Bu Makaleyi Paylaş

Medeni Hukukta Hapis Hakkı

Türk Medeni Kanunu’ nun Hapis Hakkı ile ilgili düzenlemeleri İkinci Kısım Üçüncü Bölümün Taşınır Rehni başlığı altında 950-953. maddeleri arasında düzenlenmiştir.Taşınır Rehininin düzenlendiği Üçüncü Bölümün birinci ayrımının başlığı teslime bağlı rehin ve hapis hakkıdır. Hapis hakkı başlıklı 950. maddede hapis hakkının koşulları belirtilmiş, 951. maddede hakkın kullanılamayacağı ayrıksı haller düzenlenmiştir. 952 . maddede alacak muaccel olmaksızın hakkın kullanılabileceği haller, 953. maddede ise eşyanın paraya çevrilmesi düzenlenmiştir.

Çalışmamızın konusu olan hapis hakkı ile ilgili önce genel bilgi verilmiş,benzer düzenlemelerden farklarına değinilmiş ve MK.’nın 950-953 maddeleri çerçevesinde koşulları,hükümleri sona ermesi anlatılmaya çalışılmıştır.Son olarak da MK.’da hapis hakkına ilişkin bu düzenlemeler genel olduğundan ve diğer başka kanunlarda da özel olarak hapis hakkı düzenlendiğinden onlara da kısaca değinilmiştir.

I.TÜRK MEDENİ KANUNUNDA DÜZENLENEN ŞEKLİYLE HAPİS HAKKI

A.KAVRAM

Medeni Kanunumuzda hapis hakkına ilişkin 950.madde ve devamında genel bir düzenleme bulunmaktadır. MK.m.950/f.1’deki düzenleme ‘Alacaklı borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı borcun muaccel olması ve niteliği itibariyle bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması halinde borç ödeninceye kadar hapsedebilir.’şeklindedir.Bu yönüyle hapis hakkı bir bakıma alacağa teminat olma özelliği taşımaktadır ancak aşağıda açıklanacağı üzere benzer ayni teminatlardan ve hukuki düzenlemelerden farklı özellikler göstermektedir.Yine MK.m.950/f.1 metninden yola çıkarak doktrinde hapis hakkı,kanuni şartların gerçekleşmesi halinde,alacaklıya zilyetliğinde bulunan ve geri verilmesi gerekli olan borçluya ait taşınır mallar veya kıymetli evrakı geri vermeyerek alacağının teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren bir ayni hak şeklinde tanımlanmaktadır.[1]
Alman Medeni Kanunu hapis hakkını bir def’i olarak düzenlemiştir. Alman Medeni Kanununda hapis hakkı alıkoyma adı altında düzenlenmiştir. Bu şekilde düzenlendiğinde hapis hakkının karşılığı olarak tanınan def’i hakkı, sahibine zilyetliğindeki eşyanın iadesini reddetme hakkı vermekle birlikte eşyayı paraya çevirme hakkı vermemektedir.[2]( ÇETİNER, s. 40-41.)

B.HUKUKİ NİTELİĞİ

Hapis hakkının hukuki niteliği gerek hukuk tarihi boyunca gerek çeşitli hukuk sistemlerinde farklı görünümlere sahiptir.[3]
Hapis hakkının hukuki niteliği İsviçre doktrininde tartışmalıdır. Huber, hapis hakkını kanunun hak sahibine tanıdığı ayni bir tasarruf kudreti olarak tanımlamaktadır. Wieland’a göre ise hapis hakkı hakiki bir ayni haktır. Oftinger’a göre hapis hakkı bir rehin hakkı değildir ancak menkul rehni hükümlerine tabi tutulmuştur.[4]Ancak doktrindeki bu tartışmaların karşısında İsviçre Medeni Kanununda düzenlenen şekliyle hapis hakkının, gerektiğinde sahibine eşyayı tasarruf etme yetkisi veren ayni bir hak olduğu görülmektedir. İsviçre Medeni Kanununda hapis hakkı taşınır rehninin düzenlendiği bölümde düzenlenmiş,eşyanın paraya çevrilmesi ile ilgili hususlar taşınır rehni hükümlerine İsviçre Medeni Kanununda hapis hakkı taşınır rehninin düzenlendiği bölümde düzenlenmiş, eşyanın paraya çevrilmesi ile ilgili hususlar taşınır rehni hükümlerine tabi tutulmuştur. Türk Medeni Kanununda yer alan hapis hakkı ile ilgili düzenlemeler de İsviçre Medeni Kanunu ile paralel niteliktedir.[5]
İsviçre doktrininde hakim olan, hapis hakkının bir ayni hak olduğu görüşü, Türk doktrininde de hemen hemen bütün yazarlarca savunulmaktadır.[6] Örneğin, Akipek/Akıntürk, hapis hakkının bir bakıma rehin hakkına benzediğini; rehin hakkı gibi değere ilişkin haklardan olduğunu; alacak ödenmediğinde, konusunu oluşturan eşyayı paraya çevirme yetkisi tanımakta olduğundan kanuni rehin olarak da adlandırılmakta olduğunu belirtmektedir. Oğ”/Seliçi/Özdemir’ [7] de benzer şekilde, hapis hakkının, alacaklıya zilyetliğinde bulunanı alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren bir ayni hak olduğunu belirtmekte ve teslime bağlı rehinden farklı olarak iradi bir rehin tipi olmayıp kanuni şartların gerçekleşmesi ile kendiliğinden doğan bir rehin olduğunu savunmaktadır. Yine Aybay/Hatemi’ye göre hapis hakkı ayni bir haktır ve herkese karşı ileri sürülebilir. Bu özelliği nedeniyle de hapis hakkı sahibi, hapsettiği eşya üzerinde, diğer alacaklılara nazaran, alacağını öncelikli olarak elde etmek olanağına sahip olmaktadır. Buna karşılık Cansel ise, hapis hakkının paraya çevirtme yetkisinin kullanıldığı devrede ayni hak niteliğinde olduğunu kabul etmekle birlikte, hapis hakkının doğduğu andan paraya çevirtme yetkisinin kullanıldığı ana kadar olan devrede ise, ayni hak mahiyetinde bulunmayıp hak sahibine ayni tasarruf yetkisi sağlayan bir hak olduğu görüşündedir.[8]Çetiner ise hapis hakkının,alacaklıya sağladığı imkanlar da dikkate alındığında hukuki mahiyetinin,mülkiyet hakkına dayanan taleplere karşı,alacaklıya kanunen tanınmış olan ve ifadan kaçınma hakkını güvence altına alma amacı güden,ayni etkiye sahip bir def’i olduğunu tüm bu görüşlerin aksine söylemektedir.[9]

II.HAPİS HAKKININ BENZER HUKUKİ DÜZENLEMELERDEN FARKI VE KARŞILAŞTIRILMASI

A.Hapis Hakkı-Ödemezlik Def’i

BK. m. 81 karşılıklı edimleri ihtiva eden sözleşmelerde, alacaklının borçlunun ifasını talep edebilmesi için, önce kendi borcunu ifa etmesi veya en azından ifayı teklif etmiş olması gerektiği kuralını koymuştur. Borçlu, kendi edimini öncelikle ifa etmeyen alacaklının ifa talebine karşılık ödemezlik def’i ileri sürerek ifadan kaçınabilir.[10] Ödemezlik def’i ile hapis hakkı arasında önemli farklılıklar vardır.Borçlu bu def’i sayesinde borcunu ifa etmemekte edimini ifadan kaçınmaktadır.. Bu alıkoyma hapis hakkından farklıdır çünkü borçlu kendi mülkiyetinde bulunan şeyi borçluya ifa etmemekte, vermemektedir. Oysa hapis hakkı alacaklıya borçlunun eşyasını hapsetme hakkı verir. Ödemezli def’i yalnızca karşılıklı borç doğuran borç ilişkileri ile sınırlı olarak ve yine değişim ilişkisi içerisinde bulunan edimler için ileri sürülebilmektedir.[11] Hapis hakkında ise, alacaklının iade yükümlülüğü ile borçlunun edimi arasında bu türden bir karşılıklılık ilişkisi bulunması zorunlu değildir.[12] Diğer bir farklılık ise, sahibine ifadan kaçınma hakkı tanıyan ödemezlik def’i buna karşılık alacaklıya eşyayı paraya çevirme yetkisi vermez.Oysa hapis hakkı sahibi alacaklı,borç ödenmez veya yeterli güvence gösterilmezse borçluya veya üçüncü şahsa ait eşyayı,taşınır rehni hükümlerine göre paraya çevirme hakkına sahiptir.(MK.m.953.)

B.Hapis Hakkı-Teslime Bağlı Rehin

Medeni Kanun anlamında teslime bağlı rehin anlam olarak taşınır rehnini ifade etmektedir. Taşınır rehni de, hapis hakkı da alacağa bağlı fer’i haktır. Alacak ortadan kalkınca ona bağlı olarak ortadan kalkarlar. İkisi de değere ilişkin olup muaccel alacak ödenmediğinde alacaklıya zilyetliğindeki eşyayı paraya çevirme yetkisi verir. İİK’nın menkul rehnine ilişkin hükümleri hapis hakkına da uygulanır. Medeni Kanunun sistematiğinde de hapis hakkı menkul rehni başlığı altında 950-953.maddelerde düzenlenmiştir. Her ikisinde de hak eşyaya alacaklının zilyet kılınmasıyla sağlanır. Her ikisi de alacağa teminat niteliği taşır ve borç ödenmediği takdirde alacaklıya zilyetliğindeki borçluya ait eşyayı cebri icra yolu ile sattırarak paraya çevirme yetkisi verir. Hapis hakkı konusu eşya paraya çevrilirken İİK’nın menkul rehnine ilişkin hükümleri uygulanır. [13]
Hapis hakkı ile taşınır rehni arasındaki bu benzerliklerin yanında aralarında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Teslime bağlı rehinden farklı olarak hapis hakkı, iradi bir rehin tipi değildir; kurulması için bir ayni sözleşmeye gerek yoktur. Kanuni şartların gerçekleşmesi ile rehin kendiliğinden doğar. [14] Diğer bir farklılık ise hapis hakkı, alıkonan eşyalardan, alacağı karşılamaya yetecek kadarı üzerinde kullanılabilir. Bundan fazlasının borçluya geri verilmesi gerekir. [15]

III.HAPİS HAKKININ KONUSU VE ŞARTLARI

A.KONUSU

Medeni Kanunun 950.maddesiyle getirilen sınırlayıcı düzenleme uyarınca hapis hakkının konusunu taşınır eşya ile kıymetli evrak teşkil edebilir.[16]

1.TAŞINIR EŞYA

Üzerinde hapis hakkı kullanılacak taşınırlar, paraya çevrilebilecek nitelikte değeri olan taşınırlardır. Paraya çevirme imkanı olmayan örneğin, diploma, mektup gibi şeyler üzerinde hapis hakkı tesis edilemeyeceği gibi,[17] sadece ispat vasıtası sayılan ve para değeri olmayan belgeler üzerinde de hapis hakkı kullanılamaz.[18]
Hapis hakkı bir taşınır rehni tipi olduğundan taşınmazlar üzerinde MK. m. 950 anlamında bir hapis hakkı kullanılamaz. Ancak, MK. m. 994’e göre iyi niyetli zilyet, malı geri verirken, yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları isteyebilir ve bu masrafları geri vermeyi talep eden tarafından kendisine ödeninceye kadar, malı geri vermekten kaçınabilir. Bu hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere iyi niyetli zilyedin masraflarına karşılık sahip olduğu hak MK. m. 950 anlamında bir hapis hakkı değil, alı koyma hakkıdır.[19][20] Bu hak zilyede, masraflar ödenmediği takdirde, malı paraya çevirme imkanı sağlamaz sadece malı alı koyma hakkı sağlar.[21]

2.KIYMETLİ EVRAK

Her ne kadar haklar, hapis hakkına konu olamasalar da, bunlardan TTK.m.557 anlamında kıymetli evraka bağlanmış olan ve onsuz ileri sürülmeleri ve devirleri mümkün olmayanları hapis hakkına konu olabileceklerdir.[22] Bu kapsama, örneğin hamiline ve emre yazılı senetler girdiği gibi, nama yazılı senetler de, senede bağlı hak senetsiz ileri sürülemez ve yine senetsiz başkasına devredilemez ise hapsedilebileceklerdir.[23] Bunun için hapis hakkı sahibine senetlerin ciro edilmiş olması gerekmediği gibi, senede bağlı hakkın da temlik edilmiş olması zorunlu değildir.[24]
Bir kıymetli evrakın hapsedilip hapsedilemeyeceği hususunda ihtilaf ortaya çıkması halinde, evrak ile buna bağlı hak arasındaki ilişkini yorumu gündeme gelecektir. Bu noktada ,söz konusu kıymetli evrak olmaksızın,borçlunun kendisine ait hakkı ileri sürmesinin mümkün olup olmadığı ve yine alacaklının elinde bulundurduğu kıymetli evrakın paraya çevrilmesini isteme ve bu yolla alacağının tatminini sağlama imkanına sahip olup olmadığına bakılacaktır.[25] Bu bağlamda hapsedilebilecek ve hapsedilemeyecek kıymetli evraka örnek olarak şunlar verilebilir:

a.Hapsedilebilecek Kıymetli Evrak

-Kambiyo Senetleri(TTK m.583 vd):Poliçe,çek,emre muharrer senet

-İpotekli Borç Senedi(MK.m.898),irat senedi(MK.m.903),rehinli tahviller(MK.m.930).

-Nama yazılı hisse senetleri

-Emtiayı temsil eden senetler: Burada hapis hakkının konusunu yalnızca kıymetli evrak değil aynı zamanda temsil ettiği emtia da oluşturmaktadır.

-Makbuz senedi ve varant (TTK.m.744/f.1,m.745/f.2,m.751,m.754).

-Taşıma senedi (TTK.m.768).

-Konişmento (TTK.m.1097).

b.Hapis Hakkına Konu Teşkil Edemeyecek Belgeler

–Yalnız delil mahiyetindeki senetler:Zira bunlarda TTK.m.557  anlamında herhangi bir hak ile bağlı değildir,örneğin limited şirketlerdeki pay senetleri,ipotek belgesi,basit borç ikrarı,havale belgesi,muhasebe kayıt ve belgeleri ile mektup ve yazışmalar.

-Hayat sigortası poliçeleri

-İbraz edilecek senetler: Bu senetlerde alacağın veya diğer hakların mevcudiyeti senedin mevcudiyetine bağlı değildir ve borçlu senet olmadan da ödemede bulunabilir veya senet olmaksızın da hak sahibidir. Örneğin kıymetli evrak kaydı içermeyen tasarruf cüzdanları, fikri haklara ilişkin belgeler (marka, patent tescil belgesi gibi).

B.ŞARTLARI

Hapis hakkı, kanunda belirtilen aşağıdaki şartların gerçekleşmesiyle kendiliğinden doğar.[26]

1.BORÇLUNUN RIZASIYLA ALACAKLININ ZİLYETLİĞİ

Alacaklı borçlunun rızası ile taşınıra veya kıymetli evraka zilyet olmalıdır. Burada borçlunun mal üzerindeki dolaysız zilyetliğine son verilerek, dolaysız zilyetliğin alacaklıya sağlanmış bulunması gerekir.[27] Şayet alacaklı, borçluya ait malı bir üçüncü kişiye teslim etmiş olup, üçüncü kişi de, alacaklı için zilyet durumunda ise, alacaklı dolaylı zilyet olarak hapis hakkını kullanabilir.[28] Alacaklı ile borçlunun eşyaya iştirak halinde zilyet olmaları da, hapis hakkının doğumuna engel olmaz.[29] Ancak borçluya tek başına mal üzerinde fiili hakimiyet sağlayan müşterek zilyetlik halinde, alacaklı mal üzerinde hapis hakkına sahip olamaz.[30]
Kıymetli evrak üzerinde hapis hakkının doğumu için de zilyet olmak yeterlidir.[31] Ayrıca emre yazılı senetlerde ciroya nama yazılı senetlerde temlike gerek yoktur.
Alacaklı taşınır mallara veya kıymetli evraka borçlunun rızasıyla zilyet olmalıdır.[32] Alacaklının kendi başına veya hile ile elde ettiği eşyalar; borçlunun elinden rızası dışında alınan eşya; yine borçlunun temsilcisi yahut yardımcı şahsı olmayan üçüncü kişilere verdiği fakat bunların borçlunun rızası olmadan alacaklıya tevdi ettiği eşya; alacaklının yanlışlıkla veya tesadüfen eline geçmiş eşya hapis hakkına konu olamayacaktır.[33]
Her ne kadar kural gereği hapis hakkı borçluya ait olan taşınır mallar veya kıymetli evrak üzerinde kullanılabilse de güvenin korunması prensibi hapis hakkına da uygulanabileceğinden MK.m.950/3 gereği alacaklı, borçlu tarafından kendisine teslim edilen üçüncü kişiye ait bir taşınır üzerinde, MK. m. 988-990 hükümlerine göre iyi niyeti korunduğu oranda hapis hakkına sahip olabilecektir.[34]

2.ALACAĞIN MUACCEL OLMASI

MK. m. 950/f.1’e göre hapis hakkı ancak muaccel hale gelmiş alacakları güvence altına almak için söz konusu olabilir. Alacak, hapis hakkının ileri sürüldüğü sırada muaccel olmalıdır, zilyetliğin kazanıldığı anda alacağın muaccel olması şart değildir.[35] Söz konusu alacak, para alacağı olabileceği gibi, yapma borcuna ilişkin bir talep yahut alacaklı malikin eşyasının iadesi talebi gibi ayni bir talep de olabilir.[36] Ancak alacağın mutlaka para ile ölçülebilir bir değeri olması gerekir. Çünkü hapis hakkının amacı, bir malın paraya çevrilmesiyle alacaklıya parayla değerlendirilebilen bir alacağını tahsil imkanı sağlamaktır.[37]
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi alacaklı ancak muaccel hale gelmiş ve para ile ölçülebilir değeri olan bir alacağa ilişkin hapis hakkını kullanabileceğinden geçersiz, zamanaşımına uğramış alacaklar için hapis hakkı söz konusu olamayacaktır.[38] Ancak hapis hakkı doğduktan sonra alacak zamanaşımına uğramışsa, bu hapis hakkının kullanılmasına engel olmaz. Çünkü bir ayni hak olan hapis hakkının zamanaşımına uğraması söz konusu olmaz.[39]
Son olarak her ne kadar hapis hakkının kullanılabilmesi için alacağın muaccel olması şart ise de MK.m.952 hükmü bu kurala istisna getirmiştir. Bu hükme göre borçlu acze düşmüş veya iflas etmişse, hapis hakkının kullanılabilmesi için artık muacceliyet aranmayacaktır.

3.ALACAK İLE EŞYA VEYA KIYMETLİ EVRAK ARASINDA İRTİBAT

MK. m. 950’ye göre alacaklının, zilyetliğindeki borçluya ait taşınır mallar ve kıymetli evrak üzerinde hapis hakkını kazanabilmesi için niteliği itibariyle bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması gerekmektedir. Burada bağlantının bulunup bulunmaması dürüstlük kuralına göre tespit edilecektir.[40] Zilyetliğinde bulunan borçluya ait malların veya kıymetli evrakın borç yerine getirilmeden geri verilmesinin alacaklıdan istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşeceği hallerde nitelik itibariyle bağlantı vardır.[41] Yine alacak, mal veya kıymetli evrak dolayısıyla doğmuşsa, bu takdirde de alacak ile eşya arasında bir bağlantı olduğundan söz edilebilir.[42] Örneğin; alacaklının, zilyetliğinde bulunan mallar için yaptığı masraflar için hapis hakkı vardır.[43] Ya da bu mallar dolayısıyla alacaklı bir zarara uğramışsa, bu zararın tazmini için alacaklı hapis hakkına sahiptir.[44]
Son olarak MK m.950/f.2,tacirler arası alacaklar ile eşya arasındaki irtibat koşulu bakımından daha esnek bir düzenleme içermektedir.[45] Bu hükme göre Hapis hakkının kullanılması için, zilyetlik ve alacağın, borçlu ve alacaklı tacir arasındaki ticari ilişkilerden doğmuş olması hapis hakkı için yeterli olacaktır;[46] ancak iki taraf için de bu ticari ilişkinin ticari işletmelerinin niteliğine uygun bir ilişki olması aranmalıdır.[47] Ticari hapis hakkında, alacağın doğrudan doğruya hapsedilen mala ilişkin olması da şart değildir.[48] Diğer bir deyişle alacak ve zilyetlik farklı hukuki işlemlere dayansalar dahi, eğer tacirlerin karşılıklı iş ve ticaret ilişkilerinden doğmuşlarsa irtibat var kabul edilecektir.[49] İrtibatın bu şekilde var kabul edilmesinin temelinde tacirler arasında, iş ilişkileri çerçevesinde çoğunlukla birbirinden farklı ve bağımsız çok sayıda işlemin yapıldığı düşüncesi yatmaktadır.[50]

4.HAPİS HAKKININ KULLANILMASININ BERTARAF EDİLMEMİŞ OLMASI

MK. m. 951/f.2’ye göre, alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hallerde hapis hakkı kullanılamaz. Yani yukarıda açıklanan üç şart gerçeklemiş olsa dahi, bu madde hükmüne göre üç halde alacaklı hapis hakkını kullanamayacaktır.[51] Bunlar;
Alacaklı hapis hakkını kullanmamayı borçluya karşı sözleşmeyle taahhüt etmişse hapis hakkı kazanılamayacaktır.[52] Hapis hakkından feragat sözleşmesinin, alacaklının mallar üzerinde dolaysız zilyetliği elde etmesinden önce veya sonra yapılması mümkündür.[53]
Alacaklının hapis hakkını kullanamayacağı diğer bir hal ise borçlunun, alacaklıyı eşyaya zilyet kılarken veya daha önce, ona hapis hakkını kullanamayacağını bildirmiş olmasıdır.[54]
Son bir hal ise hapis hakkının kullanılması kamu düzeni ile bağdaşmıyorsa, hapis hakkı kullanılamaz.[55] Kamu hukukunun veya özel hukukun kamu yararı düşüncesiyle koyduğu emredici hükümler, para değeri olan bazı eşya üzerinde hapis hakkının kullanılmasını engeller.[56] Örnek olarak, satılması yasak olan askeri araç ve gereçler üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.[57] Haczi kabil olmayan eşyalar üzerinde de hapis hakkının kullanılamayacağı kabul edilmektedir.[58]
Açıkladığımız üç halin mevcudiyeti halinde, alacaklının hapis hakkını kullanması mümkün değildir. Ancak yukarıda sayılan ilk iki durum gerçekleşmiş, yani alacaklı hapis hakkından feragat etmiş veya hapis hakkının kullanılmaması için borçlu talimat vermiş olsa bile, eşya alacaklıya teslim edildikten sonra, borçlu aciz haline düşmüş veya daha önce düşmüş olmakla birlikte, alacaklı bunu malın tesliminden sonra öğrenmişse, MK.m.952/f.2 gereği alacaklı yine hapis hakkını kullanabilecektir.[59]

IV.HAPİS HAKKININ HÜKÜMLERİ

A.ALACAKLININ HAKLARI

Hapis hakkının alacaklıya sağladığı imkanlar malı borçluya geri vermekten kaçınma ve malı paraya çevirmedir.

1.MALI GERİ VERMEKTEN KAÇINMA HAKKI

Alacaklı, borç ifa edilmediği sürece, zilyetliğinde bulunan malı borçluya iadeden kaçınabilir.[60] Alacaklının hapis hakkı, sadece alacağına yetecek kadar olan mal üzerindedir. Malın fazlası için alacaklının hapis hakkı yoktur; bunları borçluya iade etmek zorundadır.[61] Eğer alacaklı malları geri vermekten kaçınırsa, hakkı olmadan malları alıkoyma durumuna düşer ve bu yüzden borçlunun uğradığı zararları tazminle yükümlü olur.[62] Ancak mal bölünemeyen bir malsa, alacaklı alacağını tamamen tahsil etmeden eşyayı geri vermeye mecbur değildir.[63]
Borçlu, alacaklıdan mallarının veya kıymetli evrakın geri verilmesini istediğinde hapis hakkına sahip olan alacaklı, malı geri vermekten kaçındığını defi olarak ileri sürer.[64] Burada söz konusu olan defi alacaklı tarafından ileri sürülmesi zorunlu ve resen gözetilmesi mümkün olmayan bir def’idir.[65] Dolayısıyla mahkeme, alacaklı tarafından ileri sürülen bu defi çerçevesinde, hapis hakkının kullanılıp kullanılamayacağını inceler.[66]

2.HAPSEDİLEN MALI PARAYA ÇEVİRME

MK.m.953/f.1 hükmüne göre, borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluyu daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir. Madde hükmünden de anlaşıldığı gibi hapsedilen eşyanın paraya çevrilmesi işlemleri, MK.m.953/f.1’in rehin hükümlerine yaptığı atıf ve yine İİK m.23/f.2’de yer alan ve bu kanun kapsamında kullanılan taşınır rehni tabirinin, hapis hakkını da kapsadığına dair açık hüküm nedeniyle, İİK m.145 vd.’da düzenlenen taşınır rehninin paraya çevrilmesi hükümlerine göre yürütülecektir.[67] Ancak malın paraya çevrilmesi iki şarta bağlı tutulmuştur:
a.Alacaklı, paraya çevirmeden önce,borçluya ihbarda bulunmalıdır.Kanunda yer alan bu bildirim yükümlülüğünün amacı, borçluya teminat göstermek suretiyle,malın paraya çevrilmesini önlemek imkanını sağlamak istemiştir.[68] Bildirim,herhangi bir şekil yahut süre koşuluna bağlanmamıştır;yazılı yahut sözlü olarak,eşya paraya çevrilmeden önce her zaman yapılabilir.[69] İİK.m.146’ya göre,ödeme emrinin tebliği yeterli bir ihbar sayılmalıdır.[70] Diğer bir deyişle İİK m.146 uyarınca icra dairesi tarafından borçluya gönderilecek ödeme emri de bu bildirimin yerine geçebilecektir.
b.Alacaklının malı paraya çevirebilmesi için ikinci şart ise borçlunun yeterli teminat göstermemiş olmasıdır.Gösterilen teminat ayni olabileceği gibi, kişisel de olabilir. Yeterli teminat gösterilince, bunun yalnız paraya çevirmeyi mi engelleyeceği, yoksa hapis hakkını da sona mı erdireceği tartışmalıdır. Hapis hakkının sona ereceği fikri daha hakim görülmektedir.[71] Ancak bizim de katıldığımız görüş uyarınca, teminatın sonradan yetersiz hale gelebileceği de göz önünde tutularak, teminat gösterilmesinin hapis hakkını sona erdirmeyeceğini, sadece satışı durduracağını kabul etmek gerekir.[72]

B.HAPİS HAKKI İLE TEMİNAT ALTINA ALINAN ALACAĞIN TEMLİKİ

Teminat altına alınan alacağın temliki halinde, alacakla birlikte hapis hakkının da yeni alacaklıya geçip geçmeyeceği tartışmalıdır.
Bazı yazarlar,[73] hapis hakkının kullanılması için, alacaklının taşınır mala ve kıymetli evraka zilyet olması gerektiğini ileri sürerek mal üzerinde zilyetliği kazanmayan yeni alacaklının hapis hakkını kazanamayacağını kabul etmektedirler. Bazı yazarlar[74]ise, medeni yahut genel hapis hakkının, alacağın temliki ile BK m.168 gereğince geçeceğini, ticari hapis hakkının ise geçmeyeceğini savunmaktadırlar. Bir diğer görüş[75] ise alacaklı ile mal arasında niteliği itibariyle, maddi objektif bağlantı varsa hapis hakkının yeni alacaklıya geçeceğini, sadece hukuki bağlantı halinde ise geçmeyeceğini kabul etmektedir.
Bizim de katıldığımız görüş uyarınca, hapis hakkı alacağa bağlı bir yan hak olarak, kanunen BK m.168 gereğince, teminat altına aldığı alacağın temliki ile yeni alacaklıya geçer.[76]

V.HAPİS HAKKININ SONA ERMESİ

Teslime bağlı rehni sona erdiren sebepler hapis hakkının sona ermesine de yol açar. Alacaklının elinden zilyetliğin çıkması, hapis hakkını sona erdirir. Fakat alacaklı zilyetliği rızası olmadan kaybetmişse, malı dava yoluyla elde edinceye kadar, hapis hakkı askıda kalır. Buna karşılık, teslime bağlı rehinden farklı olarak, alacaklının rızası ile geçici olarak dolaysız zilyetlik borçlunun eline geçerse, hapis hakkı sona erer.[77] Burada teslime bağlı rehinden farklı olarak MK m. 943/f.2 uygulanmayacaktır.Çünkü bu madde hükmü uyarınca teslime bağlı rehinde rehnedenin, rehinli alacaklının rızası ile rehnedilene zilyet olması, taşınır rehnini sona erdirmeyecek, ancak bu süre içinde taşınır rehninin hükümleri askıda kalacaktır.

VII.HAPİS HAKKININ ÖZEL ÇEŞİTLERİ

Yukarıda da açıkladığımız Medeni Kanunun 950-953.maddeleri genel hapis hakkını düzenlemektedir. Genel hapis hakkını düzenleyen bu hükümlerin dışında ayrıca Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu ve diğer özel kanunlarda alacaklıya, borçluya ait eşyayı, alacağı karşılığında hapsetme yetkisi veren birçok düzenleme vardır.[78] Bunlar:

A.Borçlar Kanununda Yer Alan Hapis Hakkının Özel Çeşitleri

Borçlar Kanununda yer alan ardiyecinin (BK.m.476/f.3) hapis hakkı genel hapis hakkından farklı olmayan ve adeta genel hapis hakkının özel uygulamaları mahiyetinde bulunan hapis haklarıdır.[79]Yine Borçlar Kanununda yer alan adi kira ve hasılat kirasında kiralayanın (BK.m.267-269, m. 281) ve otelci, hancı, umumi ahır ve garaj sahiplerinin (BK.m.482) hapis hakkı, genel hapis hakkından farklı niteliğe sahiptir. Bunlarda, alacaklı mallar üzerinde bir zilyetliğe sahip değildir; dolaysız zilyetliğe borçlu sahiptir. Diğer taraftan, hapis hakkı yalnız muaccel alacaklar için değil henüz muaccel olmamış alacaklar için de tanınmıştır. Bu yüzden söz konusu hapis hakları, genel hapis hakkından fark esaslara tabidir[80]

B.Türk Ticaret Kanununda Yer Alan Hapis Hakkının Özel Çeşitleri

Acentenin hapis hakkı (TTK.m.132,Taşıyıcının hapis hakkı (TTK.m.794;805),Taşıma İşleri Komisyoncusunun Hapis Hakkı (TTK.m.811,812),Yardım ve Kurtarma masrafları ile ücretlerden dolayı alacaklının hapis hakkı(TTK.m.1232) dir.Avukatlık Kanununda da vekilin vekalet ücreti alacağına karşılık olarak müvekkile ait evrak ve sair eşya üzerinde sahip olduğu hapis hakkı düzenlenmiştir.

C.Medeni Kanunda Yer Alan Hapis Hakkının Özel Çeşitleri

İyiniyetli zilyedin mala yaptığı masraflar için geri vereceği mal üzerinde (MK.m.994), arazisine düşen veya giren şeyin veya hayvanın aranmasına izin veren arazi malikinin uğradığı zararın tazmini için düşen veya giren mal veya hayvan üzerinde (MK.m.752/f.2;BK.m.57) haiz oldukları alıkoyma hakkı genel hapis hakkından farklıdır. Söz konusu mallarda, alacaklı, borçlunun rızası olmadan dolaysız zilyetliği kazanmıştır. Diğer taraftan alacaklının hakkı, borç ödeninceye kadar bu malları geri vermekten kaçınmaktan ibarettir; söz konusu malları paraya çevirterek alacağını tahsil yetkisi yoktur. [81]

SONUÇ

Türk Medeni Kanunu’nun 950.953. maddelerinde düzenlenen hapis hakkı teslime bağlı rehinle birçok benzerlik gösterdiğinden taşınır rehni tipi olarak kabul edilmektedir.Söz konusu maddelerde yer alan düzenlemeler uyarınca hapis hakkı alacaklıya birçok fayda sağlamaktadır. Hapis hakkı alacaklıya zilyetliğinde bulunan ve geri verilmesi gerekli olan borçluya ait taşınır mallar ve kıymetli evrakı geri vermeyerek alacağının teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi vermektedir.
Hapis hakkının sona ermesi bakımından da çalışmamızda da açıkladığımız gibi bazı farklılıklar dışında teslime bağlı rehni sona erdiren sebepler gerçekleştiğinde hapis hakkı da sona erecektir.

KAYNAKÇA

KAYNAKÇA

AKINTÜRK Turgut/KARAMAN ATEŞ Derya: “Borçlar Hukuku”, Beta Yayıncılık, İstanbul 2012.

AKİPEK, Jale / AKINTÜRK, Turgut: Eşya Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul 2009.

CANSEL Erol:“Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı”, Ankara 1961.

ÇETİNER Bilgehan: Hapis Hakkı, Filiz Kitabevi,İstanbul 2010.

ERGÜNE M. Serkan: Hukukumuzda Taşınır Rehninin Özellikle Teslime Bağlı Taşınır Rehninin Kuruluşu, İstanbul 2002.

ERTAŞ  Şeref: Eşya Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 9. Bası, İzmir 2011.

İMRE Zahit:Hapis Hakkı Üzerine Bir Tetkik,İHFM.,c.XVII,İstanbul 1952.

KÖPRÜLÜ Bülent/KANETİ Selim: Sınırlı Ayni Haklar, 2.Bası, İstanbul 1982-1983.

OĞUZMAN, Kemal / SELİÇİ, Özer / OKTAY-ÖZDEMİR, Saibe: Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, 11. Bası, İstanbul 2006.

http://www.turkhukuksitesi.com/makale_749.htm

[1] AKİPEK, Jale / AKINTÜRK, Turgut: Eşya Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul 2009, s.857, OĞUZMAN, Kemal /SELİÇİ, Özer / OKTAY-ÖZDEMİR, Saibe: Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, 11. Bası, İstanbul 2006, s. 806, KÖPRÜLÜBülent/KANETİ Selim: Sınırlı Ayni Haklar, 2.Bası, İstanbul 1982-1983,s.512,s.744, ERTAŞ, Şeref: Eşya Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 9. Bası, İzmir 2011,s.556.

[2] ÇETİNER Bilgehan, Hapis Hakkı, Filiz Kitabevi,İstanbul 2010, s. 40-41

[3] ÇETİNER , s. 31.

[4] ZürcherK/Oftinger/Bar,ZGB,Art.895,Rn.152,naklen ÇETİNER,s.44-47-48.

[5] ÇETİNER, s. 35.

[6] ÇETİNER,s.34.

[7] Aynı görüşte KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 512, İMRE Zahit,Hapis Hakkı Üzerine Bir Tetkik,İHFM.,c.XVII,İstanbul 1952, s. 744-746.

[8] CANSEL Erol, “Türk Hususi Hukukunda Hapis Hakkı”, Ankara 1961, s. 19.

[9] ÇETİNER s.49.

[10] AKINTÜRK Turgut/KARAMAN ATEŞ Derya: “Borçlar Hukuku”, Beta Yayıncılık, İstanbul 2012, s. 117.

[11] ÇETİNER, s. 53.

[12] ÇETİNER, s. 53.

[13] http://www.turkhukuksitesi.com/makale_749.htm

[14] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 807.

[15] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 807.

[16] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 807.

[17] ERTAŞ, s. 557.

[18] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 807.

[19] CANSEL, s. 40.

[20] http://www.turkhukuksitesi.com/makale_749.htm

[21] CANSEL, s. 41, OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 807.

[22] İMRE, s. 748, CANSEL, s. 41.

[23] ÇETİNER, s. 63.

[24] ÇETİNER, s. 63.

[25] ÇETİNER, s. 63.

[26] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 807, Aynı yönde ERGÜNE M. Serkan, Hukukumuzda Taşınır Rehninin Özellikle Teslime Bağlı Taşınır Rehninin Kuruluşu, İstanbul 2002, s. 20, ERTAŞ, s. 557.

[27] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 808.

[28] CANSEL, s. 52.

[29] ERTAŞ, s. 558.

[30] CANSEL, s. 53.

[31] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 808.

[32] ERTAŞ, s. 557.

[33] ÇETİNER, s. 75.

[34] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 808.

[35] KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 519.

[36] ÇETİNER, s. 77.

[37] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 809.

[38] ERTAŞ, s. 558.

[39] ERTAŞ, s. 558.

[40] ERTAŞ, s. 558.

[41] CANSEL, s. 72, KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 520, ERTAŞ, s. 558.

[42] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 810.

[43] CANSEL, s. 63.

[44] KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 521.

[45] ÇETİNER, s. 91.

[46] CANSEL, s. 73, ÇETİNER, s. 92.

[47] CANSEL, s. 73.

[48] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 810.

[49] ÇETİNER, s. 92.

[50] ÇETİNER, s. 92.

[51] ERTAŞ, s. 558.

[52] ERTAŞ, s. 558.

[53] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 810.

[54] ERTAŞ, s. 559.

[55] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 811.

[56] CANSEL, s. 88, KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 524, ERGÜNE, s. 3.

[57] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 811.

[58] CANSEL, s. 89.

[59] ERTAŞ, s. 559.

[60] ERTAŞ, s. 559.

[61] ERTAŞ, s. 559.

[62] CANSEL, s. 94.

[63] ERTAŞ, s. 559, CANSEL, s. 94.

[64] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 812.

[65] ÇETİNER, s. 121.

[66] KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 525.

[67] ÇETİNER, s. 135.

[68] ÇETİNER, s. 135, CANSEL,s. 98, OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 812.

[69] ÇETİNER,s.135.

[70] CANSEL, s. 98, KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 526.

[71] İMRE, s. 772, CANSEL, s. 102,  KÖPRÜLÜ/KANETİ, s. 527, AKİPEK/AKINTÜRK, s. 865.

[72] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 812.

[73] Von Tuhr/Siegwart,95 II 1 a;KÖPRÜLÜ/KANETİ,s.527 naklen OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 813.

[74] Oser/Schönenberger,Art.170,N.4. naklen OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 813.

[75] Haluk TANDOĞAN,Hapis Hakkının Temliki,AHFD.,1954,C.XI.

[76] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 818, ERTAŞ, s. 557.

[77] KÖPRÜLÜ/KANETİ,s.529.

[78] ÇETİNER, s. 26.

[79] ÇETİNER, s. 26.

[80] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 814.

[81] OĞUZMAN/SELİÇİ/ÖZDEMİR, s. 814.