Bu Makaleyi Paylaş

GİRİŞ

Sendika üyeliğinin özellikle işçiler açısından büyük önem taşıdığı şüphesizdir. Hukukumuzda, işçilerin, sendikanın faaliyetlerinden ve toplu iş sözleşmelerinden en geniş şekilde faydalanmaları üyelikle mümkündür.

Sendikalar açısından değerlendirildiğinde, sendikaların hem kendi aralarındaki rekabeti hem de işverenle pazarlık şansını belirleyen etken üye sayısıdır. Üyelerden tahsil edilen aidatlar sendikanın ekonomik gücünü yükseltmekte ve üye sayısı toplu iş sözleşmesi düzenlenmesinde esas alınmaktadır.

Çalışmamda sendika üyeliğini, sendika üyeliğinden kaynaklanan hak ve borçları ve sendika üyeliğinin sona ermesi konularını 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 20-25’nci maddelerinde yer alan hükümlere ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun ile Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı kapsamında incelemeye çalıştım.

I. SENDİKA ÜYELİĞİNİN KAZANILMASI

  1. GENEL OLARAK

2821 Sayılı Sendikalar Kanunu’nun 22’nci maddesi uyarınca sendikaya üye olup olmamak tamamen serbesttir ve hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz.

Sendika üyeliğinin, işçi ile sendika arasında hem amaç birliği doğurduğu hem de her iki tarafa hak ve borçlar yüklediği için, Kişiler Hukuku ve Malvarlığı Hukukuna özgü çifte karakterli sürekli bir hukuki ilişki olduğu düşünülmektedir[1].

Sendika üyeliğinin kazanılabilmesi, sendika kurucuları arasında yer almak yahut kurulu bir sendikaya başvurmak suretiyle mümkündür. Çalışmanın kalan kısmında, sendikaya başvurmak ve sendika tüzüğünde belirlenen organın kabulü ile üyelik konusu değerlendirilecek, sendika kurucuları arasında yer almak ile üyeliğin gerçekleşmesi hususuna değinilmeyecektir.

B. İŞÇİ SENDİKASI ÜYELİĞİNİN ŞARTLARI

Sendika üyesi olabilmek için aranan koşullar 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu’nun 20, 21 ve 22’nci maddelerinde belirtilmiştir. Sendikaya üye olabilmek için, Sendikalar Kanunu’na göre işçi sayılmak, onaltı yaşını tamamlamış olmak ve usulüne uygun şekilde başvuruda bulunmak gerekmektedir.

1. Sendikalar Kanunu Anlamında İşçi Olmak

Sendikalar Kanunu’nun 2’nci maddesi işçiyi “hizmet akdine dayanarak çalışan” olarak tanımlamıştır. Bu şekliyle kanun, işçi kavramının kapsamını çok geniş tutmuş, iş kanunları ve Borçlar Kanunu anlamında işçi sayılıp sayılmamanın sendika üyeliği açısından önemli olmadığını vurgulamış[2], hizmet akdine dayanarak çalışmayı esas almıştır. Aynı maddenin devamında “ Hizmet akdine dayanarak çalışan bir kimsenin T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olması işçi sayılmasına engel teşkil etmez” demekle kişinin işçi sayılması bakımından sosyal sigorta kuruluşu ile bağının olmasının fark yaratmayacağını belirtmiştir. 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamı dışında olan pilot, hostes ve sporcular yine Sendikalar Kanunu kapsamında işçi sayılmakta ve sendikalara üye olabilmektedir.

Sendikalar Kanunu’nun 2’nci maddesi, hizmet akdine bağlı olarak çalışmayan ve işçi sayılmayan ancak emeği ile geçimini sağlayan bazı çalışan kesimlere de sendika kurmak ve sendikalara üye olmak hakkını tanımıştır. Bahsi geçen çalışanlar sırası ile; serbest hamallar, serbest yazarlar ve emeği ile çalışan adi şirket ortaklarıdır[3].

31.01.2012 tarihinde TBMM Başkanlığı’na gönderilen Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesi “Bu Kanunun uygulanması bakımından işçi, işveren ve işyeri kavramları 4857 sayılı İş Kanununda tanımlandığı gibidir.” demekle iş kanunları arasında terim birliği sağlamış olmaktadır. “Her ne kadar maddede sadece İş Kanununa yollama yapılmış ise de bu kanunda belirtilen tanımların İş Kanunuyla sınırlı olmaksızın genel olarak ifade edilmiş olması nedeniyle diğer iş kanunlarına ve Borçlar Kanununa tâbi olan işçi ve işverenler de Taslak kapsamında olacaktır. Ayrıca bu hüküm İşK.nun kapsamına girmeyen (md. 4) hostesler, sporcular, tarım işçileri gibi kişilerin de sendika üyeliğine engel oluşturmayacaktır.[4]”

2. Onaltı Yaşını Tamamlamış Olmak

Sendikalar Kanunu’nun 20’nci maddesine göre sendikalara üye olabilmek için işçinin onaltı yaşını doldurmuş olması gerekmekte, onaltı yaşını doldurmamış olanlar ise ancak kanuni temsilcilerinin yazılı izni ile üye olabilmektedir. Sendikalar Kanunu’nun 14’ncü maddesinin son fıkrası, onaltı yaşını doldurmamış olan üyelerin genel kurulda oy kullanamayacağını ve delege olamayacaklarını hükme bağlamıştır.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 71’nci maddesi kıyasen uygulanarak, sendikaya üye olmak için gereken asgari yaş sınırının ise onbeş olduğu söylenmektedir. Sendikaya üye olma hukuki bir işlem olduğu için, üye olacak kişinin onbeş yaşını doldurmuş olmasının yanında fiil ehliyetine de sahip olması gerekir[5].

Toplu İş İlişkileri Tasarısı’nın 17’nci maddesi, sendikaya üye olabilme yaşını onbeş olarak belirlemiştir. Tasarının “Genel Kurulda Yapılacak Seçimlerde Uyulacak Esaslar” başlıklı 14’ncü maddesi, yürürlükte olan kanunun aynı başlığı altında düzenlenen “onaltı yaşını doldurmamış olan üyeler genel kurullarda oy kullanamaz ve delege olamazlar” hükmünü barındırmamaktadır. Böylece oy kullanmak ve delege olabilmek için artık onbeş yaşını doldurmuş olmak yeterlidir.

            3. Sendikaya Başvurmak

Sendika ve benzeri tüzel kişilere üye olabilmek için, üye olmak isteyen kişi kural olarak sendikaya yazılı olarak başvuruda bulunmalıdır. Sendikalar Kanunu, toplu iş sözleşmesindeki yetki uyuşmazlıklarını en aza indirmek amacıyla işçi sendikası üyeliğini birtakım formalitelere bağlamıştır[6].

Sendikaya üye olmak isteyen kişinin üyelik koşullarına sahip olması halinde, sendikaya başvurması ve sendika yetkili organının başvuruyu kabul etmesi gerekmektedir.

i. Başvuru:

İşçi sendikasına başvuru Sendikalar Kanunu’nun 22’nci maddesi gereği mutlaka noter kanalı ile olmalıdır. İşçi beş nüsha olarak doldurup imzaladığı ve notere tasdik ettirdiği üye kayıt fişini sendikaya vermelidir. Kanunun noter şartı aramasının sebebi önceki dönemlerde görülen sahtecilik iddiaları ve yetkili sendikanın tespitinde yaşanan uyuşmazlıkların önüne geçmektir[7].

Noter aracılığı ile yapılan işlemlerde masraf alınmasının sendikalara üye olmak isteyen işçiler için zorluk teşkil ettiğinden, yasa koyucu, noterde yapılan bu işlemleri her çeşit vergi, resim ve harçtan muaf tutmuş, noterin kendi alacağı ücretin ise %50 indirimli olduğunu hükme bağlamıştır[8]. Toplu İş İlişkileri Taslağı’nın 17’nci maddesi “Sendikaya üyelik, Bakanlıkça sağlanacak elektronik başvuru sistemine e-Devlet kapısı üzerinden üyelik başvurusunda bulunması ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile e-Devlet kapısı üzerinden kazanılır” hükmünü getirerek noter şartını kaldırmıştır. Taslakta yer alan bu hükmün sahtecilik iddialarını tekrar gündeme getirmesi riski tartışılmaktadır[9].

Sendikalar Kanunu’nun 22’nci maddesi[10] “ İşçi veya işverenler aynı zamanda ve aynı işkolunda birden çok sendikaya üye olamazlar. Birden çok sendikaya üye olunması halinde, sonraki üyelikler geçersizdir.” hükmü ile Anayasa’nın 51’nci maddesinde yer alan “aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz” düzenlemesini karşılamaktaydı. 2010 yılında yapılan değişiklik ile Anayasa’da yer alan ilgili hüküm kaldırılmıştır. Sendikalar Kanunu’nda yer alan bu hüküm “aynı işkolunda” birden çok sendika üyeliğini yasaklamakta, farklı işkollarında kısmi sürelerle çalışan işçinin birden çok sendikaya üye olabilmesini engellememektedir[11]. Sendikalar Kanunu’nun 22’nci maddesinin açık hükmü doğrultusunda aynı zamanda ve aynı işkolunda birden çok sendikaya üye olunması halinde sonraki üyeliklerin geçersiz olduğu, ilk üyeliğin esas alınacağı belirtilmiştir.

 

            ii. Talebin Yetkili Organ Tarafından Kabul Edilmesi:

Sendikalarda üyeliğe kabul serbestisi vardır. Böylelikle kural olarak sendikalar, üye olmak için yapılan başvuruları kabul edip etmemekte serbesttir. İşçinin üyelik başvurusunun, sendikanın yetkili organı tarafından kabul edilmesi halinde üyelik gerçekleşmiş olur.

Sendikaların üyeliğe kabul serbestisi, Sendikalar Kanunu’nun 22’nci maddesi uyarınca “ Haklı bir sebep gösterilmeden üyeliğe kabul edilmeyen işçinin, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede dava açmak hakkı vardır. Mahkemenin kararı kesindir.”sınırlanmıştır. Bu düzenleme ile üyeliğe kabul serbestisinin keyfi bir şekilde kullanılması önlenmek istenmiş ve bir bakıma işçinin sendika karşısında korunması amaçlanmıştır[12]. Yine aynı maddede “Üyelik başvurusu, sendika tarafından en çok otuz gün içinde reddedilmediği takdirde üyelik istemi kabul edilmiş sayılır” hükmü ile sendikaların, üyelik için başvuran işçilerin başvurularını sürüncemede bırakmasını önlemiştir.

Eski 274 sayılı Sendikalar Kanunu döneminde, üyelik yetkili organın kabulüne bağlıydı. Üyelik başvurusunun reddi halinde, ret kararına karşı yargı yoluna başvurulmasını öngören bir madde ise bulunmamaktaydı. Dönemin Türkiye İşçi Partisi Anayasa Mahkemesinde açtığı davada “bir işçinin sendika üyesi olabilmesi için sendikanın yetkili organının üyelik isteğini kabul etmesi koşulu öngörülmüştür ki bu koşul Anayasa’ya aykırıdır; çünkü bu kuralla işçinin sendikaya serbestçe girme yetkisi elinden alınmıştır. Sendikada üye olmayı engellemeyecek herhangi bir nedenle örneğin üye olmak isteğinin yetkili organdaki üyelerin hoşuna gitmemesi veya üye olmak isteğinin kendileriyle yarışmaya gireceğini ummaları nedeniyle inançlı ve bilgili bir işçiyi sendika üyeliğinden yoksun bırakmaları saplanmış olacaktır. Anayasa 46 ncı maddesinde serbestçe üye olma hakkını tanımış, buna bir sınırlandırma koymamıştır. Bu nedenlerle metindeki (ve meslekî teşekkülün yetkili organının kabulü) deyiminin iptali gerekir” açıklaması ile ilgili hükmün iptalini talep etmiş ve ilgili hüküm oybirliği ile iptal edilmiştir[13]. 

Üyelik talebinde bulunan işçinin, talebi otuz gün içinde reddedilmediği takdirde artık üye olmuş sayılacaktır. Üyelik talebinin reddedilmesi halinde işçinin, ret kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde iş mahkemesinde dava açması gerekir. Mahkemenin vereceği karar kesindir ve temyiz edilemez. Otuz günlük süre hak düşürücü niteliktedir[14].

Haklı bir sebebin varlığı halinde, örneğin, işçinin aynı işkolunda başka bir sendikaya üye oluşu, başka işkolunda çalışması, işçi olmaması, sendikaya karşı hasmane tutum sergilemesi durumunda üyelik başvurusu reddedilir. Buna karşılık sendikaya üye olması halinde ileride yönetime rakip olabileceği endişesi haklı bir sebep değildir. Cins, aile, ırk, din, mezhep, inanç, siyasi düşünceye dayalı sebepler ile ret mümkün değil ve aynı zamanda Anayasa hükümlerine de aykırıdır[15].

iii. Üye Kayıt Fişlerinin İlgili Makamlara Gönderilmesi:

Sendikalar Kanunu’nun 22’nci maddesine göre “Üyeliği kesinleşen işçinin üye kayıt fişinin birer nüshasının sendikaca onbeş gün içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ve işçinin çalıştığı işyerinin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğüne gönderilmesi zorunludur. Üye kayıt fişinin bir nüshası da işçinin kendisine verilir.”  25.05.1988 Tarih ve 3449 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce, üye kayıt fişinin bir nüshasının aynı zamanda işverene de gönderilmesi zorunluydu. Önceki uygulama, işverene, sendikaya üye olduğunu öğrendiği işçinin işine son verme imkânı tanımaktaydı[16].

Üyeliğin kazanılması açısından, sendikanın bildirimde bulunması zorunluluğu yoktur. Bildirim yetkili sendikanın tespiti hususunda önem kazanmaktadır ve idari bir sorunluluk olduğundan yapılmaması halinde Sendikalar Kanunu’nun 59’ncu maddesi uyarınca idari para cezasına hükmedilir.

C. İŞVEREN SENDİKASI ÜYELİĞİNİN ŞARTLARI

İşveren sendikaları ile ilgili özel bir düzenleme mevcut değildir. Kanun, işveren sendikaları ile ilgili özel düzenlemeleri istisnai olarak yapmıştır ve bu düzenlemeler dışında Sendikalar Kanunu çerçevesinde genel hükümlere tabi tutmuştur.

İşveren sendikasına üye olabilmek için Sendikalar Kanunu anlamında işveren sayılmak gerekir. Sendikalar Kanunu işvereni “ İşçi sayılan kimseleri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye ve tüzel kişiliği olmayan kamu kuruluşlarına denir. Bir adi şirkette fiziki veya fikri emek arzı suretiyle ortak olanların dışındaki ortaklar da işveren sayılır.” şeklinde tanımlamıştır. Yine Kanun, “İşveren vekilleri bu kanun kapsamında işveren sayılırlar… İşveren vekili: işveren sayılan gerçek ve tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan kamu kuruluşları adına işletmenin bütününü sevk ve idareye yetkili olanlar…” düzenlemesi ile işveren vekillerini de işveren olarak kabul etmiştir.

İşveren ya da işveren vekilleri ilgili işkolunda kurulu bir sendikaya üye olabilirler. Aynı anda ve aynı işkolunda birden çok üyelik ile ilgili yasaklar ve hükümler işveren ve işveren vekilleri için de geçerlidir.

İşveren sendikasına üyeliğin, İşçi sendikasına üyelikten temel farkı, Sendikalar Kanunu’nun 22’nci maddesinin son fıkrasında “ İşveren sendikası üyeliği, üç nüsha üye kayıt fişinin doldurulup imzalanması ve sendikaya verilmesi ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile kazanılır…” şeklinde yer alan düzenleme ile notere başvuru ve noter onayının aranmamış olmasıdır.

D. ÜYE OLMAYA ENGEL HALLER

Sendikalar Kanunu’nun 21’nci maddesinde düzenlenen “İşçi ve işveren sendikalarına; Askeri şahıslar ( Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığına bağlı işyerlerinde bu Kanun anlamında işçi olarak çalışanlar hariç ) üye olamaz ve sendika kuramazlar.” hükmü ile askeri şahısların sendikalara üye olamayacağını ve sendika kuramayacağını belirtmiştir[17].

E. KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKASI ÜYELİĞİ

Sendika hakkı, kamu görevlilerini de kapsayacak bir biçimde Anayasa’nın 51’nci maddesinde tanınmıştır. Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’na ( KGSK ) göre kamu görevlisi sayılan kimseler[18] kamu görevlileri sendikalarına üye olabilirler. KGSK kamu görevlileri sendikalarına üye olamayacak kişileri 15’nci maddesinde sayma suretiyle belirlemiştir.

KGSK kapsamında kamu görevlisi sayılanlar ve yasak kapsamında olmayanlar, kamu görevlileri sendikalarına üye olabileceklerdir.

Kamu görevlileri, sendikaya üye olmak için çalıştıkları işyerinin girdiği işkolunda kurulu sendikadan temin edeceği üye formunu üç nüsha olarak doldurup imzalayarak başvuruda bulunacaktır. Başvuru, sendika yetkili organı tarafından değerlendirilerek ya ret kararı verilecek ya da kabul edilecektir. 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nda üyeliğe kabul serbestisini sınırlayan ve keyfi işlemlere engel olan hükümlere, KGSK’nda da aynen yer verilmiştir[19]. Üyeliği kesinleşen kamu görevlisine üyelik başvuru belgesinin bir nüshası verilir, diğer nüsha üyenin işverenine gönderilir ve son nüsha sendikada kalır[20].

 

II. ÜYELİKTEN DOĞAN HAK VE BORÇLAR

A. ÜYELİK HAKLARI

Üyelerin hakları, “Sendikanın Faaliyet ve Yönetimine Katılma Hakkı”, “Sendikanın Tesis ve Faaliyetlerinden Yararlanma Hakkı” ve “Eşit Davranılmasını Talep Etme Hakkı” olmak üzere üç başlıkta incelenecektir.

1. Sendikanın Faaliyet ve Yönetimine Katılma Hakkı

Sendikalar Kanunu’nun 13’ncü maddesinin 3’ncü fıkrası “Delegelerin veya üyelerin genel kurula katılmaları ve oy kullanmaları engellenemez.” hükmünü düzenlemekte ve aynı kanunun 10’uncu maddesinin son fıkrası “Sendika tüzüklerine delege seçilebilmeyi engelleyici hükümler konamaz” hükmü ile sendika üyelerinin oy kullanma ve genel kurula katılma hakkı güvence altına alınmıştır. Yine aynı kanunun 12’nci maddesi uyarınca “ Olağanüstü genel kurul, yönetim kurulu veya denetleme kurulunun gerekli gördüğü hallerde yahut genel kurul üye veya delegelerinin beşte birinin yazılı isteği üzerine toplanır”

2. Sendikanın Tesis ve Faaliyetlerinden Yararlanma Hakkı

Üyeler, sendikanın sağlık, spor, lokal gibi tesislerinden ve tertip edilen kurs ve seminer gibi faaliyetlerden yararlanabilirler. Sendika ve konfederasyonlar, faaliyetlerinden yararlandırmada üyeleri arasında eşitliğe uymak zorundadırlar.

3. Eşit Davranılmasını Talep Etme Hakkı

Sendikalar Kanunu’nun 33’ncü maddesinin son fıkrası uyarınca “Sendika ve konfederasyonlar faaliyetlerinden yararlandırmada, üyeleri arasında eşitliğe uymak zorundadırlar.” Aynı zamanda üyelerin, sendika yönetiminden mevzuat, sözleşme ve tüzükte öngörülen ilke ve kurallara uyulmasını isteme hakkının yanında yasa, sözleşme ve tüzük hükümlerine aykırı olarak alınmış sendika kararlarına karşı iptal davası açma hakkı vardır[21].

B. ÜYELİK BORÇLARI

1. Aidat Ödeme Borcu

Sendika üyelerinin en temel borcu şüphesiz aidat ödeme borcudur. Sendikalar Kanunu’nun 7’nci maddesi uyarınca üye aidatlarının tespit şekil ve usulünü ve yine aynı kanunun 23’ncü maddesi uyarınca üyelik aidat miktarını tüzüklerinde belirtirler[22]. Aidat ödeme borcu sadece faaliyeti devam eden sendikalar için geçerlidir, üyelerin, faaliyeti durdurulmuş olan sendikalara bu halin devamı süresince aidat ödeme borcu yoktur. Üyelik aidatı işçinin bir günlük çıplak ücretinden fazla olamaz. İşveren sendikaları için ise işverenin ödeyeceği aidat, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücret toplamını geçemez. Aidat “çıplak ücret” olarak belirlendiği için, hesaplama yapılırken ikramiye, yemek ücreti, prim ve benzeri ücret ekleri dikkate alınmaz[23].

Sendikalar üyelerinden üyelik aidatı dışında başkaca bir aidat alamazlar. Yani tüzüklerine koyacakları “giriş aidatı”, “grev dayanışma fonu” gibi bir hüküm yahut toplu iş sözleşmelerinde düzenleyecekleri bir madde ile üyelerden aidat alınmasını sağlayamazlar[24]. Yargıtay, verdiği bir kararında ücretten spor kesintisi yapılmasını öngören toplu iş sözleşmesi hükmünü yasaya aykırı bulmuştur[25]Bunların dışında gönüllü olarak yapılan bağışlar ve tatil, konser ve benzeri faaliyetler karşılığında alınan bedeller yasak kapsamında değildir.

Aidatların ödenme sistemine ilişkin iki yolun varlığından söz edilebilir. Üye, aidatını ya kendisi ödeyecek ya da aidatlar işveren tarafından işçinin ücretinden kesilerek sendikaya ödenecektir. Üye ve dayanışma aidatının işveren tarafından işçinin ücretinden kesilip sendikaya ödenmesi sistemine “kaynaktan kesme” yahut “check-off”denmekte ve bu sistem Sendikalar Kanunu’nun 61’nci maddesinde düzenlenmektedir[26]. Check-off sisteminden sadece işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesine taraf sendika yararlanabilir. Ancak toplu iş sözleşmesi henüz yapılmamış ya da sona ermişse, yetki belgesi alan sendika da bu kesintiyi talep edebilir[27]. Her iki durumda da check-off sisteminin uygulanabilmesi için ilgili sendikanın işverene yazılı talepte bulunması ve üye işçi listesini vermesi gerekir. Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 18’nci maddesi Üyelik ve dayanışma aidatları yetkili işçi sendikasının işverene yazılı başvurusu üzerine işçinin ücretinden kesilmek suretiyle ilgili sendikaya ödenir”düzenlemesi ile bu hakkı sadece yetkili sendikaya tanımıştır ve “Üye aidatının tahsiline ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir” hükmüne yer vermiştir. Yine tasarının aynı maddesinde üyelik ve dayanışma aidatı dışında başka bir aidat alınamayacağına ilişkin yasak kaldırılmıştır.

Check-off sisteminin sendikalar açısından avantajı üyelik ve dayanışma aidatlarını düzenli olarak almalarına olanak sağlamasıdır ancak işçi ile sendika arasına işverenin girmesi ve işverenin, sendikanın mali gücünü öğrenmesi açısından sakıncalar barındırmaktadır[28].

Sendikalar Kanunu’nun 61’nci maddesinin son fıkrasın uyarınca “…kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır”.

2. Sendika Düzenine Uyma Borcu

Sendika üyeleri, sendikanın yönetim ve işleyişine dair kurallara uymakla yükümlüdürler. Bahsedilen kurallar sendikanın aldığı kararlar yahut sendika organlarının verdiği meşru talimatlar ( grev gibi ) kadar sendika tüzüğünde ve mevzuatında belirtilen konularda olabilir[29].

IV. SENDİKA ÜYELİĞİNİN SONA ERMESİ

Sendika üyeliği, “sendikaya üye olma hürriyeti” göz önünde tutularak, üye tarafından iradi olarak her zaman sona erdirilebilir[30]. Sendikanın da sendika düzenine uymayan üyeleri çıkarmak ( ihraç etme ) hakkı vardır. Çıkma ve çıkarılma dışında da bazı hallerde sendika üyeliği herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Aşağıda, sendika üyeliğini sona erdiren “kendiliğinden sona erme” , “çıkma” ve “çıkarılma” hallerinden bahsedilmiştir.

A. ÜYELİĞİN KENDİLİĞİNDEN SONA ERMESİ

1. Genel Olarak

Sendikalar Kanunu’nun 25’nci maddesinin 4 ve 5’nci fıkraları, sendika üyeliğinin kendiliğinden son bulacağı halleri düzenlemektedir. Bahsi geçen hükümler dışında da sendika üyeliğinin kendiliğinden son bulmasına yol açan sebepler vardır.

Sendika üyesinin ölümü yahut hakkında gaiplik kararı verilmesi, sendika üyeliğini kendiliğinden sona erdirir.

Sendika üyesinin temyiz kudretini kalıcı olarak yitirmesi de üyeliğe engel teşkil edeceğinden, üyeliği kendiliğinden sonlandırır. Ancak temyiz kudretinin geçici kaybı halinde üyelik sona ermemekte, sadece üyelikten doğan haklar kullanılamamaktadır[31].

           2. İşçi/İşveren/Memur Niteliğinin Kaybı

İşçi yahut işveren sendikası üyesinin üyelikleri, bu niteliklerinin kaybolması durumunda üyelikleri kendiliğinden sona erer. Yani kamu görevlisinin, görevinden istifa ederek özel sektöre geçmesiyle kamu görevlisi niteliğini kaybetmesi, işçinin işçi niteliğinin kaybolması, işverenin ve işveren vekilinin bu niteliği kaybetmesi durumunda, sendika üyelikleri sona erer[32].

Dikkat edilmesi gereken nokta, tüzel kişiliği temsilen işveren vekili sıfatı ile işveren sendikasına üye olanların üyeliklerinin sona ermesi durumunda, bağlı bulunduğu tüzel kişiliğin işveren sendikasına üyeliği etkilenmemektedir. Bu durumda tüzel kişi, görevi sona eren işveren vekilinin yerine bir başkasını atayarak üyeliğini devam ettirmektedir[33].

3. Emeklilik ve İşkolu/Hizmet Kolu Değişimi

Sendikalar Kanunu’nun 25’nci maddesinin son fıkrası uyarınca “…Kanunla kurulu kurum ve sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı veya toptan ödeme alarak işten ayrılan işçilerle işkolunu değiştiren işçilerin sendika üyeliği sona erer. Çalışmaya devam edenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Ancak sendika şubesi, sendika veya konfederasyonların yönetim ve denetim kurullarındaki görevleri sırasında yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alan yöneticilerin sendika üyeliği, görevleri süresince ve yeniden seçildikleri sürece devam eder.” Sendika üyesi işçinin ne sebeple olursa olsun işkolunun değişmesi halinde, bağlı olduğu sendikaya üyeliği sona kendiliğinden sona erer. Aynı şekilde memur ve kamu görevlisi olan kişilerinde hizmet kolunda değişiklik olması durumunda üyelikleri sona erer.

Yasada 04.04.1995 tarihinde yapılan değişiklikten önce, emeklilik sebebiyle işten ayrılan işçilerin hem sendika üyeliği hem de sendika organlarındaki görevleri sona ermekteydi. Değişiklik neticesinde bu kişilerin sendika yönetim ve denetim organlarındaki görevleri sürmekte ise, üyelikleri devam edecektir[34].

KGSK’nun 16’ncı maddesi uyarıncaÇekilme, göreve son verilmesi veya sair nedenlerle kamu görevinden ayrılanlar ile farklı bir hizmet koluna giren kuruma atananlardan sendika üyesi olanların üyelikleri, varsa sendika şubesi, sendika veya konfederasyon organlarındaki görevleri sona erer. Emekliye ayrılanların sendika şubesi, sendika veya konfederasyon organlarındaki görevleri seçildikleri dönemin sonuna kadar devam eder.” Kamu görevlilerinin yaş haddi, kadrosuzluk, resen emeklilik hallerinde sendika üyelikleri sona erer[35].

B. ÜYELİKTEN ÇIKMA ( İSTİFA )

İşçi yahut işveren her üye, sendikada üye kalmaya veya üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Üyeler önceden bildirimde bulunmak suretiyle üyelikten çekilebilir[36]. Kamu düzenine ilişkin olan bu esasa aykırı şekilde bir düzenleme yapılamaz[37]. Sendikalar Kanunu’nun 25’inci maddesinin 2’nci fıkrasına göre “…Çekilme bildirimi noter huzurunda münferiden kimliğin tespiti ve istifa edecek kişinin imzasının tasdiki ile olur. Çekilme bildiriminin birer örneği noterlikçe en geç üç iş günü içinde ilgili işverene, sendikaya, işyerinin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğüne ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilir…” Çekilme bildirimi üyelik ilişkisinin tek taraflı feshi niteliğindedir ve noter aracılığı ile yapılması şarttır. Noter şartının aranmasında ise yine üyelikte olduğu gibi sahtecilik iddialarına ve yetki tespitine ilişkin çıkan uyuşmazlıkların engellenmesi amaçlanmıştır[38]. Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 19’ncu maddesi “Her üye, e-Devlet kapısı üzerinden çekilme talebinde bulunmak suretiyle üyelikten çekilebilir. E-Devlet kapısı üzerinden yapılan çekilme bildirimi elektronik ortamda eşzamanlı olarak Bakanlığa ve sendikaya ulaşır” şeklinde düzenleme yaparak noter kanalını devre dışı bırakmıştır.

Sendikalar Kanunu’nun 25’inci maddesinin devamında “Çekilme, notere başvuru tarihinden itibaren bir ay sonra geçerlidir. Çekilenin bu bir aylık süre içerisinde başka bir sendikaya üye olması halinde yeni sendika üyeliği bu sürenin bitimi tarihinde kazanılmış olur”[39] denmektedir. Çekilmenin derhal hüküm doğurmamasında amaç ani istifalarla sendikanın ekonomik yapısının sarsılmasının önüne geçilmesi ve toplu iş sözleşmelerinde yetki prosedürü sırasında toplu üye değişikliğinin engellenmesidir[40].

KGSK’nun 16’ncı maddesi, kamu görevlilerinin sendika üyeliğinden çekilmesini düzenlerken Sendikalar Kanunu ile paralel hükümler tesis etmiştir. Kamu görevlileri bakımından da çekilme derhal sonuç doğurmamakta, başvuru tarihinden itibaren otuz gün içinde geçerli olmaktadır. Yine çekilenin otuz günlük süre içerisinde başka bir sendikaya üye olması halinde, üyelik, otuz günlük sürenin bitimi tarihinde kazanılmış olur. Bu düzenlemenin sebebi ise hükümetle toplu görüşmeye katılacak olan sendikanın belirlenmesinde sorun yaşanmasının önüne geçmektir[41].

            C. ÜYELİKTEN ÇIKARILMA ( İHRAÇ )

Sendikadan çıkarılma kararı, sendikanın, üyesi hakkında uygulayabileceği şüphesiz en ağır yaptırımdır. Özellikle işçiler açısından büyük önem taşıyan sendika üyeliği ve üyelikten kaynaklanan haklar göz önünde tutulduğunda, çıkarma kararının verilebilmesi için ciddi sebeplerin varlığı aranmalıdır. Çıkarma kararları yasa ve tüzük hükümlerine uygun olarak alınmalıdır.

Üyelikten çıkarma nedenleri Sendikalar Kanunu’nun 7’nci maddesi uyarınca sendika tüzüğünde belirtilmelidir. Çıkarma nedenlerine örnek olarak üye aidatının ödenmemesi, başka bir sendikaya üye olma, yasal bir greve katılmama gösterilebilir[42]. Bunların dışında Medeni Kanun uyarınca haklı bir sebebin varlığı da çıkarma sebebi olabilir[43].

Sendikalar Kanunu’nun 25’nci maddesinin 3’ncü fıkrasına göre “ Üyenin sendika ve konfederasyondan çıkarılma kararı genel kurulca verilir.” Böylelikle bir sendikanın, üyesi hakkında çıkarma kararını genel kuruldan başka bir organa devretmesi mümkün değildir. Çıkarma kararına karşı üye aynı fıkranın devamı uyarınca “…kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemeye itiraz edebilir. Mahkeme 2 ay içinde kesin olarak karar verir. Üyelik, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.”Çıkarılma kararına karşı mahkemeye başvurma hakkı aynı zamanda Bölge Çalışma Müdürlüğüne de tanınmıştır. Kamu görevlileri için yine paralel düzenleme mevcut olup itiraz hakkı için hak düşürücü sürenin onbeş gün oluşu ve bu hakkın sadece üyeye ait oluşudur.

D. ÜYELİĞİ SONA ERDİRMEYEN HALLER

Sendikalar Kanunu’nun 24’ncü maddesi üyeliğin devamı ve askıya alınması hallerini düzenlemiştir. Kamu görevlileri bakımından da yine aynı madde hükümleri geçerli olacaktır.

Sendika üyesi olanların, “işçi sendika veya konfederasyonlarının yönetim, denetleme ve disiplin kurullarında görev almalarından dolayı işyerinden ayrılan işçilerin” profesyonel anlamda sendika yöneticisi olmaları halinde sendikalara üyelikleri devam etmektedir. Diğer bir durum ise “ sendikalara üye olmak hakkına sahip olanlardan mevzuat gereğince bir işletme veya kurumun yönetim kurullarında veya benzeri kurullarında işveren, işveren vekili ve işçi temsilcisi sıfatıyla bulunanların da…” sendika üyeliğinin devam edeceğidir. Sendika üyesi olan işçinin geçici olarak işsiz kalması veya sendikanın faaliyet alanı içinde kalması şartı ile iş değiştirmesi de sendika üyeliğini etkilemeyecektir. Yargıtay verdiği bir kararda işçinin, işten ayrıldıktan sonra bir yıldan fazla bir süre aynı işkoluna giren bir işte çalışmaması durumunda sendika üyeliğinin son bulacağına hükmetmiştir[44]. Geçici işsizliğin ne kadar süreceği yasada belirtilmemekle beraber Toplu İş İlişkileri Taslağı’nın 19’ncu maddesi “İşçi sendikası üyesinin kesintisiz bir yılı geçmemek üzere işsiz kalması üyeliğini etkilemez” hükmünü barındırmaktadır.

Sendikalar Kanunu’nun 24’ncü maddesinin 3’ncü fıkrası sendika üyeliğinin askıya alınması halini düzenlemiştir. Sendika üyesi olan işçinin, muvazzaf askerlik görevini yapmak için işinden ayrılması halinde, sendika üyeliği askerlik süresince askıya alınır. Askı hali devam ettiği sürece üyelikten kaynaklanan hak ve yükümlülükler de askıdadır. Mevsimlik işçilerin de iki mevsim arasında işsiz kalması yani sözleşmelerinin askıda olması durumunda, varsa sendika üyelikleri etkilenmez[45]. Yargıtay’ın görüşü de aynı yöndedir[46]

Sendikalar, tüzüklerinde askı haline ilişkin hükümleri koyabilirler. Ancak tüzükte belirtilen bu hükümlerin, üyeliği etkilememesi gerekir. Uygulamada, sendikanın disiplin kurulunun aldığı bir karar ile üyesinin üyeliğini bir sonraki genel kurula kadar askıya almasını ve bir sonraki genel kurulun ise üç yıl sonra yapılacağı hususunu Yargıtay, işlemin esasta çıkartma niteliğinde olduğunu belirterek hukuka aykırı bulmuştur[47].

 

KAYNAKÇA

 

AKTAY, A. NİZAMETTİN / ARICI, KADİR / SENYEN-KAPLAN, E. TUNCAY, İş Hukuku, Yenilenmiş 4. Bası, Eylül – 2011 Ankara, Gazi Kitabevi.

 

SUR, MELDA: İş Hukuku Toplu İlişkiler, Güncellenmiş 4. Bası, 2011 Ankara, Turhan Kitabevi.

 

TUNCAY, A. CAN: Toplu İş Hukuku, 2. Bası, Ağustos – 2010 İstanbul, Beta.

 

 

TUNCAY, A. Can: Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarı Taslağının Sendika Üyeliği Açısından Değerlendirilmesi, TİSK İşveren Dergisi,  Kasım – Aralık 2011.

[1] TUNCAY, A. CAN: Toplu İş Hukuku, 2. Bası, Ağustos – 2010 İstanbul, Beta, s.70.

[2] TUNCAY, s.70.

[3] AKTAY, A. NİZAMETTİN / ARICI, KADİR / SENYEN-KAPLAN, TUNCAY, İş Hukuku, Yenilenmiş 4. Bası, Eylül – 2011 Ankara, Gazi Kitabevi, s.318.

[4] TUNCAY, A. Can: Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarı Taslağının Sendika Üyeliği Açısından Değerlendirilmesi, TİSK İşveren Dergisi,  Kasım – Aralık 2011.

[5] TUNCAY, s.71.

[6] AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.319.

[7] TUNCAY, s.75.

[8] 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu’nun “Muaflıklar” başlıklı 64’ncü maddesi.

[9] TUNCAY, s.76; TUNCAY, Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarı Taslağının Sendika Üyeliği Açısından Değerlendirilmesi TİSK İşveren Dergisi,  Kasım – Aralık 2011.

[10]Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı’nın 17’nci maddesi “Aynı işkolunda ve aynı zamanda farklı işverenlerin işyerlerinde çalışan işçiler birden çok sendikaya üye olabilirler” hükmünü içermektedir.

[11] SUR, MELDA: İş Hukuku Toplu İlişkiler, Güncellenmiş 4. Bası, 2011 Ankara, Turhan Kitabevi, s.133.

[12] AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.321.

[13] A.M. 1970/48 E. 1972/3 K. 8-9 Şubat 1972, RG 19.10.1972, 14341.

[14] TUNCAY, s77.

[15] SUR, s.137.

[16] TUNCAY, s.78.

[17] Sendikalar Kanunu’nda yapılan değişikliklerden önce –Din ve ibadet işlerinde çalışanlar – Öğrenciler – Bazı kamu kurum ve kuruluşlarda üst kademe yöneticisi olarak çalışmakta olan müfettişler, kontrolörler, müdürler ve buna eşit ve bunların üst kademelerindeki diğer yöneticiler – 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na tabi okullarda öğretmenlik yapanlar sendikalara üye olma yasağı kapsamındaydılar.

[18] KGSK’nun 3’ncü maddesine göre kamu görevlisi “Kamu kurum ve kuruluşlarının işçi statüsü dışındaki bir kadro veya pozisyonunda daimi suretle çalışan, adaylık veya deneme süresini tamamlamış kamu görevlileridir”.

[19] KGSK m.14 “ …Üyelik başvurusu, sendika tarafından en çok otuz gün içinde reddedilmediği takdirde üyelik istemi kabul edilmiş sayılır. Haklı bir sebep gösterilmeden üyeliğe kabul edilmeyen kamu görevlisinin, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede dava açma hakkı vardır.”

[20] AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.325.

[21] TUNCAY, s.79.

[22] Toplu İş İlişkileri Tasarısı, üyelik aidatına ilişkin bir sınırlama getirmemiştir.

[23] TUNCAY, s.79.

[24] TUNCAY, s.80.

[25] Yargıtay 9.HD, 04.04.2011, 2001/5641 E. 2001/5576 K.  28.02.2012.

[26] TUNCAY, s.80.

[27] SUR, s.143.

[28] TUNCAY, s.80.

[29] SUR, s.140.

[30] AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.330.

[31] TUNCAY, s.94.

[32] AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.334.

[33] TUNCAY, s.95.

[34] TUNCAY, s.95.

[35] AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.333.

[36] Olumsuz Sendika Özgürlüğü hakkında bkz. TUNCAY, s.28; AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.273.

[37] Örneğin, sendikadan istifa edilmesi halinde sendikaya tazminat ödeneceği kararlaştırılamaz yahut işveren ile sendika arasında yapılan toplu iş sözleşmesinde, sendikadan ayrılan işçinin işine de son verileceğine dair hüküm koyulamaz.

[38] TUNCAY, s.97.

[39] İlgili maddede değişiklik yapılmadan önce çekilme, notere başvuru tarihinden itibaren üç ay idi.

[40] SUR, s.149.

[41] AKTAY/ARICI/SENYEN-KAPLAN, s.332.

[42] SUR, s.149.

[43] TUNCAY, s.98.

[44] Yargıtay HGK, 29.03.2000, 2000/9-713 E. 2000/222 K. 28.02.2012.

[45] TUNCAY, s.96.

[46] Yargıtay 9 HD, 17.01.1992, 1991/17528 E. 1992/284 K. 28.02.2012; Yargıtay 9 HD, 18.01.2010, 2008/14577 E. 2010/294 K. 28.02.2012.

[47] Yargıtay 9.HD, 23.11.2010, 2010/30925 E. 2010/34411 K. 28.02.2012.