Bu Makaleyi Paylaş

Mobbing Nedir?

Mobbing, türkçe ifadesiyle bezdiri iş yerlerinde okullarda ve benzeri yerlerde belirli bir kişiyi hedef almak suretiyle yıldırma,dışlama, huzursuz etme çalışmalarını engelleme şeklinde bezdirme olarak tanımlanabilir. Mobbing esasen bir nevi psikolojik tacizi ifade etmektedir. Bu anlamda iş yerinde psikolojik taciz uygulamada mobbing olarak adlandırılmak suretiyle dilimiz de yer edinmiştir. Mobbing, güç yada bulunduğu konumu kullanmak suretiyle bir başka kişi üzerinde oluşturulan baskıyı, kötü, saygısız veya zararlı davranışı ifade etmektedir. Mobbingte kişinin kasten hareket etmesi söz konusudur. Uygulamada, bilhassa iş hayatında sık sık karşımıza çıkmaktadır.

Mobbing Unsurları Nelerdir?

İş yerlerinde psikolojik taciz yani mobbing aşağıdaki unsurları içermektedir.

  • İş yerinde gerçekleşmelidir.
  • Üstler tarafından astlarına uygulanabileceği gibi, astları tarafından üstlerine de uygulanabilir ya da eşitler arasında da gerçekleşebilir.
  • Sistemli bir şekilde yapılmalıdır.
  • Süreklilik kazanmış bir sıkça tekrarlanmalıdır.
  • Kasten yapılmalıdır.
  • Yıldırma ve işten uzaklaştırma amacında olmalıdır.
  • Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkmalıdır.
  • Kişiye yönelik olumsuz tutum ve davranışlar gizli veya açık olabilir.

Mobbing ve Etkileri

Mobbing kavramı, iş yerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları içermektedir. İş yerlerinde psikolojik taciz genel olarak mağdur açısından fiziksel ve zihinsel rahatsızlıklara, davranış bozuklularına, sosyal sorunlara ve ekonomik zarara
neden olmaktadır. Örnek olarak, uyku bozuklukları, ağlama nöbetleri, konsantrasyon bozukluğu, gerginlik ve öfke, alınganlık, yüksek tansiyon, kalıcı uyku bozuklukları, mide ve bağırsak sorunları, aşırı kilo alma veya verme, alkol veya ilaç (madde) bağımlılığı, tedavi
masrafları, iş yerinden kaçma veya uzaklaşma (sık sık geç kalma, sıkça kullanılan
hastalık izinleri), şiddetli depresyon, panik ataklar, kalp krizleri ve diğer ciddi
hastalıklar, kazalar, üçüncü kişiye yönelik şiddet, intihar girişimleri bu etkilerden
bazıları olarak sayılabilir.

İşçilere Eşit Davranma İlkesi ve Kapsamı

İşverenin işçiye eşit davranma yükümlülüğü, hem anayasadan hemde İş Kanunu’ndan doğan bir zorunluluk teşkil etmektedir. Uygulama gözetildiğinde, bilhassa işçiler arasında cinsiyete dayalı yada  işçinin farklı bir hayat ve yaşam tarzını benimsemesin yahut siyasi açıdan işverenden farklı düşüncelere sahip olması gibi ve daha birçok nedenden kaynaklı olarak işçinin ayrımcılığa maruz kaldığı görülmektedir. Söz konusu uygulamaların tamamı kanun koyucu tarafından yasaklanmış ve sonucu itibari ile belirli bir yaptırıma bağlanmıştır. Buna göre; iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. Nitekim İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıda detaylı açıklanan hususlara aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminat ve yoksun bırakıldığı haklarını talep edebilecektir.  Ayrımcılığa ilişkin iddiasını, işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bu yönde bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu mahkeme önünde ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olacaktır.

Mobbing Durumunda Çalışanın Hakları Nelerdir?

İş yerlerinde psikolojik tacizin temel unsurlarından biri, olayların iş yerinde gerçekleşmesidir. İş yerinin tanımı 4857 sayılı İş Kanunu’nu uyarınca işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime iş yeri denir. İşverenin iş yerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (iş yerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da iş yerinden sayılır. İş yeri, iş yerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. İş yerinde mobbing ile karşı karşıya kalan kişi, öncelikle çatışmadan kaçınılmalı ve sakin olmaya gayret etmelidir. Öncelikle bireysel olarak başvurulabilecek bir çözüm olarak şayet psikolojik taciz üst yönetim tarafından gerçekleştirilmiyorsa konuyu üst yönetime uygun bir şekilde iletmelidir. Psikolojik tacize uğradığını kanıtlayacak yazışma, not, mesaj, e-posta gibi bilgi ve belgeleri saklamalıdır.  Bu anlamda kişi, üyesi olduğu sendikadan destek talep edebilir.

İş yerinde mobbinge maruz kalan işçi, haklı bir neden olarak psikolojik tacize dayanarak iş sözleşmesini feshedebilir. Psikolojik taciz, kişiye dini inancı, ırkı, siyasi görüşü ve benzeri nedenlerden dolayı uygulanmış veya uygulanmakta ise her insanın anayasal bir hakkı ayrımcılığa uğramama hakkına dayanarak yani anayasada öngörülen ayrımcılık yasağına aykırı davranışlar bakımından suç duyurusunda bulunabilir. Kişinin yine İş Kanunu hükümleri uyarınca şartların sağlanması koşulu ile ayrımcılık tazminatı isteme hakkı doğacaktır.

Psikolojik tacizi kişiye yönelten, çalışma arkadaşı dava edilerek maddi ve manevi anlamda uğranılan zararların tazmini de talep edilebilir.

Mobbing Nasıl İspat Edilir?

Mobbinge uğrayan kişinin bu hususu ispat etmesi hiçte kolay değildir. Bu anlamda öncelikle psikolojik tacize delil olacak nitelikte varsa e-mail, mesaj, whatsap, facebook ve benzeri sosyal medya uygulamalarından gönderilen mesajlar muhakkak saklanmalıdır. Zira dava süresince tüm bu yazışmalar yazılı deliller olarak mahkemenin dikkatine sunulmaktadır. Bunların yanı sıra kişinin maruz kaldığı psikolojik baskı nedeniyle gördüğü tıbbi tedavi ve bu tedaviye ilişkin doktor raporları da dava süresince mahkeme tarafından dikkate alınacak en mühim delillerdendir.

Mobbingin ispatı noktasında bir diğer önemli husus tanık beyanlarıdır. Zira uygulamada sıkça rastlandığı üzere psikolojik tacize delil ve dayanak olarak yazılı delilden ziyade aynı iş yerinde çalışan, bulunan çalışma arkadaşlarının mobbing iddialarını doğrular nitelikteki beyanları gösterilmektedir. Uygulamada görüldüğü üzere tanık beyanları, özellikle aynı iş yerinde çalışan kişilerin psikolojik tacize ilişkin iddiaları destekler nitelikteki beyanları mahkemede belirli bir kanaat uyandırmaktadır.

Yukarıda detaylı bahsedilen hukuki meseleler dolayısı ile herhangi bir hak kaybına uğramamak ve olası bir mağduriyet yaşamanız için iş hukuku alanında çalışan bir avukattan hukuki yardım almanız  faydalı olacaktır. İş hukukundan doğan uyuşmazlıklar hakkında detaylı bilgi almak için dilerseniz Çelik Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.


HUKUKİ SÖZLÜK

İşçi: İş kanunu hükümlerine veya basın iş kanunu hükümlerine tabi şekilde çalışan kişi

Manevi zarar: Kişilik haklarının ihlali nedeni ile meydana gelen zarardır.

Hak düşürücü süre: Mahkemeler tarafından resen dikkate alınır ve aşılması halinde talep resen reddolunur.

Kıdem: İş yerinde çalışma süresi

Alt işveren: Bir işte veya bir işin bölümHukuk Bürosuilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir. Ancak, uygulama ve doktrinde asıl işverenle olan ilişkiyi belirginleştirmek amacıyla yasanın “aracı” olarak adlandırdığı kişiye “alt işveren” adı verilmektedir.