AVUKAT SOR
HEMEN ARAYIN

Vasiyetname Düzenlenmesi ve Şartları

8 Ağustos 2018

Vasiyetname Düzenlenmesi ve Şartları miras hukukunda ölüme bağlı tasarruflar içerisinde kişinin ölmeden evvel ölüme bağlı olarak tasarrufta bulunabildiği düzenleme şeklindeki bir hukuki evraktır. Vasiyetname Nedir? Vasiyetname, kişinin ölmeden önce son arzularını, isteklerini, bırakacağı mirasın paylaşım oranlarını sözlü veya yazılı olarak kayda geçirmesidir. Vasiyetnamenin sonuçları kişi öldükten sonra doğacaktır. Mirasbırakan vasiyetname ile bir kişiyi mirasçı atama, mirasçılıktan çıkarma, bir kişiyi mirasçı atamaksızın ona kazandırmada bulunma, atadığı mirasçıların kendisinden önce vefatı ya da mirası reddi halinde yedek mirasçı atama, art mirasçı atama, vakıf kurma gibi pek çok işlemi düzenleyebilir. Vasiyetnamenin Şartları Nedir? 15 yaşını doldurmuş olması, Ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Mirasbırakan yaptığı tasarrufu iradesi sakatlanarak yani birinin onu yanıltması, aldatması ya da korkutması sonucu yapmış ise yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersiz olacaktır. Mirasbırakan yanıldığını ya da aldatıldığını öğrendiği veya korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı günden itibaren 1 yıl içinde tasarruftan dönmezse(vasiyetnameyi iptal etmezse) yapmış olduğu tasarruf geçerli sayılacaktır. Ölüme bağlı tasarrufta kişi ya da şeyin belirtilmesinde açık bir yanılma olması halinde mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak anlaşılabiliyorsa, yapılan tasarruf bu arzuya göre düzeltilecektir. Ayrıca mirasbırakanın yapacağı vasiyetnamede saklı pay mirasçılarının saklı paylarını ihlal etmemesi gerekmektedir. Vasiyetname Nasıl Düzenlenir? Vasiyetname düzenlemek için kanun birden fazla şekil öngörmüştür. Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi belirttiğimiz şekil şartlarına uyarak istediği şekilde vasiyetname düzenleyebilir. Resmi vasiyetname düzenleyecek kişinin uyması gereken şartlar diğer şekillere göre daha ağırdır. Resmi vasiyetname, iki tanığın katılımı ile resmi memur(sulh hakimi, noter ya da kanunda kendisine bu yetki verilen başka bir görevli olabilir) tarafından düzenlenir. Mirasbırakan isteklerini bu resmi memura bildirecek, resmi memur ise vasiyetnameyi yazarak okuması için miras bırakana verecektir. Bu işlem sonrasında mirasbırakan vasiyetnameyi okuyup imzalar, memur da tarih koyarak vasiyetnameyi imzaladıktan sonra mirasbırakanın vasiyetnameyi okuduğunu, yazılanların son arzularını içerdiğini iki tanık önünde beyan etmesiyle, tanıkların da bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını, mirasbırakanı bu işlem için ehil(o yeteneğe,yeterliliğe sahip) gördüklerini vasiyetnameye yazıp altını imzalamasıyla vasiyetname düzenlenmiş olur. Vasiyetnameyi düzenleyen memur, resmi vasiyetnamenin aslını saklamakla yükümlüdür. Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamayacak ve imzalayamayacak durumda ise memur vasiyetnameyi iki tanık önünde ona okur ve mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıkların beyanı bu yönde olur. Tanıkların ve resmi memurun bu düzenlemeye katılabilmesi için fiil ehliyetine sahip(Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan ergin kişi) olmaları gereklidir. Aynı zamanda kamu hizmetinden yasaklı olanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy(anne, baba, anneanne, babaanne, dede..) altsoy(evlatlar, torunlar, torun çocukları..) akrabaları, kardeşleri, bu kişilerin eşleri, okuma yazması olmayanlar düzenlemeye katılamayacaklardır. Farklı bir vasiyetname düzenleme şekli olarak vasiyetnamenin el yazısıyla yapıldığı durumda ise el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün belirtilerek tamamen mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname saklanmak üzere notere, sulh hakimine ya da yetkili memura bırakılabilir. Bir diğer vasiyetname düzenleme şekli olarak Sözlü vasiyet sayılabilir. Sözlü vasiyetin yapılış şartlarının diğer şekillere göre daha hafif olduğu söylenebilir. Hayat koşullarında mirasbırakanın  her zaman resmi veya el yazılı vasiyetname düzenleme imkanı olmayabilir. Olağanüstü durumların oluştuğu hallerde örneğin yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, savaş, hastalık gibi durumlarda sözlü vasiyet yoluna başvurulabilir. Böyle durumlarda mirasbırakan son arzularını iki tanığa anlatır ve onların bu beyana uygun bir vasiyetname yazmalarını ister. Fiil ehliyetine sahip, kamu hizmetinden yasaklı olmayan, mirasbırakanın eşi, üstsoy, altsoy akrabası, kardeşi ve bunlardan birinin […]

Read more

Terekenin Tespiti Davası Nasıl Açılır?

11 Nisan 2018

Terekenin Tespiti Davası Nedir? Terekenin tespiti davası, mirasçılardan birinin veya hepsinin talebi üzerine mahkemece yada Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi tarafından, terekeye konu malların ve hakların devlet eliyle korunması için gerekli bütün önlemlerin re’sen alınmasını ifade etmektedir. Terekeye konu mallar ve haklar üzerinde alınacak olan tüm bu önlemler Medeni Kanunu’unda öngörülen hallerde ve vasiyetnamenin açılması, terekeye konu mal ve hakların tespiti, söz konusu mal ve hakların yönetimi ve esasen terekenin mühürlenmesi işlemlerini kapsamaktadır. Tereke üzerinde mirasçıların haklarını korumak maksadı ile alınan tüm bu önlemler, daha sonra terekeden tahsil edilmek üzere devlet tarafından karşılanmaktadır. Fakat bu önlemlerin mirasçıların herhangi bir talebi olmaksızın mahkemece re’sen alınması halinde masraflar devlet tarafından ödenir ve daha sonra terekeden herhangi bir talepte bulunulmaz. Terekenin Tespiti Davası Neden Açılır? Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler. Terekenin tespiti davası, yasal mirasçıların, atanmış mirasçıların yada vasiyet alacaklılarının yani kısaca tereke üzerinde hak sahibi olan mirasçılardan birini tereke üzerinden alacak iddiasında bulunması halinde, terekeye konu mal ve hakların tespit edilmesi maksadı ile açılmaktadır. Bu anlamda terekenin tespiti davası özetle terekeye konu menkul-gayrimenkul mal varlığının mahkemece tespit edilmesi maksadı ile açılır. Zira bu tespit miras paylaşımı noktasında esas alınacağından dolayı mirasçıların herhangi bir hak kaybına uğramaması bakımından elzemdir. Terekenin Tespiti İşlemi Nasıl Yapılır? Terekenin tespiti işlemi, miras bırakanın üzerine kayıtlı taşınmaz ve taşınır malların bilgilerinin devletin yetkili kurumlarından talep edilmesi, örneğin şayet varsa miras bırakanın banka hesapların incelenmesi ve tüm bunların dışında mirasçıların terekeye dahil taşınmaz ve taşınır malların bulunduğu yönünde iddialarıdır. Mahkemece resmi kayıtlarla beraber mirasçıların bu yöndeki iddialarını da titizlikle inceler, miras bırakanın borç ve alacaklarını tespit eder ve gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur. Netice itibariyle terekenin toplam değeri belirlenir. Terekenin Tespiti Davası Nerede Açılır? Terekenin tespiti davası bakımından görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Anılan dava bakımından yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Terekenin Tespiti Davasında Harç Terekenin tespiti davasında ödenecek harç, davaya konu değerler üzerinden hesaplanmak üzere binde 3,96 olacaktır. Zira terekenin tahrir ve tespiti ile mirasın taksimi, tasfiyesi ve idaresinde, dava harcı bunların konusunu teşkil eden değerler üzerinden alınmaktadır. (Binde. 3,96) Miras idaresinde ise her sene ve kesirler için harç alınmaktadır. Terekenin Tespiti Davası Ne Kadar Sürer? Terekenin tespiti davasının ne kadar süreceği davanın açıldığı adliye ve mahkemenin yoğunluğuna göre değişmektedir. Dolayısı ile bu hususta herhangi bir süre garanti edilememektedir. Fakat bilinmelidir ki mahkeme yoğunluğunun yanı sıra temelsiz ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde açılan davalar ve terekeye dair yürütülen işlemler davanın gereksiz yere uzamasına sebep olabilmektedir. Miras Ortaklığı Nedir? Miras ortaklığı, birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklığı ifade etmektedir. Bu anlamda mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf etme hakkına sahiptirler. Terekeye Temsilci Nasıl Atanır? Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh hukuk mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Miras ortaklığına atanan bu kişi tereke temsilcisi olarak adlandırılır. Bu anlamda mahkeme esasen mirasçıların birlikte karar alamamaları yada […]

Read more

Miras Sebebiyle İstihkak Davası Nasıl Açılır?

12 Mart 2018

Miras Sebebiyle İstihkak Davası Nedir? Miras, sebebi ile istihkak davası miras hukukuna ait bağımsız bir dava hakkını ifade etmektedir.  Bu dava bir eda davasıdır. Miras sebebi ile istihkak davası, üstün hak sahibi mirasçının, mirasa ilişkin haklarının tesisini sağlamak maksadı ile terekenin tamamı veya bir kısmını elinde bulunduranlara karşı açtığı bir eda davasını ifade etmektedir. Miras Sebebiyle İstihkak Davasında Taraflar Kimlerdir? Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca bu davayı yalnızca yasal ve atanmış mirasçılar açabilir.  Yasal mirasçılar, miras bırakanın kan hısımlarını ifade etmektedir. Atanmış mirasçı ise tereke üzerinden kendisine belirli bir mal veya hak bırakılan bir vasiyet alacaklısını ifade etmektedir. (Detaylı bilgi için Miras Nasıl Paylaşılır konulu makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.) Yasal Mirasçılar Kimlerdir? Yasal mirasçıların belirlenmesi noktasında Türk Hukuk sisteminde ‘zümre usulü’ benimsenmiştir. Bu usulde esasen bir zümrenin mirasçılığı diğer zümrenin miras almasına engel olmaktadır. (Detaylı bilgi için Miras Nasıl Paylaşılır konulu makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.) Yasal mirasçılar sırası ile; Ölenin eşi, çocukları ve torunlarıdır. Ölenin ana ve babası ve bunların çocuklarıdır.(ana,baba,kardeşler,yeğenler..) Ölenin büyük anne ve büyük babası ve bunların çocuklarıdır. (hala,teyze,dayı,amca..) Atanmış Mirasçılar Kimlerdir? Atanmış mirasçılar, yasal mirasçılardan farklı olarak kanun gereği ve dolayısı ile kendiliklerinden değil miras bırakan tarafından yapılan bir vasiyetname veya miras sözleşmesi ile kendilerine tereke üzerinde belirli bir mal, hak veya alacak bırakılanlardır. Miras Sebebiyle İstihkak Davası  Ne Zamana Kadar Açılabilir? (Zamanaşımı Süresi) Miras sebebi ile istihkak davalarında zaman aşımı süreleri oldukça uzundur. Türk Medeni Kanunu 639. maddesi hükmü uyarınca miras sebebi ile açılacak istihkak davalarında zaman aşımı süresi kural olarak dava olunan veya dava olunanların yani davalının iyi niyetli kişi olarak ifade edilip edilemeyeceğine göre değişmektedir. Buna göre; tereke konusu malları veya bir kısmını elinde bulunduran ve kendisine dava açılan kişi iyi niyetli ise; Davacı, mirasçılık bakımından üstün hakkını ve dava olunan kişinin tereke konusu mallara zilyetliğini yani söz konusu malları elinde bulundurduğunu öğrendiği günden itibaren 1 yıl içerisinde miras sebebi ile istihkak davasını açmalıdır. Davacı, miras hakkını veya terekeyi elinde bulunduran kişiyi öğrenmemiş olsa dahi, mirasın ve vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl geçmekle miras sebebi ile istihkak davasını açma hakkı zaman aşımına uğrar. Davanın kendisine yöneltileceği kişi yani davalı şayet kötü niyetli ise, örneğin tereke konusu malları mirasçıyı zarara uğratmak amacı ile bilerek elinde bulunduruyorsa işbu halde açılacak miras sebebi ile istihkak davası, mirasın veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren 20 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacaktır. Miras Sebebiyle İstihkak Davasında Koruma Önlemleri Nelerdir? Miras sebebi ile istihkak davası önemli hak ve menfaatlere ilişkin bir davadır. Davacı davayı kazanır ise, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı kendisine verilecektir. Davacı bu hakkını önceden teminat altına almak isteyebilir. Bu anlamda davacı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca öngörülen koruma önlemlerini mahkemeden talep etme hakkına sahiptir. Davanın açılmasını takiben mahkeme tarafından verilecek hüküm kesinleşene dek, davacı koruma önlemlerine hükmedilmesini talep edebilecektir. Dolayısı ile miras hakkı tehlikeye düşecek olan davacı yararına hükmedilecek olan koruma tedbirlerini hakim takdir eder ve gerekli önlemleri alır. Örneğin davacının lehine bir karar verilmesini muhtemel gören mahkeme, yani davacının mirasçılık konusunda iddialarını ciddi bulan mahkeme, davacı tarafından talep edilmesi halinde ve davacı lehine olmak üzere terekeye konu mallar üzerinde teminat verilmesi veya durumun tapuya şerh verilmesi yönünde hüküm tesis edebilir. Miras Sebebiyle İstihkak Davası  Nerede Açılır? Miras sebebi […]

Read more

Mirasta Tenkis Davası ve Saklı Pay

7 Mart 2018

Tenkis Davası Nedir? Kanun koyucu, miras paylaşımı hususunda miras bırakanın özgür iradesi ile terekeye konu mallar üzerinde tasarruf etmesine, belirli sınırları aşmaması dahilinde izin vermiştir. Bu sınırlar dahilinde miras bırakan terekeye konu mallar üzerinde tasarruf etme yetkisine sahiptir. Nitekim miras bırakan vasiyetname, miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarrufları yapmak sureti ile ölümünden sonra terekenin paylaşımına ilişkin olarak bazı hususları belirleyebilir. Miras bırakanın malları üzerinde tasarruf hakkı esasen yasal mirasçıları lehine olarak ve onlarında hakları düşünülmek suretiyle, miras bırakanın ölümünden sonra yapmış olduğu tasarruflar nedeniyle yoksulluğa düşmemeleri bakımından saklı pay oranları ve saklı pay mirasçıları belirlenmiştir. Kural olarak miras bırakan yasal mirasçılarının saklı paylarını aşmayan her türlü tasarrufta bulunmakta özgürdür. İşte miras bırakanın, saklı pay mirasçılarının; saklı pay oranlarını ihlal eden düzeyde olan tasarruflarının onun ölümünden sonra iptal edilmesine ilişkin olarak açılan davaya tenkis davası denir. Saklı Pay Nedir? Saklı pay kanunda belirlenen kişilerin, yine kanuni bir hak olarak her halükarda mirastan almaları gereken yani miras bırakanın üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olmadığı miras payını ifade etmektedir. Saklı Pay Sahibi Mirasçılar Kimlerdir? Saklı pay mirasçıları sırası ile miras bırakanın; Altsoyu (çocukları,torunları..) Üstsoyu ( anne ve babası) Eşidir. Nitekim yukarıda belirtilen kanuni mirasçılar saklı paylarının miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile ihlal edilmesi durumunda tenkis davası açma hakkına sahiptirler. Mirasçıların Saklı Pay Oranları Ne Kadardır? Altsoyun saklı payı mirasın yarısıdır. Üstsoyun saklı payı ana ve babanın her biri için mirasın dörtte biridir. Eşin olması halinde saklı pay oranı  eşin kimlerle birlikte mirasçı olduğuna göre değişmektedir. Bu anlamda sağ kalan eş, miras bırakanın çocukları veya ana babası ile birlikte mirasçı olursa saklı pay mirasın tamamıdır. Bir başka ihtimal olarak sağ kalan eş tek başına yahut başka kişilerle beraber mirasçı olur ise saklı pay oranı mirasın dörtte üçüdür. Tenkis Davasını Kimler Açabilir? Tenkis davasını mirasbırakanın yani ölen kişinin altsoyu (çocukları, torunları, torunlarının çocukları..) üstsoyu, (annesi ve babası)  ve eşi açma hakkına sahiptir. Tenkis Davasını Kimler Açamaz? Tenkis davasını, kural olarak kanunda tenkis davasını açmaya ehil olarak belirtilmeyen kişiler bu davayı açamazlar. Örneğin, vasiyet alacaklısı yani vasiyetname yolu ile yada miras sözleşmesi ile kendisine belirli bir mal yahut hak bırakılan kimse, tenkis davasını açma hakkına sahip değildir. Tenkis Davası Kime Karşı Açılmalıdır? Tenkis davası kural olarak saklı pay sahibi mirasçılar tarafından, yani miras bırakanın eşi, çocukları, torunları, anne ve babası tarafından ; miras bırakanın lehine ölüme bağlı tasarruf yaptığı kişi veya kişilere yada kurumlara yahut bunların ölmesi halinde yasal mirasçılarına karşı açılmalıdır. Örneğin vefat eden A, çocukları B ve C ‘nin saklı pay oranını aşan şekilde miras sözleşmesi yapmak suretiyle komşusu D’ye üç otomobil, lüks bir daire ve Ardahan da üç yüz dönüm arsa bırakmıştır. B ve C ihlal edilen saklı pay oranlarını miras paylaşımına katmak için lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan komşu D’ye bir dava açmak suretiyle mirasın tenkisin, talep edebileceklerdir. Tenkis Davası Ne Kadar Süre İçerisinde Açılmalıdır? Tenkis davasını açma hakkına sahip olan saklı pay sahibi mirasçılar, esasen saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlamak üzere 1 sene içerisinde tenkis davası açmalıdır. Ancak vasiyetnamenin açılmasından yani miras taksiminden itibaren başlamak üzere her halde 10 yıl geçmekle, saklı pay sahibi mirasçıların tenkis davası açma hakkı zaman aşımına uğrar. Dolayısı ile süreler uymanız herhangi […]

Read more

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası

19 Şubat 2018

Mirastan Mal Kaçırma (muris muvazaası) Nedir? Muvazaa genel anlamı itibari ile bir kişinin üçüncü bir kişi ile yaptığı görünüşte geçerli olan fakat, kişilerin gerçek iradesini yansıtmayan özetle üçüncü kişileri aldatmak maksadı ile yapılan sözleşmedir. Buna göre görünüşte ve hukuki anlamda şeklen geçerli olan bu anlaşma aslında taraflar arasında hiç hüküm doğurmamakta veya görünüşte yapılan sözleşmeden çok daha farklı hüküm ve sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin A kişisinin yasal mirasçılarından mal kaçırmak için B kişi ile anlaşmıştır. Buna göre apartman dairesini ve son model arabasını B kişisi ile yapacağı bir satım sözleşmesi ile ona devredecek ve karşılığında bir sayım bedeli almış gibi gösterecektir. Anca aslında bu sözleşme satım sözleşmesinin hüküm ve sonuçlarını hiç doğurmamıştır. A kişisi sadece mirasçılarından mal kaçırmak maksadı ile söz konusu malları B kişisine hediye etmiş  ve bir bedelde almamıştır. İşte burada görünüşte bir satım sözleşmesi yapılmasına rağmen esasen bir bağışlama sözleşmesi söz konusudur. Böyle bir durumda A kişisinin yasal mirasçıları A’ nın ölümünden sonra açacakları bir muris muvazaası davası ile  söz konusu işlemin geçersizliğini talep edebileceklerdir. Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir ? Bu davayı miras hakkı zedelenen, miras hakkından mahrumiyet yaşayan her mirasçı açma hakkına sahiptir. Buna göre, davayı açacak mirasçının saklı pay sahibi mirasçılardan olup olmaması önem arz etmeyecektir. (detaylı bilgi için miras nasıl paylaşılır başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz) Muris muvazaası davasını, atanmış mirasçılar, vasiyet alacaklıları da açabilme hakkına haizdir. Her bir mirasçı bu davayı şahsen diğerlerine bağlı olmaksızın açabilir. Tenkis Davası Nedir? Tenkis davası, saklı pay sahibi mirasçıların açma hakkına sahip olduğu bir davadır. Buna göre kanunda belirtilen saklı pay sahibi mirasçılar, miras bırakanın saklı paylarını ihlal eden tasarruflarının iptalini bu dava ile talep etmek hakkını haizdirler.  (detaylı bilgi için miras nasıl paylaşılır başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.) Muris Muvazaasının Unsurları Nelerdir? a) Görünüşte Gerçeğe Uygun Olmayan İşlem Yukarıda detaylı açıklanan örnekte  A kişisinin B ile yaptığı satım sözleşmesi görünüşte geçerli olan fakat tarafların gerçek iradelerini yansıtmaması sebebi ile gerçeğe uygun olmayan bir işlemdir. b) Muvazaa Konusunda Anlaşma Bu husus tarafların gerçek iradelerinin muvazaa konusunda uyuşmasını ifade etmektedir. Örneğin yukarıda açıklanan örnekte A ile B kişisi, A’ nın mirasçılarından mal kaçırmak husunda anlaşmışlardır. Dolayısı ile muvazaa konusunda tarafların iradelerinde uyuşma söz konusudur. c) Gizli Sözleşme Gizli sözleşme tarafların gerçek niyetini yansıtan ve şeklen bulunmasa dahi gerçekte hüküm ve sonuçlarını doğuran sözleşmeyi ifade eder. Yukarıda açıklanan  örnek üzerinden devam edecek olursak A ile B arasında ki gizli sözleşme, şeklen yapılmamış fakat  maddi anlamda hüküm ve sonuçlarını doğuran bağışlama sözleşmesidir. d) Mirasçıları Aldatmak Amac Mirasçıların görünüşte sözleşme ile aldatılması, kandırılması ve adeta  geçerli bir sözleşme varmış gibi hareket edilmesini ifade etmektedir. e) Mal Kaçırma Amacı Muvazaa yoluna mirasçılardan mal kaçırmak maksadı ile başvurulmuş olmalıdır. Mirastan Mal Kaçırma Nasıl İspat Edilir? İspat külfeti kural olarak iddia edene aittir. Yani mahkemeler önünde bir olayın veya olgunun gerçekte göründüğünden farklı olduğunun ispatı kural olarak bu hususu iddia edene ait olacaktır. Mirastan mal kaçırma davasını kazanabilmek için ise  miras bırakanın gerçek niyetinin mirastan mal kaçırmak olduğunu ve esasen ortada  gerçek bir satış olmadığını (Örneğin bir satım sözleşmesi yapıldığı fakat gerçekte bir para ödenmediğini) ispatlamak gerekli ve yeterlidir. İspat külfeti davacı mirasçılara aittir ve bu hususların ispatı belge ve şahitler yolu ile de […]

Read more

Mirastan Kimler Pay Alabilir?

14 Şubat 2018

Mirastan Kimler, Nasıl Pay Alabilir? Türk hukuk sisteminde mirastan pay alacak olanlar miras bırakan kişinin yasal mirasçılarıdır. Eski bir sözde dendiği üzere ‘kanda en yakın malda en yakındır.’ Bu anlamda yasal mirasçılar içerisinde ölenin kan hısımları, vefat ettiğinde sağ ise eşi ve şayet var ise evlatlığı da yer almaktadır. Yasal mirasçıların belirlenmesi noktasında Türk Hukuk sisteminde ‘zümre usulü’ benimsenmiştir. Bu usulde esasen bir zümrenin mirasçılığı diğer zümrenin miras almasına engel olmaktadır. Yasal mirasçılar sırası ile; Ölenin çocukları ve torunlarıdır. Ölenin ana ve babası ve bunların çocuklarıdır.(ana,baba,kardeşler,yeğenler..) Ölenin büyükana ve büyükbabası ve bunların çocuklarıdır. (hala,teyze,dayı,amca..) Fakat örneğin ölen kişinin iki çocuğu var ve aynı zamanda ana babası da hayatta ise zümre usulü prensibince miras bırakanın altsoyu öncelikli mirasçı olacağından ölenin hayatta olan ana ve babası mirastan pay alamayacaktır.Yani kısaca ölenin eşi ve çocuğu hayatta ise ana ve babasına miras düşmeyecektir. Ayrıca ölen sağılığında evlat edinmiş ise evlatlıkta mirastan ölenin çocukları gibi faydalanır. Türk ve İsviçre Hukuk sistemlerinde kabul edildiği üzere ilk üç zümrede mirasçı bulunmaması halinde devletin ikinci derecede mirasçılığı kabul edilmiştir. Mirasta Saklı Pay Nedir? Türk Hukuku’nda saklı pay, miras bırakanın kanunda gösterilen yasal mirasçılarının; miras üzerinde kanunen korunan paylarını ifade etmektedir. Bilindiği üzere miras hukukunda yasal mirasçılar miras bırakana kanunen mirasçı olan kişilerdir. Ancak mirasın paylaşımı noktasında miras bırakanın iradesine de belirli ölçüde yer verilmiş ve bu nedenle miras bırakana sağlığında vasiyetname ve miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarrufları yapma imkanı getirilmiştir. Ancak kanun koyucu miras bırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi ile mirası üzerinde tasarrufunun yasal mirasçıların haklarını zedeleyeceği endişeyi ile yasal mirasçıların saklı paylarına ilişkin hükümler getirmiştir. Miras bırakan ölüme bağlı tasarrufu ile yasal mirasçıların saklı payı üzerinde tasarruf etmiş olsa dahi yasal mirasçılar tenkis davası açmak sureti ile saklı paylarını talep etme imkanına sahip olacaktır. Örneğin X in babası Y ölmeden önce vasiyet ile evini diğer çocuğu A ya bırakmıştır. Y nin başkaca malvarlığı da olmadığını düşünürsek, X, A ya karşı miras hukukundan doğan haklarını kullanmak ve miras payını alabilmek için dava açması gerekecektir.     Saklı Pay Mirasçıları Kimlerdir? Saklı pay mirasçıları sırası ile miras bırakanın; Altsoyu (çocukları,torunları..) Üstsoyu ( anne ve babası) Eşidir. Nitekim yukarıda belirtilen kanuni mirasçılar saklı paylarının miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile ihlal edilmesi durumunda tenkis davası açma hakkına sahiptirler. ( Detaylı bilgi için tenkis davası başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz) Saklı Pay Miktarı Nedir? Altsoyun saklı payı mirasın yarısıdır. Üstsoyun saklı payı ana ve babanın her biri için mirasın dörtte biridir. Eşin olması halinde saklı pay oranı  eşin kimlerle birlikte mirasçı olduğuna göre değişmektedir. Bu anlamda sağ kalan eş, miras bırakanın çocukları veya ana babası ile birlikte mirasçı olursa saklı pay mirasın tamamıdır. Bir başka ihtimal olarak sağ kalan eş tek başına yahut başka kişilerle beraber mirasçı olur ise saklı pay oranı mirasın dörtte üçüdür. Eş Mirastan Nasıl ve Ne Kadar Pay Alır? Eş kanunda yasal mirasçılar içerisinde sayılmıştır. Eşin miras payı hangi zümre ile birlikte mirasçı olduğuna göre değişmektedir. Miras bırakan vefat ettiğinde geriye sadece sağ kalan eşi kaldı ise elbette eş mirasın tamamını alacaktır. Ancak; Eş, altsoy ( miras bırakanın çocukları, torunları veya onların çocukları i) le birlikte mirasçı olduğunda mirasın dörtte birini alır Eş, miras bırakanın (ölen) […]

Read more

Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Nedir, Nasıl Çıkartılır?

3 Nisan 2017

Ölenin malvarlığının dağıtılması hususu miras hukukunu ilgilendirmektedir.mirasbırakan öldükten sonra kimlerin mirasçı olacağı belgelendirilmelidir.Mirasçılık belgesi de ölen kişinin mirasçılarının kimler olduğunu ispata yarayan bir belgedir.Mirasçılık belgesi bunu alan kişiye tereke(miras) malları üzerinde zilyetlik(kullanmak ,elinde bulundurmak) imkanı verdiği gibi ,aynı zamanda,bunlar üzerinde yapılacak işlem ve tasarruflarda bu kimsenin tasarruf yetkisine sahip olduğunu gösteren bir belgedir. Mirasçılık belgesi ,tanzim olduğu kişiye mirasçılığı lehine bir karine teşkil eder. Yani aksi ispat oluncaya kadar bu kişiler mirasçı sayılırlar. Mirasçılık(veraset) belgesi alabilmek için yasal mirasçı veya atanmış mirasçı olup olmamak fark etmez. Veraset ilamını düzenleyen madde medeni kanunda tek bir madde ile düzenlenmiştir. ATANMIŞ MİRASÇILAR İÇİN VERASET BELGESİ Mirasçılık belgesi isteyebilmek için kanuni mirası olmaya gerek yoktur. Atanmış mirasçı da veraset ilamı talep edebilir.TMK m.598 uyarınca atanmış mirasçı mirasçılığın kendisine tebliği tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonra ,bir veraset senedi verilmesini talep edebilirler. Atanmış mirasçı açısından veraset ilamı önemlidir. Zira atanmış mirasçının haklarının tespit olunması , onların tereke mallarına zilyet olunması,tereke mallarının teslim ve tescilinden önce mirasa ait anlaşmazlıkların giderilmesi açısından önemlidir. MİRASÇILIK BELGESİ ALMADA İZLENECEK YÖNTEM NEDİR? Mirasçılık belgesi mahkemeden veya noterden alınması arasında fark yoktur. Ayrıca mirasçı, avukat aracılığıyla başvurabileceği gibi bizzat kendisi de başvurabilir. Mirasçılık belgesi davada hasım gösterilmeksizin verilir. Yani çekişmesiz yargılama yoluna tabidir. Bu hususta tek bir mirasçının varlığı ve talebi yeterlidir. Bu belgenin alınabilmesi için mirasbırakanın öldüğünün ve mirasçının hakkı olduğunun ispat edilmesi gerekir. Mirasbırakanın ve mirasçıların kimliklerinin tespiti için nüfus kayıtlarına başvurulur. Bu kayıtlar bir delil teşkil ederler ve bunların doğru olmadıkları her türlü delille ispat olunabilir. GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR? Mirasçılık belgesi alınması davası mirasbırakanın son ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi ,mirasçının bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Ayrıca yukarıda bahsettiğimiz gibi noterlere de mirasçılık belgesi alınması için başvurulabilir. Mirasçılık belgesi kısa bir sürede alınabilir. Genelde mahkeme duruşmasız olarak veraset ilamını düzenler. Burada mahkeme  genelde herhangi bir yazışma yapmaz.   MİRASBIRAKANIN ALACAKLILARININ MİRASÇI BELGESİ ALMASI SORUNU  Yargıtay kararlarına göre mirasbırakanın alacaklıları ,mirasçılar namına mirasçılık belgesi alabilirler, alacaklarının temini bakımından mirasçıların tespitini sağlayabilirler. Mirasçı namına alacaklının mirasçılık belgesi isteyebilmesi icra iflas kanununun m.94 hükmüne ve icra memurunun bu konuda vereceği yetkiye dayanmaktadır. MİRASÇILIK BELGESİNİN KAPSAMI NEDİR? Mirasçılık belgesi mirasçılığı saptayan bir belgedir. Ayrıca mirasçıların pay oranlarını yani  talep edenin miras hakkı ve hissesi yazılacağı gibi diğer mirasçıların da hisseleri yazılır. Bunun yazılması için bütün mirasçıların talep etmeleri şart değildir. mirasçılık belgesi alan mirasçının tereke mallarının alacaklarını talep ve tahsil etmek ,terekedeki taşınmazların tapuya tescilini ve bunun gibi diğer işlemleri yapmak yetkisi verir. Yargıtay kararlarına göre mirasbırakandan geçen hakları kullanmak üzere mirasçının mirasçılık belgesi ibraz etmesi gerekir. Örneğin mirasbırakanın parasını yatırdığı banka, bunu mirasçıya teslim edebilmek için veraset belgesi aramaktadır. MİRAS KALAN TAŞINMAZIN TAPUYA TESCİLİ Mirasçılık belgesi taşınmazların mirasçılar lehine tapuya tescil edilmesi için önemlidir. Tapu sicili tüzüğüne göre bir intikal işleminin yapılabilmesi için mirasçılık belgesi ibrazı şarttır.  

Read more

Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)

3 Nisan 2017

Günümüzde gerek yakın çevremizden gerek medyadan sık sık duyduğumuz bir ifadedir mirasçılıktan çıkarma kurumu. Bunu evlatlıktan red kavramı olarak da kullananlar vardır. Burada mirasbırakanın amacı bazı sebeplerle mirasçılarını mirastan mahrum bırakmaktır. Hukuken bu bazı şartların varlığı çerçevesinde mümkündür. Bu şekilde normal şartlarda saklı payları olan ,başka bir ifade ile her halükarda mirastan pay alacak olan mirasçılar,paylarından mahrum kalmaktadırlar. Burada saklı pay üzerinde kısaca durmak gerekir. Saklı pay;mirasbırakanın mirası üzerinde ölüme bağlı tasarruf hakkını kısıtlayan ve mirasçılara her halükarda belli oranlarda mirastan pay almalarını sağlayan kavramdır. Mirasbırakanın eşi ,çocukları ve anne ve babası saklı pay sahipleridirler.Mirasın Saklı pay dışında kalan kısmında mirasbırakan istediği gibi tasarruf edebilir. Mirastan ıskat(çıkarma) medeni kanunumuza göre iki türlüdür. Bunlardan ilki cezai ıskattır. Cezai ıskatta ya mirasçı ,mirasbırakana karşı ağır bir suç işlemiştir ya da aile hukukundan doğan görevlerini önemli bir şekilde ihlal etmesidir. İkinci tür olan ıskat ise ,iyi niyetle yapılan ıskattır. Burada vasiyetçi ,ıskat ettiği altsoyunun çocuklarını korumak amacıyla bu ıskatı(mirasçılıktan çıkarma) yapmaktadır. MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA SEBEPLERİ NELERDİR ? Medeni kanun cezai amaçla mirasçılıktan çıkarma sebeplerini 510.maddede belirtmiştir. Buna göre ; Mirasçı mirasbırakana veya onun yakınlarına karşı ağır bir suç işlemişse, Mirasçı ,mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse mirasbırakan ,mirasçılarını mirastan ıskat edebilir. İŞLENEN SUÇ TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALSA BİLE YİNE DE MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA GERÇEKLEŞEBİLİR Mİ? Medeni kanunun 510. Maddesine göre ,mirasçının mirasbırakana veya onun yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi ,mirastan ıskat(mirasçılıktan çıkarma) sebebidir. Bu suç bir sonuca ulaşmasa ,teşebbüs aşamasında kalsa bile yine bir ıskat sebebi teşkil eder. Bu hususta ceza mahkemesince alınmış olan bir mahkumiyet kararı da zorunlu değildir.,burada ağır bir suçun işlenmiş olması yeterlidir. HANGİ SUÇLAR ISKAT(MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA) SEBEBİ TEŞKİL EDER? Bu konuda kanunda kesin bir kıstas yoktur. kanun ağır olmasını aramıştır. Burada Yargıtay içtihatları devreye girecektir. Öldürme,dolandırıcılık,sahtekarlık,emniyeti suiistimal gibi suçlar bir ıskat sebebi teşkil edebilirler. İftira ,hakaret ve sövme,haksız suç isnadı ,yalan yere tanıklık gibi suçlar da bazı hallerde mirasçılıktan çıkarma sebebi teşkil edebilirler. Ancak ceza kanununda düzenlenen kabahat cinsinden olan fiiller bir ıskat sebebi değildirler. Suçun mirasbırakanın şahsına işlenmesi zorunlu değildir. Onun malvarlığı haklarına tecavüz de bir ıskat sebebi sayılabilir. KANUNDA GEÇEN MİRASBIRAKANIN YAKINLARI KİMLERDİR ? Burada kullanılan yakınları tabiri aile ve hısımlık kavramından daha geniş olup ,bunun içine mirasbırakanın çok sevdiği arkadaş ve dostları da girer. Bunun için kriter mirasbırakanın bir kimse hakkında gösterdiği kuvvetli sevgi,şefkat ve bağlılık hisleridir. Aile üyeleri yanında samimi ve yakın arkadaşlar, nişanlı,süt anne ,dadı,öğretmen gibi kişiler bu kavramın içine girebilir. EŞİN SADAKATSİZ DAVRANMASI MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA SEBEBİ MİDİR? Karı-koca arasında ,evlilik birliği dolaysıyla her birisine düşen yükümlülükler vardır. Bunlardan birisi de sadakat yükümlülüğüdür. Buna aykırı hareket ve zina mirasçılıktan ıskat sebebidir. GENEL OLARAK HANGİ SEBEPLER AİLE YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLALDEN MİRASTAN ISKAT SEBEBİ SAYILIR? Üstsoy,altsoy,kardeşler arasında bir nafaka yükümlülüğü vardır. Ayrıca ana –baba ve çocuklar arasında karşılıklı yardım ve saygı görevi vardırç bunların ihlali bir mirastan ıskat sebebi olabilir. ALKOLİK OLMAK MİRASTAN ISKAT(MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA) SEBEBİ MİDİR ? Sadece kötü bir hayat sürmek ,mesela kendisini içkiye vermek bir ıskat sebebi değildir. Fakat böyle bir kötü hayat aile görevlerinin ihlali sonucuna varırsa ,mesela işi eşinin ve çocuklarının bakım ve geçimini ihmal eder veya aile isim ve şerefini lekeleyici bir hayat sürerse ,ancak […]

Read more

Miras Paylaşımı

3 Nisan 2017

Miras hukukunda en önemli hususlardan biri miras paylaşımının nasıl yapılacağıdır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Türk hukukunda zümre usulü geçerlidir. Önce hangi zümrede kimler var onu açıklayacağız.  Sonra genel bilgiler verip ardından da konuyu örneklerle zenginleştireceğiz. Birici zümrede ölenin en yakın hısımları ,yani alt soy hısımları yer alır. Yani çocukları,torunları,torun çocukları ve devamı birinci zümreyi oluşturur. İkinci zümrede mirasbırakanın ana,babası ile bunların altsoyları yer alır. Yani ölenin kardeşi,yeğeni ve yeğen çocuklarından oluşur. Üçüncü zümrede ,mirasbırakanın büyükbaba ve büyük ana ve bunların altsoyu yer alır,yani ölenin amca,dayı ,hala ,teyze ve bunların altsoylarıdır. Bunu dördüncü ,beşinci,altıncı ve devamı zümrelere ayırabiliriz. ZÜMRE USULÜYLE PAYLAŞIMDA HANGİ KURALLAR GEÇERLİDİR? Yakın zümreden olan akrabalar daha sonraki sıradaki akrabaları miras paylaşımında devre dışı bırakır. Yani ölen kişinin birinci zümre akrabaları varsa ikinci zümre devre dışı kalır.Birinci zümre akrabaları yok ancak ikinci zümre akrabaları varsa bu halde de üçüncü zümre akrabaları devre dışı kalır. Yani her zümre kendinden sonraki akrabaları mirastan uzaklaştırır. Her zümre içinde ,mirasbırakana daha yakın olan akraba ,bu akrabanın soyundan daha uzak olanları devre dışı bırakır. Örneğin mirasbırakanın birinci zümre akrabaları çocukları ve torunlarıdır. Ancak mirasbırakan öldüğünde çocukları hayatta ise torunlar mirastan pay alamazlar. Her zümre içinde kanuni mirasçı sıfatını kazanan en yakın kan hısımları arasında ,miras eşit olarak paylaşılır. Örneğin ölen kişinin 7 çocuğu varsa bunlardan her biri mirasın yedide birini alır.  O zümre içinde en yakın hısımlardan biri veya birkaçı mirasbırakandan önce ölmüşlerse bu şekilde bunların yerine altsoy hısımları geçer. Örneğin mirasbırakanın çocuklarından birisi kendisinden önce ölmüştür.bu durumda mirasbırakanın bu çocuğundan olan torunları onun yerine geçerler ve bunun miras hakkı torunları arasında eşit olarak bölünür. Mirasbırakandan önce ölen  veya kanunda yazılı bir sebeple mirasçı olamayan en yakın hısımlardan birinin altsoyu yoksa, onun miras hakkı yanındaki mirasçıya yani esasen kanuni mirasçı olan en yakın hısımlara geçer. Örneğin mirasbırakanın 4 çocuğundan biri mirasbırakandan önce ölmüşse ve altsoyu da yoksa ,onun yasal miras hakkı diğer 3 çocuğuna ait olur ve miras bu üç çocuk arasında eşit bölünür.   ÖRNEKLER BİRİNCİ ZÜMRE MİRASÇILARININ BULUNMASI HALİNDE PAYLAŞIM NASIL OLUR? Birinci zümrenin mirasbırakanın altsoyu olduğunu yukarıda belirtmiştik. Altsoy denince ölenin çocukları ,torunları ,torun çocukları vs. anlaşılır. Örnek verecek olursak mirasbırakanın 3 çocuğu vardır. Burada miras üçe bölünür ve her bir mirasçı mirasın üçte birini alır. Farz edelim ki bu çocuklar A,B ve C olsunlar ve bu çocuklardan A mirasbırakandan önce ölmüş olsunlar. Burada A’nın payı A’nın çocukları arasında eşit olarak paylaştırılır. ÇOCUKLAR MİRASBIRAKANIN BAŞKA BİR EVLİLİĞİNDEN OLURSA TABLO DEĞİŞİR Mİ? Çocukların mirasbırakanın başka bir evliliğinden olmalarının paylaştırmada bir farkı yoktur. yeter ki bunlar ölenin soyundan gelen kişiler olsun. ÜVEY ANA VEYA ÜVEY BABADAN MİRAS ALINABİLİR Mİ? Bir kimse üvey ananın veya üvey babanın mirasçısı olamaz. Mirasçı olmak için onun soyundan gelmiş olmak gerekir. EVLİLİK DIŞI ÇOCUĞUN DURUMU NEDİR? Ana bakımından Evlilik dışı çocuk da birinci zümreye giren birer yasal mirasçı durumundadırlar. Yani bunlar da aynen normal evlilik içi doğan çocuk gibi paylarını alırlar. Buna karşılık baba bakımından evlilik dışı çocuğun mirasçılık durumu TMK m.498’de “evlilik dışında doğmuş ve soy bağı ,tanıma veya hakim hükmüyle kurulmuş olanlar ,baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar” şeklinde düzenlenmiştir. İKİNCİ ZÜMRE MİRASÇILARIN BULUNMASI VE BİRİNCİ ZÜMRE MİRASÇILARIN BULUNMAMASI HALİNDE PAYLAŞIM NASIL OLUR? […]

Read more

Mirasın Reddi (Reddi Miras) Davası

3 Nisan 2017

Mirasçı Kimdir? Türk hukuk sisteminde mirastan pay alacak olanlar miras bırakan kişinin yasal mirasçılarıdır. Eski bir sözde dendiği üzere ‘kanda en yakın malda en yakındır.’ Bu anlamda yasal mirasçılar içerisinde ölenin kan hısımları, vefat ettiğinde sağ ise eşi ve şayet var ise evlatlığı da yer almaktadır.  Bunların dışında miras bırakan sağlığında, vasiyetname ve/veya miras sözleşmesi yapmak suretiyle mirasçı atayabilir. Fakat atanmış mirasçılar, mirasa yasal mirasçılar gibi kendiliklerinden yani külli geçiş ile sahip olamamaktadırlar. Bu anlamda atanmış mirasçılar ve vasiyet alacaklıları, yalnızca bir alacak hakkına sahiptirler. Mirasın Reddi Nedir? Mirasın reddi terekenin kapsamındaki tüm hak ve borçların reddedilmesi anlamına gelir. Bu anlamında mirası reddeden, mirasçı terekeden kaynaklanan haklarını haiz olamayacağı gibi yine terekeden doğan borçları da ödemekle mükellef olmayacaktır.  Kural olarak yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddetme hakkını haizdirler. Mirasın Reddi Nasıl Yapılır? Mirası reddetmek isteyen yasal ve atanmış mirasçılar 3 ay içerisinde miras bırakanın son yerleşim yerinde olan  Sulh Hukuk Mahkemesine yapacakları yazılı veya sözlü başvuru ile birlikte mirası reddedebilirler. Miras, kural olarak miras bırakanın ölümü ile birlikte külliyen yasal mirasçılara intikal etmektedir. Yani mirasın intikali noktasında yasal mirasçıların herhangi bir işlem yapmasına gerek yoktur. Mirasın reddi için öngörülen 3 aylık sürede mirasın mirasçılara intikal tarihinden yani miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren başlamaktadır. Yine mirasın reddi beyanında bulunacak mirasçıların söz konusu beyanları kayıtsız şartsız iletmeleri ve aynı zamanda ayırt etme gücünü haiz ve ergin olmaları gerekmektedir. Mirasın Reddi Hangi Süre İçerisinde Yapılmalıdır? Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla yukarıda belirtilen süreler içerisinde reddedilmeyen miras kabul edilmiş yani iktisap edilmiş olacaktır. Mirasın Reddeden Mirasçının Alacaklıları Reddin İptali Davası Açabilirler Mi? Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu anlamda mirasçının alacaklılarının reddin iptalini isteme hakkı verilmek suretiyle alacaklıların hakları korunmaktadır. Mirasçının Alacaklılarının Açacağı Reddin İptali Davasının Koşulları Nedir? Mirasçının alacaklılarının açacağı reddin iptali davası bakımından bazı koşulların vuku bulması gerekmektedir. Bu anlamda aşağıdaki koşulların  birlikte oluşması gerekmektedir. Mirası reddeden mirasçının kendi mal varlığı borcuna yetmemelidir. Mirasçı alacaklılarını zarara uğratmak maksadıyla mirası reddetmelidir. Mirasçının alacaklılarına yeterli bir güvence de verilmemiş olmalıdır. Mirasçının, mirası ret tarihinden itibaren başlamak üzere, 6 ay içerisinden reddin iptali davası açılması gerekmektedir. Mirasın Reddinin Sonuçları Nelerdir? Mirasın reddedilmesi durumunda, mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak sona ermektedir. Bu anlamda mirası reddeden yasal mirasçı ve/veya atanmış mirasçı terekeye konu hiçbir haktan yararlanamayacağı gibi terekeye konu borçlardan da sorumlu olmayacaktır. Mirasın taksimi ve paylaşımı adeta mirası reddeden kişi ölmüş gibi yapılır. Mirasın, Mirasçılardan Biri Tarafından Reddedilmesi Durumu Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi adeta sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçecektir. Yani mirası reddeden mirasçının payı kural olarak diğer mirasçılara intikal eder. Mirasın,  Atanmış Mirasçı/ Mirasçılardan Biri Tarafından Reddedilmesi Durumu Atanmış mirasçı kendisine vasiyetname ve/veya miras sözleşmesi ile belirli bir mal veya hak bırakılan kimseyi ifade etmektedir. Kural olarak atanmış mirasçı da mirası reddetme […]

Read more