek olan diğer eşe ödemesi gereken  nafakayı ifade etmektedir. Esasen boşanma nedeni ile yoksulluğa düşecek eş Mahkemece yoksulluk nafakasına hükmedilmek sureti ile maddi anlamda koruma altına alınmaktadır. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafakanın ödeneceği eş, nafakayı ödeyecek olan eşe nazaran ağır kusurlu olmamalıdır. Ödenmeyen yoksulluk nafakası alacaklarınıza karşı icra takibi başlatmak istiyorsanız lehinize yoksulluk nafakasına hükmedildiğine dair mahkeme ilamını icra müdürlüğüne sunmak suretiyle ilamlı icra takibi başlatabilirsiniz. İlamlı icra takibi prosedürü hakkında detaylı bilgi almak için İcra Takibi Nasıl Yapılır konulu yazımızı incelemenizi tavsiye ederiz. İştirak Nafakasına Yönelik İcra Takibi İştirak nafakası, boşanma davası sonucunda velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin; ortak çocuğun bakımının sağlanması amacı ile çocuğun velayetinin verildiği eşe her ay düzenli olarak ödenen parayı ifade etmektedir. Dolayısı ile iştirak nafakası esasen ortak çocuğun; yiyecek,giyecek,eğitim,sağlık ve benzeri masraflarını karşılamaya yönelik olan bir nafakayı ifade etmektedir ve  dolayısıyla iştirak nafakasına hükmolunurken mahkemece çocuğun yararı gözetilmektedir. Nitekim boşanma davası devam ederken veya boşanma davası sonuçlandıktan sonra da iştirak nafakası talep olunabilir. Ödenmeyen iştirak nafakası alacaklarınıza karşı icra takibi başlatmak istiyorsanız lehinize iştirak nafakasına hükmedildiğine dair mahkeme ilamını […]

Read more

Nafakanın Kaldırılması Davası ve Şartları

5 Nisan 2018

Nafaka Nedir? Nafaka, boşanma davası devam ederken veya boşanma davasının sona ermesinin sonrasında  maddi anlamda olarak zorluğa düşecek olan eşe bağlanan ve diğer eş tarafından her ay ödenmesi gereken parayı ifade etmektedir. Kimler Nafaka Talep Edebilir? Boşanma davası devam ederken veya dava sonuçlandıktan sonra maddi anlamda zorluk yaşayacak olan eş diğer eşten nafaka talebinde bulunabilir. Örnek kabilinden açıklarsak; aylık geliri olmayan yada dar gelirli olan veyahut geçici işlerden çalışmasından dolayı düzenli bir gelire sahip olmayan eski eş kural olarak kendisine uygun bir miktar nafaka ödenmesini talep edebilir. Örneğin ev hanımı olan A’nın geçimini eşi B sağlamaktadır. A, B’ye açtığı boşanma davasında davam devam ederken mahkemeden kendisine tedbir nafakası bağlanmasını yani B tarafından her ay belirli bir miktar para ödenmesini talep etme hakkına sahiptir. Kimler Nafaka Talep Edemez? Kural olarak, boşanma davası sonucunda maddi anlamda zorluğa düşmeyecek olan eş nafaka talep edemez. Konunun daha iyi anlaşılması bakımından örnek kabilinden açıklamak gerekirse; örneğin boşandığı eşi ile aynı miktarda  aylık düzenli bir geliri olan veya bir işte maaşlı çalışması dolayısı ile boşandığı eşi ile maddi bakımından benzer standartlarda olan eski eş bakımından mahkeme dava sonucunda yoksulluk nafakasına hükmetmeyecektir. Nafaka Türleri Nelerdir? Maddi anlamda yoksulluğa düşecek olan eşe ödenecek nafakaya esasen devam eden bir boşanma davası süresince ve boşanma davası sonucunda mahkeme tarafından hükmolunabilir. Kanun koyucu bu hususa ilişkin olarak üç tür nafaka öngörmüştür. Bunlar, tedbir nafakası, iştirak nafakası ,yoksulluk nafakasıdır. Tedbir Nafakası Nedir? Nasıl Alınır? Tedbir nafakası; boşanma davası devam ederken Mahkeme tarafından ailenin geçiminin sağlanması amacı ile hükmedilen nafakayı ifade etmektedir. Tedbir nafakası aylık olarak veya peşin olarak ödenen belirli bir miktar parayı ifade etmektedir. Eşlerden her biri kural olarak hem kendileri hemde çocukları için tedbir nafakasına hükmolunmasını talep edebilir. Ancak bilinmelidir ki eşlerin talebi olmaksa dahi mahkeme ailenin geçimi ve çocuklar bakımından zaruri görüyor ise her halükarda tedbir nafakasına hükmedebilir.  Mahkeme tedbir nafakasına hükmederken eşlerin sosyal ve ekonomik durumlarını gözetir. Zira boşanma davası sırasında tedbir nafakasına hükmedilmesi için eş bakımından maddi anlamda zorluğa düşecek olması bir nevi şart olarak aranır. Ancak çocuklar bakımından böyle bir şart söz konusu değildir. İştirak Nafakası Nedir? İştirak nafakası, boşanma davası sonucunda velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin; ortak çocuğun bakımının sağlanması amacı ile çocuğun velayetinin verildiği eşe her ay düzenli olarak ödenen parayı ifade etmektedir. Dolayısı ile iştirak nafakası esasen ortak çocuğun; yiyecek,giyecek,eğitim,sağlık ve benzeri masraflarını karşılamaya yönelik olan bir nafakayı ifade etmektedir ve  dolayısıyla iştirak nafakasına hükmolunurken mahkemece çocuğun yararı gözetilmektedir. Yoksulluk Nafakası Nedir? Yoksulluk nafakası; boşanma davası sonucunda eski eşin boşanmanın gerçekleşmesinden dolayı yoksulluğa düşecek olan diğer eşe ödemesi gereken  nafakayı ifade etmektedir. Esasen boşanma nedeni ile yoksulluğa düşecek eş Mahkemece yoksulluk nafakasına hükmedilmek sureti ile maddi anlamda koruma altına alınmaktadır. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafakanın ödeneceği eş, nafakayı ödeyecek olan eşe nazaran ağır kusurlu olmamalıdır. Yani boşanmanın gerçekleşmesine ağır kusuru ile sebep olan eşe, boşanmanın gerçekleşmesinde bir kusuru olmayan eşin yoksulluk nafakası ödemesi söz konusu olamaz. Söz konusu nafakayı talep eden eş yoksulluğa düşecek olmalıdır. Nafakanın Kaldırılması Davası Nedir? Nafakanın kaldırılması davası, boşanma davası sırasında veya dava sonucunda yahut boşanmadan daha sonra açılan bir dava ile nafaka yükümlüsü haline gelmeniz durumunda, Örneğin eski eşinize yoksulluk nafakası ödemeniz durumunda, nafaka ödemenizi gerektiren şartların değişmesi […]

Read more

Evden Uzaklaştırma Kararı ve Koruma Tedbiri

2 Nisan 2018

Tedbir Kararı Nedir? Şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hakim, kolluk görevlileri ve mülki amirler tarafından, istem üzerine ve/veya ilgili makam tarafından re’sen verilecek olan mağduru korumaya yönelik kararları ifade etmektedir. Koruma Tedbiri Nedir? Koruma tedbiri, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlemesi Hakkındaki Kanun uyarınca hüküm altına alınmışlardır. Koruma tedbirleri bu anlamda, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri ifade etmektedir. Koruma tedbirleri, önleyici tedbir ve koruyucu tedbir olmak üzere ikiye ayrılmaktadırlar. Koruma Tedbiri Türleri Nelerdir? Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlemesi Hakkındaki Kanun uyarınca hüküm altına alınan koruma tedbirleri, önleyici tedbir ve koruyucu tedbir olmak üzere ikiye ayrılmaktadırlar. Koruyucu koruma tedbirleri kendi içerisinde, mahkemenin verdiği koruyucu tedbirler ve mülki amirin (valinin) verdiği koruyucu tedbirler olmak üzere ikiye ayrılmaktadırlar. Önleyici tedbirler ise kural olarak hakim tarafından verilmektedirler. Mülki Amir Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbir Kararları Koruyucu koruma tedbirleri kendi içerisinde, mahkemenin verdiği koruyucu tedbirler ve mülki amirin (valinin) verdiği koruyucu tedbirler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu anlamda aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülki amir (vali) tarafından karar verilebilir. Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması, Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması, Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi, Hayati tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması, Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması, Gecikmesinde sakınca bulunan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Bu anlamda alınan tedbir kural olarak, kolluk amirince tedbire ilişkin evrakın en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk iş günü içinde mülki amirin onayına sunulmasını gerektirir. Mülki amir tarafından 48 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Hakim Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbir Kararları Koruyucu koruma tedbirleri kendi içerisinde, mahkemenin verdiği koruyucu tedbirler ve mülki amirin (valinin) verdiği koruyucu tedbirler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu anlamda aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hakim tarafından karar verilebilir. İş yerinin değiştirilmesi, Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması, Korunan kişi bakımından hayati tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi hakkında karar. Evden Uzaklaştırma Kararı Nedir? Evden uzaklaştırma kararı, hukuki anlamda 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlemesi Hakkındaki Kanun uyarınca hüküm altına alınan önleyici koruma tedbirini ifade etmektedir. Fakat önleyici tedbirler, halk dilinde ve uygulamada uzaklaştırma kararı olarak yer edinmiştirler. Dolayısı ile bu sebeple daha anlaşılır olması bakımından makalemizde, önleyici koruma tedbiri […]

Read more

Nafaka Arttırım Davası Nasıl Açılır?

26 Mart 2018

Nafaka Nedir? Nafaka, boşanma davası devam ederken veya  boşanma davasının sona ermesinin sonrasında  maddi anlamda olarak zorluğa düşecek olan eşe bağlanan ve diğer eş tarafından her ay ödenmesi gereken parayı ifade etmektedir. Nafaka Türleri Nelerdir? Maddi anlamda yoksulluğa düşecek olan eşe ödenecek nafakaya esasen devam eden bir boşanma davası süresince ve boşanma davası sonucunda mahkeme tarafından hükmolunabilir. Kanun koyucu bu hususa ilişkin olarak üç tür nafaka öngörmüştür. Bunlar; Tedbir nafakası, İştirak nafakası Yoksulluk nafakasıdır. Kimler Nafaka Talep Edebilir? Boşanma davası devam ederken veya dava sonuçlandıktan sonra maddi anlamda zorluk yaşayacak olan eş diğer eşten nafaka talebinde bulunabilir. Örnek kabilinden açıklarsak; aylık geliri olmayan yada dar gelirli olan veyahut geçici işlerden çalışmasından dolayı düzenli bir gelire sahip olmayan eş/eski eş kural olarak kendisine uygun bir miktar nafaka ödenmesini talep edebilir. Örneğin ev hanımı olan A’nın geçimini eşi B sağlamaktadır. A, B’ye açtığı boşanma davasında davam devam ederken mahkemeden kendisine tedbir nafakası bağlanmasını yani B tarafından her ay belirli bir miktar para ödenmesini talep etme hakkına sahiptir. Tedbir Nafakası Nedir? Tedbir nafakası; boşanma davası devam ederken Mahkeme tarafından ailenin geçiminin sağlanması amacı ile hükmedilen nafakayı ifade etmektedir. Eşlerden her biri kural olarak hem kendileri hemde çocukları için tedbir nafakasına hükmolunmasını talep edebilir. Ancak bilinmelidir ki eşlerin talebi olmaksa dahi mahkeme ailenin geçimi ve çocuklar bakımından zaruri görüyor ise her halükarda tedbir nafakasına hükmedebilir.  Mahkeme tedbir nafakasına hükmederken eşlerin sosyo-ekonomik durumlarını gözetir. Bu hususun tespiti noktasında eşlerin sahip olduğu taşınır taşınmaz mallara ilişkin resmi sicillerin incelenmesine, tanık dinlenmesine ve daha birçok yönteme başvurabilir. Zira boşanma davası sırasında tedbir nafakasına hükmedilmesi için eş bakımından maddi anlamda zorluğa düşecek olması bir nevi şart olarak aranır. Ancak çocuklar bakımından böyle bir şart söz konusu değildir. Tedbir nafakası aylık olarak veya peşin olarak ödenen belirli bir miktar parayı ifade etmektedir. Nitekim tedbir nafakası dava açıldıktan belirli bir süre sonra talep edilmiş olsa dahi nafakanın başlangıç tarihi davanın açıldığı tarih olarak esas alınır. Ayrıca boşanma davası süresince tedbir nafakasına ilişkin olarak arttırılması veya azaltılması yönünde mahkemeden talepte bulunulabilir. Nitekim bir diğer önemli husus şudur ki; kendisine tedbir nafakası ödenmesini talep eden eş, boşanmaya kusuru ile sebep olsa dahi Mahkemece tedbir nafakasına hükmolunabilmesi için eşin sadece maddi anlamda zorluğa düşecek olması yeterlidir yani kusurlu olmasının bu nafaka bakımından etkisi olmaz. Eş kusurlu olsa dahi yoksulluğa düşecekse, ailenin geçimi sağlanamayacaksa tedbiren nafakaya hükmedilir. İştirak Nafakası Nedir? İştirak nafakası, boşanma davası sonucunda velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin; ortak çocuğun bakımının sağlanması amacı ile çocuğun velayetinin verildiği eşe her ay düzenli olarak ödenen parayı ifade etmektedir. Dolayısı ile iştirak nafakası esasen ortak çocuğun; yiyecek,giyecek,eğitim,sağlık ve benzeri masraflarını karşılamaya yönelik olan bir nafakayı ifade etmektedir ve  dolayısıyla iştirak nafakasına hükmolunurken mahkemece çocuğun yararı gözetilmektedir. Nitekim boşanma davası devam ederken veya boşanma davası sonuçlandıktan sonra da iştirak nafakası talep olunabilir. Ancak bilinmelidir ki eşlerden birinin talebi olmasa dahi Mahkeme kendiliğinden iştirak nafakasına hükmedebilir. Mahkeme yalnızca kendisinde talep edilen iştirak nafakası miktarından daha fazla bir meblaya hükmedemeyecektir. Yoksulluk Nafakası Nedir? Yoksulluk nafakası; boşanma davası sonucunda eski eşin boşanmanın gerçekleşmesinden dolayı yoksulluğa düşecek olan diğer eşe ödemesi gereken  nafakayı ifade etmektedir. Esasen boşanma nedeni ile yoksulluğa düşecek eş Mahkemece yoksulluk nafakasına hükmedilmek sureti ile maddi anlamda […]

Read more

Boşanma Davalarında Kimler Nafaka Alabilir?

23 Mart 2018

Boşanma Nedir? Toplumuzun en küçük ve en önemli birimi olan aile toplumsal anlamda huzur ve sükunun korunması bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle Türk toplumunda, eşler boşanma yoluna genellikle en son çare olarak başvurmaktadır zira hiç kimse bir evliliği ayrılmak maksadı ile gerçekleştirmez. Boşanma ise eşlerden birinin veya ikisinin isteği üzerine, hakimin kararıyla evlilik bağının ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir. Nafaka Nedir? Nafaka, boşanma davası devam ederken veya  boşanma davasının sona ermesinin sonrasında  maddi anlamda olarak zorluğa düşecek olan eşe bağlanan ve diğer eş tarafından her ay ödenmesi gereken parayı ifade etmektedir. Nafaka Türleri Nelerdir? Maddi anlamda yoksulluğa düşecek olan eşe ödenecek nafakaya esasen devam eden bir boşanma davası süresince ve boşanma davası sonucunda mahkeme tarafından hükmolunabilir. Kanun koyucu bu hususa ilişkin olarak üç tür nafaka öngörmüştür. Bunlar; Tedbir nafakası, İştirak nafakası Yoksulluk nafakasıdır. Kimler Nafaka Talep Edebilir? Boşanma davası devam ederken veya dava sonuçlandıktan sonra maddi anlamda zorluk yaşayacak olan eş diğer eşten nafaka talebinde bulunabilir. Örnek kabilinden açıklarsak; aylık geliri olmayan yada dar gelirli olan veyahut geçici işlerden çalışmasından dolayı düzenli bir gelire sahip olmayan eş/eski eş kural olarak kendisine uygun bir miktar nafaka ödenmesini talep edebilir. Örneğin ev hanımı olan A’nın geçimini eşi B sağlamaktadır. A, B’ye açtığı boşanma davasında davam devam ederken mahkemeden kendisine tedbir nafakası bağlanmasını yani B tarafından her ay belirli bir miktar para ödenmesini talep etme hakkına sahiptir. Kimler Nafaka Talep Edemez? Kural olarak, boşanma davası sonucunda maddi anlamda zorluğa düşmeyecek olan eş nafaka talep edemez. Konunun daha iyi anlaşılması bakımından örnek kabilinden açıklamak gerekirse; örneğin boşandığı eşi ile aynı miktarda  aylık düzenli bir geliri olan veya bir işte maaşlı çalışması dolayısı ile boşandığı eşi ile maddi bakımından benzer standartlarda olan eski eş bakımından mahkeme dava sonucunda yoksulluk nafakasına hükmetmeyecektir. Tedbir Nafakası Nedir? Tedbir nafakası; boşanma davası devam ederken Mahkeme tarafından ailenin geçiminin sağlanması amacı ile hükmedilen nafakayı ifade etmektedir. Eşlerden her biri kural olarak hem kendileri hemde çocukları için tedbir nafakasına hükmolunmasını talep edebilir. Ancak bilinmelidir ki eşlerin talebi olmaksa dahi mahkeme ailenin geçimi ve çocuklar bakımından zaruri görüyor ise her halükarda tedbir nafakasına hükmedebilir.  Mahkeme tedbir nafakasına hükmederken eşlerin sosyo-ekonomik durumlarını gözetir. Bu hususun tespiti noktasında eşlerin sahip olduğu taşınır taşınmaz mallara ilişkin resmi sicillerin incelenmesine, tanık dinlenmesine ve daha birçok yönteme başvurabilir. Zira boşanma davası sırasında tedbir nafakasına hükmedilmesi için eş bakımından maddi anlamda zorluğa düşecek olması bir nevi şart olarak aranır. Ancak çocuklar bakımından böyle bir şart söz konusu değildir. Tedbir nafakası aylık olarak veya peşin olarak ödenen belirli bir miktar parayı ifade etmektedir. Nitekim tedbir nafakası dava açıldıktan belirli bir süre sonra talep edilmiş olsa dahi nafakanın başlangıç tarihi davanın açıldığı tarih olarak esas alınır. Ayrıca boşanma davası süresince tedbir nafakasına ilişkin olarak arttırılması veya azaltılması yönünde mahkemeden talepte bulunulabilir. Nitekim bir diğer önemli husus şudur ki; kendisine tedbir nafakası ödenmesini talep eden eş, boşanmaya kusuru ile sebep olsa dahi Mahkemece tedbir nafakasına hükmolunabilmesi için eşin sadece maddi anlamda zorluğa düşecek olması yeterlidir yani kusurlu olmasının bu nafaka bakımından etkisi olmaz. Eş kusurlu olsa dahi yoksulluğa düşecekse, ailenin geçimi sağlanamayacaksa tedbiren nafakaya hükmedilir. İştirak Nafakası Nedir? İştirak nafakası, boşanma davası sonucunda velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin; ortak çocuğun […]

Read more

Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası

20 Mart 2018

Boşanma Sebepleri Nelerdir? Eşlerin birbirinden ayrılmak istemesi çok çeşitli nedenlere dayanabilmektedir. Ancak boşanmak için hukuki anlamda geçerli bir sebebe ihtiyaç vardır. Hukuki anlamda geçerli bir sebepten ise,  yasalar tarafından öngörülen boşanma sebeplerini ifade etmektedir. Esasen bir boşanma talebine dayanak olarak, Türk Medeni Kanunu’ nda düzenlenen özel boşanma nedenleri, mutlak boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenlerinden birini sebep göstermek gerekir. Genel boşanma sebepleri evlilik birliğinin temelinden sarılması (şiddetli geçimsizlik) sebebi ile boşanma ve anlaşmalı boşanmayı ifade etmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma,  halk arasında şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanma olarak da bilinmektedir ve uygulamada en sık rastlanan boşanma nedenidir. Eşler arasında şiddetli geçimsizlik birçok nedene dayanabilir. Bu boşanma nedenine, diğer boşanma nedenlerine dayanamayan ancak evliliği sonlandırmak isteyen davacı eşler başvurmaktadır. Bu nedene dayanan bir eşin, hangi nedenlerle ortak hayatı sürdürmelerinin kendisinden beklenmemesi gerektiğini ve  bu nedenlerin gerçekleşmesinde diğer eşin kusurlu olduğunu ve bu kusurlu hareketler nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ortaya koyması gerekir. Bilhassa kusur durumu, boşanmanın sonuçları bakımından (nafaka gibi) önem arz etmektedir. Mutlak boşanma; nedenleri ise kanunda sınırlı sayıda belirtilmişlerdir. Dolayısı ile kanunda öngörülmeyen bir boşanma sebebi mutlak boşanma sebebi olarak ileri sürülemez. Mutlak bir boşanma  nedeninin varlığı halinde sadece bu nedenin varlığı boşanma talep etmek için geçerli ve yeterlidir. Dolayısı ile boşanmayı talep eden eşin de sadece bu nedenin varlığını mahkeme huzurunda ispat etmesi yeterlidir. Bu nedenle mutlak boşanma nedenlerinden birinin varlığı halinde boşanma davası diğerlerine nazaran çok  kısa sürede sonuçlanmaktadır. Şiddete Dayalı Boşanma Davası Günümüzde ne yazık ki eşe karşı şiddet olayları fazlasıyla artmıştır. Bilhassa şiddet sadece eşe karşı fiziksel şiddet uygulanması olarak anlaşılmamalıdır. Nitekim son dönemlerde Yargıtay Kararlarında bahsini çokça duyduğunuz ekonomik şiddet, cinsel şiddet ve psikolojik şiddet de şiddetin farklı birer türleri olarak boşanma sebebidir. Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da kendisine ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açma hakkına sahiptir. Bu husus Türk Medeni Kanunu’nda mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve hayata Kast, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebebi ile boşanma olarak ifade edilmiştir. Şiddet nedeniyle boşanma davası açmaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde sebebin doğumu üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşecektir. Dolayısı boşanma davasını açacak olan eş, herhangi bir hak kaybına uğramamak için bu süreleri riayet etmelidir. Psikolojik Şiddet Nedir? Şiddet yalnızca eşe karşı gerçekleştirilen darp olaylarını ifade etmemektedir. Zira özellikle eşe karşı psikolojik şiddet uygulanması, uygulamada boşanma davasına ilişkin hükümlerde oldukça yer almaktadır. Psikolojik şiddet, bir eşin gerçekleştirdiği davranışların, hal ve tutumların diğer eşin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratması olarak açıklanabilir. Örneğin eşinin toplum içerisinde küçük düşürme, her bakımdan yetersiz görme, beğenmeme, eşin fiziksel özellikleriyle alay etmek suretiyle özgüven ve onur bakımından kişiliğinin zedeleme, aşırı kıskançlık, ve her türlü baskı psikolojik şiddet olarak ifade edilebilir. Ekonomik Şiddet Nedir? Ekonomik şiddete de şiddetin bir diğer türü olarak özellikle son dönemlerde boşanmaya ilişkin kararların temyizi sonrasına Yargıtay tarafından verilen kararlarda değinildiği görülmektedir. Ekonomik şiddeti örnekle açıklamak gerekirse, örneğin eşine harçlık vermeme, maddi açıdan durumu iyi olduğu halde ve kendisi oldukça lüks yaşadığı halde eşine benzer imkanlar sunmama gibi durumlar örnek gösterilebilir. Ancak belirtmek gerekir ki eşler arasında vuku bulan […]

Read more

Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

16 Mart 2018

Boşanma Nedir? Toplumuzun en küçük ve en önemli birimi olan aile toplumsal anlamda huzur ve sükunun korunması bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle Türk toplumunda, eşler boşanma yoluna genellikle en son çare olarak başvurmaktadır zira hiç kimse bir evliliği ayrılmak maksadı ile gerçekleştirmez. Boşanma ise eşlerden birinin veya ikisinin isteği üzerine, hakimin kararıyla evlilik bağının ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir. Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir? Boşanma davalarına ilişkin önemli ve problemli hususlardan biri de ortak çocuğun velayetine ilişkindir. Boşanma isteyen eşlerin çocuklarının velayetinin kimde kalacağı hususu hakim tarafından belirlenmektedir. Hakim, karar verirken öncelikle çocuğun yararını gözetmektedir. Bu anlamda hakim ortak çocuğun velayetinin kime verileceği hususunun tespitinde anne ve babanın yaşam tarzlarını çocuğun gelişimi ve bakımı için uygun olup olmadıkları noktasında değerlendirecektir. Buna ilişkin olarak uzman pedagogdan görüş alınır ve ayrıca çocuğun fikri de alınarak mahkemece velayete ilişkin değerlendirme yapılır. Bu hususun önemi nedeni ile özellikle çocuğunuzun velayetini almak istiyorsanız haklarınız ve dava süresince yapabileceğiniz hukuki işlemler ilgili detaylı bilgi için avukat yardımı almanızı tavsiye ederiz. Velayetin Değiştirilmesi Davası Nedir? Velayetin değiştirilmesi davası; esasen velayet hakkının boşanma davası sonucunda tek bir tarafa verilmektedir. Ancak güncel bir yargıtay kararı ile birlikte Mahkemelerin ortak velayete ilişkin karar alabilmelerinin de yolu açılmıştır. Velayet kendisine verilen tarafın çocukla yeterince ilgilenmemesi, velayet hakkının getirdiği yükümlülükleri yerine getirmemesi gibi nedenlerden dolayı velayet hakkı kendisinde olmayan taraf, velayetin değiştirilmesi davasını açarak mahkemeden talepte bulunabilir. Velayetin Değiştirilmesine Hangi Hallerde Karar Verilir? Velayetin değiştirilmesinin talep olunabilmesi bakımından bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Nitekim bu şartlar Türk Medeni Kanunu’nun 183. Maddesi hükmü gereğince aşağıdaki şekilde sıralanabilir; Anne yada babanın ölmesi Anne yada babanın yeniden evlenmesi Anne yada babanın başka bir yere taşınması Çocuğun, velayet hakkı sahibi anne yada babası ile birlikte kalmasının, çocuğun menfaatini zedeleyecek duruma gelmesi gibi durumlarda velayet hakkının değiştirilmesi talep olunabilir. BOŞANMA HALİNDE ÇOCUĞUN VELAYETİ KİME BIRAKILIR? Hakim çocuğun hangi tarafa bırakılacağı takdirde daha iyi yetiştirileceği ve bakılacağı ve eğitim ve öğreniminin nasıl ” şekilde sağlanacağını tespit eder.Buna göre hakim velayetin anneye mi yoksa babaya mı vereceğini takdir eder. VELAYET KENDİSİNE BIRAKILACAK KİŞİNİN BOŞANMADA KUSURU ÖNEMLİ MİDİR? Velayet konusu karara bağlanırken boşanan eşlerin boşanmada kusurlu olup olmadıkları o kadar önemli değildir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi  çocuğun menfaati ön planda tutulur.Hakim onun eğitimi,bakımı ,yetiştirilmesi hususlarını göz önünde bulundurarak kime bırakılacağını takdir eder. MALİ DURUMUM BOZUK OLMASINA RAĞMEN VELAYETİ ALABİLİR MİYİM? Çocuğun menfaati gerektiriyorsa hakim çocuğu mali durumu daha düşük eşe verebilir. VELAYETİN KİME BIRAKILACAĞINA DAİR KESİN BİR ÖLÇÜT VAR MIDIR? Medeni kanun ,velayetin boşanan taraflardan hangisine verilmesi gerektiği hususunda belli ölçütler koymamış ve bunu tamamen hakimin takdirine bırakmayı uygun bulmuştur. HAKİM GENELDE HANGİ KRİTERLERE GÖRE VELAYETİ ANNE YA DA BABAYA VERİR? Hakim çocukların cinsiyetini,yaşını,huyunu,ana ve babanın karakterlerini,yaşama biçimlerini,bulundukları sosyal konumu ve çevreyi göz önünde bulundurur ve bu takdir hakkını çocuğun menfaatlerini ” kollayacak şekilde kullanır. KÜÇÜK ÇOCUKLARIN VELAYETİ GENELDE KİME VERİLİR Genel uygulama küçük çocukların anne şefkati ve yakınlığına daha fazla ihtiyaç duyduklarından velayetlerinin anneye verilmesi yönündedir.Hakim çocukların ana ve babalarına duydukları sevgiyi de göz önünde bulundurur. ÇOCUKLARIN VELAYETİ KONUSUNDA YAPILAN ANLAŞMA HAKİMİ BAĞLAR MI? Boşanan tarafların velayetin kime verileceği konusunda yaptıkları anlaşma hakimi bağlamaz.Hakim böyle bir anlaşmaya karşın anlaşmanın tam aksine karar verebilir. VELAYET BANA VERİLMEDİĞİ HALDE YİNE DE […]

Read more

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır ve Şartları Nelerdir?

9 Mart 2018

Anlaşmalı Boşanma Nedir? Toplumuzun en küçük ve en önemli birimi olan aile toplumsal anlamda huzur ve sükunun korunması bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle Türk toplumunda, eşler boşanma yoluna genellikle en son çare olarak başvurmaktadır zira hiç kimse bir evliliği ayrılmak maksadı ile gerçekleştirmez. Boşanma ise eşlerden birinin veya ikisinin isteği üzerine, hakimin kararıyla evlilik bağının ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir. Anlaşmalı boşanmada  ise eşler ya birlikte mahkemeye başvurarak boşanmayı talep ederler ya da eşlerden birinin açtığı boşanma davasını diğer eş kabul ederek anlaşmalı boşanma yoluna gider. Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir? Anlaşmalı Boşanmaya ilişkin olarak Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca öngörülen bir takım şartlar vardır. Bu şartları yerine getirmek sureti ile her bir eş anlaşmalı boşanmayı talep edebilir. Eşlerin en az bir yıldır evli olmaları gerekir. Boşanmaya ilişkin tüm hususlarda anlaşmış olmaları gerekir Anlaşmaya ilişkin hususları yazılı olarak beyan etmek sureti ile düzenlenecek olan anlaşmalı boşanma protokolüne eşlerden her birinin imza atarak tasdik etmeleri gerekir. Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir? Anlaşmalı Boşanma Protokolü, anlaşmalı boşanmak bakımından kanunda belirtilen şartları yerine getiren eşlerin, boşanmanın sonuçlarına ilişkin olarak belirledikleri esasları içeren anlaşma metnidir. Kural olarak yazılı olması şart değildir fakat uygulama yazılı şekilde yapılmaktadır. Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır? Anlaşmalı Boşanma Protokolü, eşlerin sözlü olarak bildirdikleri ortak iradelerinin avukat tarafından sözleşme metnine dökülmesi ile yahut eşler tarafından ve ortak iradelerini bildiren bir metin hazırlanması ve her iki tarafında imzalaması suretiyle hazırlanır. Anlaşmalı Boşanmada Avukat Tutmak Zorunlu mudur? Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için avukat tutmak zorunlu değildir. Fakat anlaşmalı boşanmaya esas olacak protokolün hazırlanması noktasında olası bir mağduriyet yaşamamak ve herhangi bir hak kaybına uğramamak amacı ile bir avukattan hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Anlaşmalı Boşanmada Avukatın Önemi Yukarıda bahsedildiği üzere anlaşmalı boşanabilmek için kural olarak avukat tutmak zorunlu değildir. Fakat uygulama gözetildiğinde, özellikle anlaşmalı boşanma protokolünde eşlerin dikkat etmediği bazı detay hususlar nedeniyle sonrasında mağduriyet yaşadıkları görülmektedir. Özellikle nafaka ve tazminat gibi boşanmanın sonuçları ile söz konusu protokolde belirlenen esaslar ile davaya bakacak mahkeme bağlı olacak ( genel ahlak ve kamu düzenine aykırı olmamak koşulu ile) ve eşlerin mutabık kaldığı hükümler yönünde bir karar tesis edecektir. Dolayısı ile özellikle protokolün hazırlanması noktasında ve devamında mahkemede davaya ilişkin iş ve işlemlerinizin yürütülmesi hususunda aile hukuku bilgisini haiz bir avukattan hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Nafaka, boşanma davası devam ederken veya  boşanma davasının sona ermesinin sonrasında  maddi anlamda olarak zorluğa düşecek olan eşe bağlanan ve diğer eş tarafından her ay ödenmesi gereken parayı ifade etmektedir. Anlaşmalı boşanmada nafaka esasen eşler tarafından hazırlanan ve hükümleri konusunda mutabık kalınan anlaşmalı boşanma protokolünde belirlenebilir. Eşlerin nafakaya ilişkin yapmış oldukları anlaşmalar ile hakim bağlıdır ve dolayısı ile boşanmaya ilişkin kararını bu yönde tesis edecektir. Ancak ortak çocuğun bakımı bakımı, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla ödenen iştirak nafakası bakımından hakim yine ortak çocuğun üstün menfaatini gözetmelidir. Anlaşmalı Boşanmada Çocuğun Velayeti Boşanma davalarına ilişkin önemli ve problemli hususlardan biri de ortak çocuğun velayetine ilişkindir. Boşanma isteyen eşlerin çocuklarının velayetinin kimde kalacağı hususu hakim tarafından belirlenmektedir. Hakim, karar verirken öncelikle çocuğun yararını gözetmekte, velayet hakkı bakımından anne ve babanın yaşam tarzlarını da göz önünde bulundurmaktadır. Eşlerin boşanmanın sonuçlarından olan çocuğun velayeti ve çocukla ilişkiler konusunda  yaptıkları anlaşmalar kamu […]

Read more

Boşanma Hukuku

6 Mart 2018

Aile hukukunun başlıca konuları nişanlanma, evlenmenin koşulları ve hükümleri, boşanmanın koşulları ve sonuçları, mal rejimleri, aile konutu, soybağı, evlat edinme, velayet, çocuğun nafaka hakkı, vesayet,…

Read more