AVUKAT SOR
HEMEN ARAYIN

Göçmen Kaçakçılığı Suçu ve Cezaları

24 Nisan 2018

Göçmen Kaçakçılığı Suçu Nedir? Göçmen kaçakçılığı suçu bir kimsenin doğrudan veya dolaylı olarak maddi bir menfaat elde etmek amacı ile bir yabancıyı yasa dışı yollardan ülkeye sokması yada bir yabancı veya bir türk vatandaşını yasa dışı yollardan yurt dışına çıkarmak şeklindeki hukuka aykırı eylemlerini ifade etmektedir. Örneğin, aracına sakladığı pasaportsuz kişiyi kara yolu ile yurt dışına çıkartmak göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturmaktadır. Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Cezası Nedir? Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan; bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan yada türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan, kişi, 3 yıldan 8 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Cezayı Ağırlaştıran Haller Göçmen kaçakçılığı suçunun, suçun mağdurlarının (yani göçmenler); Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması, Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi, hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır. Ayrıca anılan suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Yine suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Unsurları Nelerdir? Göçmen kaçakçılığı suçunun işlenebilmesi için fail aşağıda yer alan seçimlik hareketlerden en az birini gerçekleştirmiş olmalıdır. Fail suça konu hareketleri kasten yani bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir. Fail, bir yabancıyı yasal olmayan yollardan ülkeye sokmalıdır. Fail, bir yabancının yasal olmadığı halde, ülkede kalmasına imkan sağlamalıdır. Bir Türk vatandaşının yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmasına imkan sağlamalıdır. Bir yabancının vatandaşının yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmasına imkan sağlamalıdır. Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Teşebbüs Teşebbüs, suçu işlemeye elverişli hareketlerle suçun icrasına başlandığı halde failin suçu tamamlayamamasını ifade etmektedir. Göçmen kaçakçılığı suçunu işleyen fail hakkında 2010 yılında yapılan yasa değişikliği sebebi ile suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Şikayet Göçmen kaçakçılığı suçu şikayete tabi suçlardan değildir. Bu anlamda anılan suçun işlendiğinin adli makamlara intikal etmesi ile birlikte yetkili makamlar, suçun soruşturulması ve kovuşturulması işlemlerine re’sen başlar. Dolayısıyla suç konusu olan göçmelerin şikayetçi olması veya şikayetlerini geri çekmeleri de suçun soruşturulması ve kovuşturulması bakımından etkili olmaz. Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Zamanaşımı Zaman aşımı süresinin geçmesi, ceza hukuku bağlamında davanın düşmesi sonucunu doğurur. Göçmen kaçakçılığı suçu bakımından Türk Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca belirlenen genel dava zaman aşımı süresi yani 15  yıl geçerlidir. Dolayısı ile suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıl içerisinde soruşturma işlemlerine başlanmadığı taktirde suç zaman aşımına uğrayacaktır. Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Uzlaşma Uzlaşma, öngörüldüğü suçlar bakımından suçun faili ile mağdurunun anlaşması olarak tanımlanması mümkün olan bir ceza hukuku kurumudur. Göçmen kaçakçılığı suçu uzlaşmaya tabi suçlardan değildir. Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Erteleme Cezanın ertelenmesi, ceza hukuku bağlamında mahkemece hükmedilen hapis cezasının, ceza evinde infazından şartlı olarak vazgeçilmesini sağlayan bir kurumdur.  Göçmen kaçakçılığı suçu ile ilgili yapılan yargılama sonucunda verilen hapis cezasına yönelik erteleme kararı verilmesi mümkün değildir. Göçmen Kaçakçılığı Suçu Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi? Adli para cezası, mahkeme kararı ile hükümlünün belirli bir miktarda parayı devlet hazinesine ödemesin ifade etmektedir.  Bu anlamda adli para cezasının ödenmesine ancak mahkemeler karar verebilmektedir. Göçmen kaçakçılığı suçu ile ilgili yapılan yargılama sonucunda verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükmün açıklanmasının geri […]

Read more

Yazılımların Telif Hakkı Korunması, İhlali ve Cezası

23 Nisan 2018

Yazılım Nedir? Yazılım, niteliği itibariyle donanım sayılmayan bilgisayarla ilgili ifade etmektedir. Donanım Nedir? Bilgi işletim sistemini oluşturan fiziki birimlerdir. Örnek olarak merkezi işlem birimi olan CPU, hard disk, ekran ve fare böyledir. Bilgisayar Programı Nedir? Bir işlem veya bir görevi yapmak için düzene konulmuş olan bilgisayar emir dizgesi ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmalarıdır. Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında bilgisayar programı olarak korunan bizatihi programın kendisidir. Bu nedenle yazılıma dahil olan kullanım kılavuzu gibi diğer unsurlar bu korumadan yararlanmamaktadır. Telif Hakkı Nedir? Telif hakkı, esasen bir eserin sahibi olan gerçek veya tüzel kişinin o eser üzerinde sahip olduğu tasarruf yetkisini ifade etmektedir. Lisans Nedir? Lisans, inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde verilmektedir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans, inhisari değildir. İnhisari olmayan lisans sözleşmelerinde lisans veren markayı kendi kullanabileceği gibi üçüncü kişilere de başka lisanslar verebilir. İnhisari lisans sözleşmelerinde lisans veren, kural olarak başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de markayı kullanamaz. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisansta veremez. Lisans veren, lisans alan tarafından üretilecek malın veya sunulacak hizmetlerin kalitesini garanti altına alacak önlemleri alır. Lisans alan, lisans sözleşmesinde yer alan şartlara uymak zorundadır. Aksi takdirde marka sahibi, tescilli markadan doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebilir. Yazılımların Korunmasına İlişkin Yasal Düzenlemeler Hangileridir? Günümüzde teknolojinin hızla gelişimi ile birlikte fikri ve sınai haklar da farklı anlam ve önem kazanmışlardır. Örneğin önceki yıllarda Fikri ve Sınai Haklar bağlamında eser denince akla musiki ve edebiyat eserleri gelmekte iken teknolojik dönüşümün etkisi ile bilhassa bilgisayar programları, yazılımları da hızlıca hayatımıza girmiş ve hukuki anlamda eser olarak değerlendirilmeye korunmaya başlanmışlardır. Yazılımlar, basılmaları, lisanssız çoğaltılmaları ve sahibinin izni olmaksızın kullanılmaları bakımından başta 4630 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanun’u kapsamında olmak üzere Türk Ceza Kanunu’ nun 234 ve 244. maddeleri kapsamında da hukuki koruma altına alınmışlardır. Ayrıca lisanssız yazılımların basılması, çoğaltılması ve yayınlanması somut olay değerlendirilmek suretiyle Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet hükümleri ışığında da değerlendirilmektedir. Korsan Yazılım Kullanımı ve Cezası Nedir? Korsan yazılım, yazılımların lisanssız kullanılmalarını ifade etmektedir. Bu anlamda korsan yazılım uygulamada oldukça yaygındır. Özellikle büyük firmaların, korsan yazılımları tespiti konusu oldukça önem arz eden teknik bir konudur. Korsan yazılımların tespiti ve korsan yazılımla mücadeleye karşı özellikle kurumlara büyük bir görev düşmektedir. Nitekim konunun tespitinin oldukça teknik olması sebebi ile kurumların kendi bünyelerinde kurdukları departmanlar aracılığı lisanssız basılan ve kullanılan kendilerine ait yazılımları tespit etmeleri, hukuki yaptırımlar yoluna başvurulması bakımından oldukça elzemdir. Nitekim yazılımların telif hakkı sahibine eseri basma, yayma, lisans verme, çoğaltma, temsil ve yayın benzeri birçok mali hakkı tesis ettiği gibi esere ilişkin manevi haklarını da tesis etmektedir.  Dolayısıyla korsan yazılım kullanılması başlı basına bir suç olduğu gibi eser sahibi korsan yazılımdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatlarını ileri sürme hakkına da sahip olacaktır. Bu anlamda fail hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasına ve/veya 50.000 Türk Lirası ile 150.000 Türk Lirası arasında para cezasına hükmolunur. verilmektedir. Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca bu suçu işleyen kimse ya da kimseler hakkında 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilmektedir. Yazılımların Telif Haklarının Korunmasında  (Korsan Yazılım Kullanımında) Sorumlu Kişiler ve Suçun Failleri Bu anlamda kanuna karşı sorumlu kişiler yani yazılımların telif haklarını […]

Read more

Adli Arama Kararının İncelenmesi

23 Nisan 2018

Ceza Muhakemesi Kanunu’ nda Arama Kararı Nedir? Arama kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu 116. Maddesi hükmünde düzenlenmiştir. Bu anlamda arama kararı yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe olması halinde şüphelinin veya sanığın üstünün, eşyasının, konutunun, iş yerinin veya ona ait diğer yerlerin aranmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. Arama kararı kural olarak hakim tarafından verilmelidir. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının veya Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan aramalarda aramaya ilişkin sonuçlar Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilmelidir. Arama Çeşitleri Nelerdir? Arama çeşitleri Türk Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca düzenlenen arama kararları gözetilerek aşağıdaki şekilde sıralanabilir. Kişi Üzerinde Yapılan Arama Nedir? Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, aranabilir. Konutta Arama Nedir? Konutta arama yapılması mümkündür. Fakat özellikli yani gecikmesinde sakınca bulunan haller istisna olmak üzere kural olarak konutta gece araması yapılamaz. Eşyada Arama Nedir? Aramanın konusu ile ilgili olarak eşyada arama yapılması da mümkündür. Eşyada yapılacak aramada eşyanın zilyedi hazır bulunabilir. İş yerinde Arama Nedir? İş yerinde arama yapılması mümkündür. Fakat özellikli yani gecikmesinde sakınca bulunan haller istisna olmak üzere kural olarak iş yeri ve benzeri kapalı alanlarda gece araması yapılamaz. Bilgisayarlar ve Bilgisayar Programlarında Yapılan Arama Nedir? Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, başka surette delil elde etme imkanı şayet yoksa bu halde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına ve bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilebilir. Anılan karar hakim tarafından verilmelidir. Avukat Bürolarında Yapılan Arama Nedir? Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır bulundurulur. Arama Kararı Vermeye Yetkili Merci Hangisidir? Arama kararı kural olarak Hakim tarafından verilmelidir. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının veya Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan aramalarda aramaya ilişkin sonuçlar Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilmelidir.  Arama, esnasında yapılan işlemlere ilişkin bir tutanak tutulur. Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır. Hakim tarafından verilecek olan arama karar veya emrinde aşağıdaki hususlar açıkça gösterilmelidir. Aramanın nedenini oluşturan fiil, Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya, Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. Arama şayet askeri bir mahallerde yapılacak ise Cumhuriyet savcısının istemi ve katılımıyla birlikte askeri makamlar tarafından yerine getirilir. Gece Vakti Arama Yapmak Mümkün müdür? Arama kararı kural olarak işin gereğine uygun düşen her saatte yapılabilir. Fakat konutta, iş yerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. Bu husus kanun hükmü ile sabittir. Fakat suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan haller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu ve/veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalarda, gece arama yapılmaması kuralı gözetilmez. Dolayısı […]

Read more

Gözaltına Alınma, Gözaltı Süresi ve İtirazı

17 Nisan 2018

Gözaltına Alma Nedir? Gözaltı, bir kişinin suç işlediği şüphesi ile suç işlediğine dair somut emarelerin varlığı ve soruşturmanın selameti ve nihayete erdirilmesi bakımından zorunluluk arz etmesi halinde Cumhuriyet Savcısı’ nın kararıyla hakim önüne çıkarılıncaya dek kolluk eliyle özgürlüğünün kısıtlanması işlemini ifade etmektedir. Gözaltı kararı, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca hüküm altına alınmıştır. Gözaltı Kararını Kim Verir? Kişi hakkında gözaltı kararı, esasen suç işlediği yönünde şüphe bulunması ve bu şüphenin somut delillere dayandırılması halinde verilmektedir. Gözaltı kararını vermeye yetkili merci Cumhuriyet Savcısıdır. Cumhuriyet Savcısı, şüphelinin gözaltına alınmasına dair emri kural olarak yazılı şekilde kolluk birimlerine vermelidir. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan hallerde anılan emri, daha sonra yazılı olarak iletmek koşulu ile sözlü olarak da verebilir. Gözaltı Süresi Ne Kadardır? Gözaltı süresi, hakkında gözaltına alınmasına dair karar verilen kişinin yani şüphelinin , yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren kural olarak yirmi dört saati geçemez. Fakat toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Bu halde gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilmelidir. Çocukların Gözaltına Alınması Mümkün müdür? Bu hususta çocuklar bakımından özel bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ışığında kural olarak 12 yaşından küçük çocuklar bakımından bir suç soruşturması nedeniyle gözaltına alma ve yakalama işlemi yapılamaz. Bu anlamda 12 yaşından küçük çocukların bir suçla ilgili olarak, gözaltına alınmaları mümkün değildir, yasaktır. 12-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından ise, kolluk görevlileri tarafından yakalandıkları taktirde derhal Cumhuriyet Savcılığına götürülmeleri ve bu yaş grubu çocukların soruşturmaya ilişkin tüm işlemlerinin Cumhuriyet Savcısı tarafından bizatihi yapılması gerekmektedir. Nitekim çocuklara kaçmasını ve/veya kendisine zarar vermesini önlemek maksadı dışında kesinlikle kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Bu tip aletlerin çocuklar bakımından kullanımı yalnızca, çocukların kendilerine ve/veya bir başkasının beden bütünlüğü, hayatı bakımından tehlike arz edecek durumda olmaları halinde kullanılabilir. Böyle bir durumda kolluk doğacak tehlikeleri önlemek amacıyla gerekli ve ölçülü tedbirleri alabilir. Gözaltı Süresi İçerisinde Sahip Olunan Haklar Hangileridir? Gözaltı süresi içerisinde sahip olunan haklar, bir avukatın hukuki desteğinden faydalanma hakkı, yakınlarına durumun haber verilmesi hakkı, ne için gözaltına alındığını ve ne ile suçlandığını öğrenme hakkı, sağlık durumunun bir doktor gözetiminde muayene edilmesi hakkı, susma hakkı ve gözaltına alınmasına dair mevcut karara itiraz edebilme hakkı olarak sıralanabilir. Şüpheli gözaltına alınmasını takiben yukarıda anılan hakları doğrultusunda kendisine tatmin edici bilgi verilmek zorundadır. Gözaltına alınan bir şüphelinin, avukatın yardımından faydalanma hakkı esasen, avukatı ile görüşme, ifade ve sorgu esnasında avukatın da yanında bulunması, kişinin işlediği iddia edilen suç bakımından yapılacak yer gösterme, keşif ve teşhis gibi işlemlerde avukatının da yanında yer alması haklarını kapsamaktadır. Bu anlamda gözaltına alınan kişinin, bir avukatın desteğinden faydalanma hakkı Ceza Hukuku’ nun  temel ilkelerinde olan adil yargılanma hakkı kapsamında olup, hiçbir şekilde engellenemez ve kısıtlanamaz. Olağanüstü Hal ve Gözaltı Kararı Olağanüstü hal bir ülkede doğal afet, salgın hastalık, kamu ciddi şekilde bozulması, temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması ve ağır derecede ekonomik kriz oluşması durumlarında ve bu sorunların acil şekilde düzeltilmesine yönelik olarak ilan edilen ve bu halde uygulanacak hükümleri kapsayan bir kararı ifade etmektedir. Bu anlamda Anayasa’da belirtilen şart ve usullere uymak koşuluyla Bakanlar […]

Read more

Şantaj Suçu Şartları, Cezası ve İspatı

16 Nisan 2018

Şantaj Suçu Nedir? Şantaj suçu Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenmiştir. Şantaj suçu esasen tehdit suçunun özel bir biçimidir. Kişi huzur ve güvenine karşı işlenen suçlardan olan şantaj suçunda, tehdit suçuna nazaran kişi huzur ve güveninin sarsılması unsuru daha ağır şekilde baskındır. Bu anlamda şantaj suçu, bir kimseyi hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapmak veya yapmamaktan bahisle bir şeyi yapmaya zorlamak, bir kimseyi haksız çıkar sağlamaya zorlamak veya bir kimsenin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikli şeylerin açıklanması ile korkutmak olarak ifade edilebilir. Şantaj suçu TCK’nun 107. maddesinde öngörülen seçimlik hareketlerden birinin işlenmesi ile birlikte gündeme gelir. Şantaj Suçunun Cezası Nedir? Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca kişinin, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de hakkında yukarıdaki cezaya hükmolunur. Şantaj Suçunun Unsurları Nelerdir? Şantaj suçunun işlenmesi için kanunda öngörülen aşağıda yer alan seçimlik hareketlerden birinin fail tarafından kasten yani bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir. Bir kimseyi kanuna aykırı bir şeyi yapmaya zorlamak, Bir kimseyi yapmakla yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlamak, Hak sahibi olduğu bir şeyi yapmak veya yapmamaktan bahisle bir kimse üzerinden haksız çıkar sağlamak, Bir kimseyi, şeref ve haysiyetine zarar verecek bazı özel hususların açıklanacağından bahisle korkutmak suretiyle haksız bir çıkar sağlamak. Şantaj Suçunda Şikayet Şantaj suçu, şikayete tabi suçlardan değildir. Dolayısı ile şantaj suçunun işlendiğinin adli makamlara intikali ile birlikte anılan suçla ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerine re’sen başlanır. Fakat şantaj suçundan dolayı mağdur olmanız halinde savcılığa suç duyurusunda bulunmanız, suçun faili hakkında yürütülecek soruşturma ve kovuşturma süreçlerine şahsen veya vekiliniz aracılığı ile katılım sağlamanız mümkündür. Şantaj Suçunda Zaman Aşımı Süresi Nedir? Zaman aşımı süresinin geçmesi, ceza hukuku bağlamında davanın düşmesi sonucunu doğurur. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca şantaj suçu bakımından öngörülen dava zaman aşımı süresi 8 yıldır. Bu süre kural olarak suçun işlendiği tarihten itibaren başlamaktadır. Şantaj Suçunda Uzlaşma Uzlaşma, öngörüldüğü suçlar bakımından suçun faili ile mağdurunun anlaşması olarak tanımlanması mümkün olan bir ceza hukuku kurumudur. Şantaj suçu uzlaşmaya tabi suçlardan olmadığından dolayı gerek soruşturma gerekse kovuşturma süreçlerinde uzlaştırma yoluna gidilmesi mümkün değildir. Şantaj Suçunun Cezası Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi? Adli para cezası, mahkeme kararı ile hükümlünün belirli bir miktarda parayı devlet hazinesine ödemesin ifade etmektedir. Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ilişkin olarak bulunması gereken diğer şartlarında var olması şartı ile şantaj suçu dolayısı ile fail hakkında hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün olacaktır. Detaylı bilgi için Adli Para Cezası Hakkında Bilmeniz Gerekenler konulu yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Şantaj Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, belirli şartların varlığı halinde, hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade etmektedir. Şantaj suçu sebebi ile yapılan yargılamada fail aleyhine mahkemece hükmolunan cezaya yönelik olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi de mümkündür. Şantaj Suçunda Cezanın Ertelenmesi Cezanın ertelenmesi, ceza hukuku bağlamında mahkemece hükmedilen hapis cezasının, ceza evinde infazından şartlı olarak […]

Read more

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ve Cezası

12 Nisan 2018

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Nedir? Konut dokunulmazlığının ihlali suçu Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenmiştir. Bu anlamda suç, bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentilerine rızası hilafına girmek veya rıza ile girdikten sonra rızasına aykırı olarak çıkmamak şeklinde tanımlanabilir. Konut dokunulmazlığının ihlali suçu ile kişilerin hem mülkiyet hakları hemde mülkiyet hakkı özelinde hürriyet hakları korunmaktadır. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Cezası Nedir? Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu anlamda anılan suç bakımından fail hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması suç mağdurunun yani örneğin malikin rızasına aykırı olarak girilen konutun veya yine rızasına aykırı olarak evine girilen kiracının keza o evde oturan, yaşayan kişi veya kişilerin şikayetçi olması gereklidir. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Unsurları Nelerdir? Bir kişiye ait konuta veya konutun eklentilerine (Eklentiden anlaşılması gereken bahçe, kiler ve müştemilat ve benzeri yerlerdir.) rızası dışında girilmesi gerekir. Konut esasen, insanlar tarafından barınma ve benzeri yaşamsal ihtiyaçların karşılandığı kapalı mecrayı ifade etmektedir. Bu anlamda kişinin konutta kiracı veya konutun maliki olmasına gerek yoktur. Hatta kişinin konutta sürekli kalmak maksadı ile oturmasının da anılan suçun işlenmesi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Burada önemli olan kişinin rızası olmaksızın konutuna girilmiş olmasıdır. Bir kişiye ait konutta rızası hilafına kalmak gerekir. Rızası hilafına kalmaktan anlaşılması gereken Örneğin, bayan Y’nin evine oturmaya giden Z daha sonra bayan Y’nin  konutu terk etmesini talep etmesine rağmen bayan Y’nin rızası hilafına olarak konutta kalmaya devam etmesi durumunda konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlemiş olur. Bir kişiye ait iş yerine veya eklentilerine rızası dışında girmek veya rızası ile girdikten sonra rızası hilafına çıkmamak konut dokunulmazlığı suçunu oluşturur.   Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir? Konut dokunulmazlığı suçunun, suçun temel şeklinde nazaran cezayı ağırlaştıran yani ceza artırımını gerektiren nitelikli halleri aşağıda yer almaktadır. Suça konu fiilin gece işlenmesi, Suça konu fiilin cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle işlenmesi, Suça konu fiilin silahla işlenmesi, Suça konu fiilin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, Suça konu fiilin kişinin kendisini tanınmayacak bir hale getirmesi suretiyle işlenmesi, Suça konu fiilin var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılmak suretiyle işlenmesi, Suça konu fiilin kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi, Suçun işlenmesi sırasında ayrıca kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinden birisinin gerçekleşmesi halinde ayrıca kasten yaralamaya ilişkin hükümler uygulanır. Bu anlamda fail hakkında ayrıca kasten yaralama suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılır. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Şikayet Konut dokunulmazlığının ihlali suçu şikayete tabi suçlardandır. Şikayet esasen, öngörüldüğü suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için bir ön şarttır. Şikayete tabi suçlarda şikayet hakkı, kural olarak fiili ve faili öğrenme tarihinden itibaren 6 ay içerisinde kullanılmalıdır. Bu anlamda konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından da şayet suç mağduru iseniz 6 ay içerisinde şikayetçi olduğunuz yazılı veya tutanağa geçirilmek koşulu ile sözlü olarak beyan etmelisiniz. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Zamanaşımı Zaman aşımı süresinin geçmesi, ceza hukuku bağlamında davanın düşmesi sonucunu doğurur. Konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından öngörülen zaman aşımı süresi Türk Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca tespit edilen genel zaman aşımı süresi yani 8 yıldır. Fakat anılan suç nedeni ile fail hakkında hapis cezasına hükmolunması halinde zaman aşımı süresi […]

Read more

Yeni Denetimli Serbestlik Yasası ve Uygulama

10 Nisan 2018

Denetimli Serbestlik Nedir? Denetimli serbestlik esasen kişinin aile bağlantılarını devam ettirmesine ve sosyal hayat içerisinde ilişki kurmasına imkan tanıyan ve aynı zamanda hukuki anlamında denetim ve gözetim altında tutulduğu bir hukuki süreci ifade etmektedir. Bu anlamda denetimli serbestlikle hükümlülerin sosyal hayata kazandırılmasının amaçlandığı söylenebilir. Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla; Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren, Çocuk eğitim evinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Denetimli Serbestlik Şartları Nelerdir? Denetimli serbestlik yasası hükümleri her hükümlü bakımından uygulanacak değildir. Bu anlamda denetimli serbestlikten yaralanabilecekler esasen hüküm giydikleri suç, yargılama neticesinde aldıkları ceza, cezaevinde geçirdikleri süre içerisinde takındıkları hal ve tutumla birlikte kişilik özellikleri de değerlendirilmek suretiyle belirlenmektedir. Dolayısı ile denetimli serbestlikten yararlanıp yaralanamayacağınız hususu hakkında ceza hukuku bilgisini haiz bir avukattan hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Bu anlamda Ceza İnfaz Kanunu gözetildiğinde, denetimli serbestlik yasasından yararlanabilecek hükümlü aşağıdaki şartları haiz olmalıdır. Hükümlü son 6 ayını Açık Cezaevinde geçirmiş olmalıdır. Fakat bilinmelidir ki 31.12.2020 tarihinden itibaren hükümlü son 6 ayını açık ceza infaz kurumunda geçirmese dahi, şayet açık ceza evine ayrılma şartları oluşmuş ise bu halde denetimli serbestlik yasasından faydalanması mümkün hale gelecektir. Hükümlünün iyi halli olması gerekir. Hükümlünün iyi halli olması, ceza infaz kurumunda geçirdiği süre boyunca tavır ve tutumları dikkate alınarak, ceza evi idaresi tarafından kendisine verilen raporda tespit edilmektedir. Hükümlü aleyhine yani olumsuz yönde bir rapor hazırlanması halinde, rapora itiraz edebilir. (Örneğin ceza evinde çok fazla disiplin cezası almama) Hükümlü, denetimli serbestlik yasasından yararlanma talepli bir dilekçe sunmalıdır. Hükümlü yasadan yararlanma talebini içeren dilekçeyi İnfaz Hakimliği’ne sunar ve İnfaz Hakimliği de bu hususta karar verir. Hükümlü anılan yönde talebini ceza evinde iken cezaevi idaresi aracılığı ile beyan etmelidir. Denetimli Serbestlik ve Çocuk Hükümlüler Çocuk hükümlüler bakımından denetimli serbestlik yasasının uygulanabilmesi için, çocuk hükümlünün yargılama neticesinde aldığı toplam cezanın 1%5 ‘inin çocuk eğitim kurumunda geçirmiş olması gereklidir. Ayrıca çocuk hükümlünün aldığı hapis cezası gözetildiğinde koşullu salıverilmesine 1 yıl kalmış olmalıdır. Bu şartlar dahilinde denetimli serbestlik yasasından yararlanabilir. Denetimli Serbestliğin Hukuki Dayanağı Nedir? Denetimli serbestlik 5237 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca hüküm altına alınmıştır. Bu yasa denetimli uygulamada serbestlik yasası olarak da bilinmektedir. Denetimli serbestliğin hüküm ve esasları ve nasıl uygulanacağını detaylı şekilde düzenlemektedir. Denetimli Serbestliğe Uymama Durumu Denetimli serbestlik yasasından yararlanan hükümlü, denetimli serbestlik koşullarına aykırı hareketlerde bulunur ise, denetimli şekilde ceza infazı ortadan kaldırılır ve hükümlü tekrardan ceza infaz kurumuna alınır. Zira hükümlü denetimli serbestlik yasasından yararlanmak talebi ile, kanunu koşulları kabul etmiş sayılmaktadır. Aksi bir ihlalde cezası infaz kurumunda çektirilmeye devam edilir. Denetimli serbestlik aşağıdaki sınırlı olmamak üzere birçok şekilde ihlal edilebilir. Hükümlünün; Hükümlünün Tahliye Olduktan Sonra 3 Gün İçerisinde Kurumu Başvurmaması Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir. Hükümlünün Denetimli […]

Read more

Görevi İhmal ve Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası

4 Nisan 2018

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Nedir? Görevi kötüye kullanma suçu, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlaması olarak tanımlanabilir. Görevi kötüye kullanma suçu Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca hüküm altına alınmıştır. Bu anlamda görevi kötüye kullanma suçu, görevin gereklerine aykırı davranarak görevi kötüye kullanmak, görevini yapmamak ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek şeklinde seçimlik hareketlerden birinin bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi ile gündeme gelir. Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Cezası Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları Nelerdir? Görevi kötüye kullanma suçunun gündeme gelebilmesi için bazı şartların vuku bulması gerekmektedir. Zira kamu görevlisinin görevi esnasında ve görevin gereklerine aykırı davranarak sebep olduğu her zarar bakımından, anılan suç gündeme gelmez. Görevi Kötüye Kullanma Suçunu Kamu Görevlisi İşlemelidir. Görevi kötüye kullanma suçu bir kamu görevlisi tarafından işlenmelidir. Bu anlamda anılan suç faili bakımından özgü suçlardandır. Dolayısı ile görevi kötüye kullanma suçunun faili herkes olamaz. Ancak o görevi yapmakla yükümlü olan kamu görevlisi bakımından söz konusu olur. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Kasten Mi İşlenir? Görevi kötüye kullanma suçunu ancak kasten işlenen bir suçtur. Kast, failin yani suçu işleyen kişinin suç işleme saiki yani suç işleme düşüncesi ile hareket ederek suça konu fiilleri gerçekleştirmesini ifade etmektedir. Örneğin, memur A yanlışlıkla bir vatandaşın zarara uğramasına sebep olmuş ise bu anlamda anılan suçun diğer unsurları mevcut olsa dahi A’nın kasten hareket etmesi söz konusu olmadığından görevi kötüye kullanma suçunu işlediği söylenemez. Görevi Kötüye Kullanma Suçu Neticesinde Bir Zarar Meydana Gelmelidir. Görevi kötüye kullanma suçunu konu edilen yani suç teşkil eden fiiller sebebi ile meydana gelen somut bir zarar olmalıdır. Bu anlamda şayet anılan suç bakımından diğer unsurlar sabit olsa da herhangi bir zarar meydana gelmemiş ise görevi kötüye kullanma suçunun işlendiği söylenemez. Zarar kanuni düzenleme gözetildiğinde karşımıza üç farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Dolayısı ile görevin gereklerine aykırı davranan, görevi yapmayan yada hukuka aykırı görev icra eden bir kamu görevlisi, Kişilerin mağduriyetine sebep olma, Kamunun zararına neden olma, Kişilere haksız bir menfaat sağlama, Şeklinde bir zarara sebep olmuş ise  görevi kötüye kullanma suçu bakımından sorumlu olacaktır. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Fail Görevi kötüye kullanma suçu ancak bir kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Bu anlamda anılan suç faili bakımından özgü suçlardandır. Kamu görevlisi ise kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişiyi ifade etmektedir. Örneğin üniversitede çalışan bir akademisyen A, devlet okulundaki matematik öğretmeni B, vergi dairesinde vezne görevlisi C bir kamu görevlisidir.Görevi kötüye kullanma suçunun faili olan kamu görevlisi aynı zamanda, kötüye kullanılan görevi yapmakla yükümlü olan yani görevlendirilen kişi olmalıdır. Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Şikayet Görevi kötüye kullanma suçu şikayete tabi suçlardan değildir. Bu anlamda anılan suçun işlendiğinin adli makamlara […]

Read more

Adli Sicil Sabıka Kaydının Silinmesi

4 Nisan 2018

Adli Sicil Kaydı (Sabıka Kaydı) Nedir? Kişiler hakkında kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine dair mahkumiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tabi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılması ali sicil kaydı olarak ifade olunmaktadır. Halk arasında sabıka kaydı olarak literatüre geçen adli sicil kaydı, özetle kişilerin suç kayıtlarının tutulduğu bir sistemi ifade etmektedir. Bir mahkeme kararının adli sicil kaydına işlenmesi için kesinleşmesi gerekmektedir. Örneğin bir suçtan dolayı yapılan yargılama neticesinde hakkınızda hükmolunan hapis cezasına karşı, istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurmuş iseniz bu halde almış olduğunuz ceza sabıka kaydınızda yer almaz. Fakat Yargıtay’ ın aleyhine temyiz yoluna gidilen mahkeme hükmünü onaması durumunda karar kesinleşir ve sabıka kaydınıza kaydedilir. Bu anlamda hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk Hukukuna göre tanınan mahkûmiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dahil tüm adli sicil bilgileri; bilgisayar ortamına aktarılmasını takiben, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezi Adli Sicilde tutulur.   Sabıka Kaydına İşlenmesi Gereken Bilgiler Nelerdir?? Adli sicil kaydının nasıl silineceği hususu Adli Sicil Kanunu uyarınca hüküm altına alınmıştır. Bu anlamda adli sicildeki bilgiler, Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması halinde adli sicil kaydı silinmelidir. Örneğin hapis cezası ise tahliye tarihi cezanın infazının tamamlandığı tarihtir. Dolayısı ile bu tarih itibariyle adli sicil kaydının da kendiliğinden silinmesi gerekmektedir. Ceza mahkumiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık durumunda adli sicil kaydı silinir. Ceza zaman aşımı süresinin dolması, halinde de adli sicil kaydının silinmesi gerekir. Ceza zaman aşımı süresi, suçun işlendiği tarih itibari ile belirli süre içerisinde kovuşturulmaması halinde daha sonra açılacak davanın düşmesi sonucunu, doğuran bir ceza hukuk kurumudur. Örneğin bazı suçların işlenmesi tarihinden itibaren 15  yıl geçmek ile zaman aşımına uğrar. Dolayısı ile ilgili suç bakımından tutulan sabıka kaydı, 15 yıl geçtikten sonra adli sicil kaydından silinmelidir. Genel af ve ilgilinin ölümü üzerine adli sicil kaydı tamamen silinir. Fakat uygulamada adli sicil kaydının, kanunen kendiliğinden silinmesi gereken hallerde dahi silinmediği vakalar ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Dolayısıyla adli sicil kaydınızın silinmesi hususunda herhangi bir mağduriyet yaşamamanız için hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Detaylı Bilgi ve Sabıka Kaydınızı Sildirmek İçin Çelik Avukatlık Bürosu İle İletişime Geçmeniz Tavsiye Olunur. Sabıka Kaydımın Silinmesi İçin Dava Açmam Gerekir Mi? Adli sicil kaydınızın silinmesi için mahkeme nezdinde bir dava açmanıza gerek yoktAvukatlık Bürosu belirtilen ve yukarıda açıklAvukatlık Bürosubirinin vuku bulması halinde veya kanunda belirlenen sürelerin geçmesi halinde sabıka kaydınız hala silinmediyse ki bu sorunla uygulamada çok sık karşılaşılmaktadır. Böyle bir durumda Adalet Bakanlığı bünyesinde yer alan Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne hitaben yazılmış ve adli sicil kaydınızda yer alan sabıkanızın silinmesi talepli bir dilekçe ile kuruma başvurmanız gerekli ve yeterli olacaktır. Adli sicil kaydınızla ilgili herhangi bir mağduriyet yaşıyor iseniz ceza hukuk bilgisini haiz bir avukattan hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Adli Sicil Kaydına Hangi Bilgiler İşlenir? Adli sicil kaydınızda aşağıdaki bilgiler yer almaktadır. Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adli sicile kaydedilir. Bu bağlamda; hapis cezaları ile ilgili olarak, hapis cezasına mahkûmiyet kararı, koşullu salıverilme kararı, koşullu salıverilme de denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair ve hapis cezasının infazının tamamlandığı hususu hakkındaki kararlar adli sicile […]

Read more

Kredi Kartı Dolandırıcılığı Suçu ve Cezası

30 Mart 2018

Kredi Kartı Nedir? Kredi kartı bankalar tarafından müşterileri için tasarlanan, nakit para kullanmaksızın mal, ürün veya hizmet almanıza imkan sağlayan basılı bir kartı veya fiziki anlamda bir varlığı bulunmayan bir kart numarasını ifade etmektedir. Kredi Kartı Dolandırıcılığı Suçu Nedir? Kredi kartı dolandırıcılığı suçu Türk Ceza Kanunu’n da bilişim suçları kategorisinde ve  ilgili kanunun 245. maddesinde “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçu olarak ifade edilmek suretiyle düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle kredi veya banka kartıyla gerçekleştirilen her türlü hukuka aykırı yarar sağlama eylemlerinin bu suç tipini oluşturacağı belirtilmiştir. Kanun koyucu ilgili madde ile söz konusu kartların haksız, hukuka aykırı olarak kullanılması yoluyla bankaların ve kart sahiplerinin zarara sokulması ve bu suretle hukuka aykırı yarar sağlanması önlenmek istenmektedir. Kredi Kartı Dolandırıcılığı Suçunun Cezası Nedir? Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kişi, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi hususunda gereken kişinin rızası olmaksızın kartı kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlar ise, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Ancak kredi kartı dolandırıcılığının, sahte oluşturularak  veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle işlenmesi halinde, bu suçu işleyerek kendisine veya bir başkasına yarar sağlayan kişi, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Kredi Kartı Dolandırıcılığı Suçunda Bankanın Sorumluluğu Nedir? Kredi kartı dolandırıcılığına ilişkin olarak kartın sahibi olan kişinin yani tüketicinin korunması maksadı ile kart veren kuruluş yani bankalar ve üye iş yerlerine karşı (post cihazı kullanarak alışveriş yaptığınız iş yerleri) tüketicinin korunması esasına dayanan çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür. Örneğin kopyalanan kredi kartlarına ilişkin işlemlerin incelenmesi ve sonuca bağlanması kart sahibi bankanın yükümlülüğündedir. Esasen tüketici konumunda olan banka kartını kullanarak söz konusu hizmetten faydalanan kişi, bu hususu bankaya yalnızca bildirmekle mükelleftir. Burada önemli olan bir diğer husus özellikle kredi kartlarına ilişkin bankalar tarafından belirli periyotlar dahilinde gönderilen hesap ekstrelerinin tüketici tarafından dikkatle incelenmesi ve bir yanlışlık yada kendisi tarafından yapılmayan bir işlemi fark eden tüketicinin bu hususu gecikmeksizin kart sahibi bankaya bildirmesidir. Bilhassa kopya kartlara istinaden yapılan dolandırıcılık bakımından bankaların sorumluluğu bulunmaktadır. Buna göre bu tarz şüpheli işlemler kendisine bildirilen kart sahibi banka derhal gerekli incelemeleri yapmak zorunda ve kart sahibi kişiyi maddi zarara uğratmamak için gerekli önlemleri de almak zorundadır. Kredi Kartı Dolandırıcılığı Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme Kredi kartı dolandırıcılığı suçu Türk Ceza Kanunu’nda bilişim suçları kategorisinde düzenlenmiştir. Bilişim yolu ile işlenen suçlar bakımından Türk Ceza Kanunu’nda  görev ve yetkiye ilişkin olarak özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısı ile genel hükümler değerlendirildiğinde internet yolu ile işlenen bu suçlar bakımından görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleri olacaktır. Yetki bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. Maddesi hükümleri uyarınca; suçun işlendiği yer mahkemesi, teşebbüste son icra hareketinin gerçekleştirildiği yer mahkemesi, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi                              internet yolu ile işlenen bu  suçlarda yetkili mahkemenin belirlenmesinde esas alınmalıdır. Kredi Kartı Dolandırıcılığı Suçunda Zaman Aşımı Kredi kartı dolandırıcılığı suçu soruşturulması ve kovuşturulması bakımından şikayete tabi suçlardan değildir. Dolayısı ile suç mağduru kişinin şikayeti olmaksızın da adli makamlara intikal eden bir vaka savcılık tarafından soruşturulacaktır. Bu hususa ilişkin zaman aşımı süresi de soruşturmalar bakımından öngörülen genel zaman aşımı süresi olan 8 yıldır. Bu süre içerisinde her zaman suça […]

Read more